“Qulp” ya da Türkçe adıyla Tuzluca, Iğdır’a bağlı yaklaşık 10 bin nüfuslu bir ilçe. Tuz mağaraları ile Türkiye’nin 40 yıllık tuz ihtiyacını karşılamaya hazır, yeraltı zenginliği ile ayrı bir öneme sahip olduğunu öğreniyoruz.

Halkının hayvancılık ve tarım ile geçimini sağladığı şehir, Kürdistan’daki diğer kenlerde olduğu gibi bir çok hizmetten mahrum kalmış.
Tıpkı Iğdır gibi Cumhuriyet tarihi boyunca iktidara bağlı partileri tarafından belediyesi bir rant, çete belediyesi haline getirilmiş. Azeri, Kürtler ve Terekeme gibi halklardan oluşan ilçe nüfusu, 30 Mart yerel seçimlerinde, belediyecilikte BDP’yi tercih etti. Belediye binasına girdiğimizde, Kurdili renkler ve yazılar bir başka Qulp’a gelindiğini açıkça hissettiriyor. Kürtçe tabelelar, belediye araçlarının üzerindeki Kürtçe yazılar, dikkat çeken değişikliklerden sadece bir kaçı. Qulp Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Gültekin ve Neşegül Can sorularımızı yanıtladı.

Qulp, yerel seçimlerde BDP’yi tercih ederek artık farklı bir belediyecilik görmek istediğini beyan etti. Sizin yorumunuz ne?

Mehmet Gültekin: Son iki yerel seçimde de çok az bir farkla, oynanan oyunlarla kazanamamıştık. Fakat bu yıl halkımız bu oyunlara izin vermedi. Nüfusunun çoğunluğu Kürtlerden oluşması nedeniyle ilçe hep geri planda bırakılmış. Köy korucuları merkeze yerleştirilerek sürekli iktidar partilerinin burada iktidar olması sağlanmış. Belediyeyi kazanan partiler ve başkanları, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmişler kenti adeta yoksul ve zavallı bir konumda bırakmışlar. Bir şehrin en temel ve olması gereken ihtiyaçları bile karşılanmamış. Mesela bu şehirde bir taksi durağı bile yok. Hayvancılıkla geçim kaynağı olmasına rağmen bir hayvan pazarı ve mezbahanesi bile yok. İtfaiye garajı yok. Kışın donmasın diye itfaye araçlarını tuz mağaralarına koymuşlar burada paslanma nedeni ile araçların vanaları pastan açılmıyordu. Araçları tamir ettirdik. İlçenin 106 köyü var. Köy dolmuşları için bir garaj yok.    


Belediyeyi aldıktan sonra ilk olarak ne faaliyetlerde bulundunuz?

Neşegül Can: Acil olarak belediyemizin bozuk araçlarını tamir etirerek aktif hale getirdik. Biz seçildiğimizde ilçemizde çöp sorunu hadsafhadaydı. İlk olarak çöp sorunu ile mücadele başlattık. Ardından belediyeyi adeta rant kapısına çeviren çetelere karşı mücadele başlatarak belediyeyi bu çetelerden temizledik.

Qulp için uzun vadeli diyebileceğimiz ne gibi projeleriniz var?

Mehmet Gültekin: Biz Qulp’u bir düzene koymak istiyoruz. Bunlar içinde sadece iradeli olmak, kararlı olmak yeterlidir. Biz seçildikten sonra acil olarak az önce saydığımız eksikleri giderdik fakat ilçemizin çok eksikleri var. Bu eksiklerin temel ilacı olacağını düşündüğümüz kent meclisinin oluşturulması önümüze koyduğumuz önemli projelerden biri. Bu meclis içinde kadınlar, gençler, işçiler, köylüler toplumun tüm katmanları kendini ifade edebilecek. Yine kültür merkezi ihtiyacımız var.

İlçenizde eşbaşkanlık sistemi nasıl karşılandı?

Neşegül Can: Bundan önceki seçimlerde kadın katılımı, yok denecek kadar azdı. Bu seçimde Önderliğimizin projesi ile beraber kadınlarda müthiş bir güven oluştu. Zaten kadın nüfusunun hemen hemen tamamı ev kadınlarından oluşuyor. Evde çocuk büyüten, yemek yapan, bulaşık yıkayan bir konuma sahip. Halkın gözünde kadın budur. Kadın sokağa çıkamaz erkek çocuğa bakamaz anlayısı ilçemizde hakim. Qulp’da ev kadınlarının özellikle bu eşbaşkanlık sistemi ile kendilerine müthiş bir güven duyması, erkeklerin eşlerine güven duyması söz konusu oldu. Seçimlerde eşbaşkanlık sistemi ile kadınlar artık evden çıktı. Seçimde çok yoğun kadın katılımı oldu. Her yerde kadınlar vardı. Tüm komisyonlarda kadınlar vardı.
Öyle bir duruma geldi ki gelen kadınlara artık komisyonlarda yer bulamıyorduk. Tüm bunların sebebi eşbaşkanlık sistemiydi. Dolayısı ile eşbaşkanlık Qulp’da olumlu karşılandı. Halkımız bundan çok memnun.

Peki bir değişime neden oldu mu?

Elbette. Örneğin kadınlar toplumsal düşünüyorlar gelip bizden park talep ediyorlar. Akşamları çıkıp yürüyüş yapabilecekleri yürüyüş alanları istiyorlar. Sosyal etkinlikler istiyorlar. Yani Önderliğimizin bu projesi, kadınlar için dünya devrimi niteliği taşıyor. Bu proje ile kadınlar hak ettiği yeri buluyor.
Sayın Gültekin Qulp ilçesi, dışarıya çok göç veren bir ilçe. Belediye olarak bu göçü önlemeye yönelik neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Qulp, sadece 90’lı yıllarda değil 60’lı yıllardan itibaren metropollere göç veren bir ilçe. Bu nedenle biz varolan nufusu burada tutmaya çalışacağız.
Bunu, temellerini Demokratik Özerklik’ten alan projelerle gerçekleştirebiliriz.
Qulp Belediyesi’nin aylık geliri, 200 bin YTL’dir. Sadece personel gideri 170 bin YTL’dir geriye 30 bin YTL kalıyor. Bu parayla biz hem rutin işleri hem de projeleri geliştireceğiz. Bu komik bir durum. Bu açıdan kurmaya çalıştığımız yeni toplumsal model, adına yani konfederal sistem dediğimiz yeni toplumsal model sözleşme bütün toplum katmanlarını, bütün halkları, kültürleri, inançları, bütün ötekileştirilen insanları yönetime katmayı içeriyor. Bütün ötekileştirilen insanları yönetime katarak o kenti sahiplenme ve  “Ben yönetiyorum” diyebilme duygusunu geliştirirsek, insanlar yaşadıkları toprakları terk etmezler.  
Qulp, Kürdistan’da, Mezopotamya’da ve Anadolu’da güneşin ilk doğduğu yerdir. Hemen yanı başımızda Ermenistan var. Bağlı olduğumuz il Iğdır 3 ülke (İran, Ermenistan, Azerbaycan) ile sınır olan tek ildir. Biz bu ülkelerle olan sınırkapılarını devletin yanlış politikaları nedeni ile kullanamıyoruz. Yani doğru dürüst sınır ticareti, insanları ekonomik olarak rahatlatabilecek, birbirini kültürel bağla geliştirebilecek ilişkiler maalesef yok. Biz bunu kırmaya çalışacağız.

Sayın Can, Qulp yani Türkçe adıyla Tuzluca’da tuz mağaraları var. Tuz mağaralarının belediyenize, ilçenize turistik gelir açısından katkısı var mı? Nedir durumu?
Şimdi şöyle bir handikapı var tuz mağaralarının. Bu mağaralar, daha önce tekel işletmelerine bağlıydı sonrasında özelleşti ve bir şirketin malı oldu. Şu an ilçe halkına ait değil. Her ne kadar ilçenin sembolüyse de her ne kadar Türkiye’nin yaklaşık 40 yıllık kaya tuzu ihtiyacını karşılayacak gücü varsa da şu an özel bir şirketin malıdır. Yani o dağlarda o mağaralarda ne yaparsanız yapın o şirketle yapmak zorundasınız. Çalışmalarımız da var. Uzun vadede bu işle uğraşan arkadaşlarımız ve kuruluşlar var. Hem ulusal alanda hem uluslararası üretime dönük ve turizme katkı olması açısından yeni yeni kaya tuzundan hediyelik eşyalar yapılıyor. Bunları geliştirme imkanımızda var fakat dediğim gibi bu özelleştirme bunun önünde müthiş bir handikap. Eğer devletin elinde olmuş olsaydı tüm imkanlarımızı kullanarak tüm reklam gücümüzü kullanarak tuz mağaralarını dünyaya tanıtabilirdik. Mesela astım hastaları için ideal bir tedavi yeridir. Astım hastaları doktorların tavsiyesi ile gelip bu mağarada tedavi görüyor.

Bilindiği gibi Qulp’da Kürtlerin dışında farklı halklar da yaşıyor. Sizin seçilmenizden sonra bugün itibari ile size karşı önyargısı olan kesimlerin düşüncesinde bir değişiklik oldu mu?
Mehmet Gültekin: Biz bunu kırmaya yönelik seçim de istisnasız olarak ev ev dolaşarak siyasi hareketimiz için oy talebinde bulunduk. Biz eşbaşkanlar da yetebildiğimiz kadar bire bir temas kurmuşuzdur. Tabii Azeri toplumunda şöyle bir algı vardı: “Bunlar gelecek işyerleri kapatılacak. Kepenkler inecek  Her gün olay olacak kavga çatışma olacak işte bunlar Azerilere yönelecekler. Azerilerin buradan göç etmesini sağlayacaklar.” Belediyecilikte şimdiye kadarki pratiğimiz bu önyargıyı müthiş bir şekilde kırdı. Bugün bizimle en çok ilgilenen, bize ilgi duyan Azeri kesimdir. Yönetim tarzımızla, kişiliklerimizle, pratiğimizle Azerilere “Ya biz ne yapmışız, ne kadar yanılmışız” dedirttik. Yani “BDP gelmesin de kim gelirse gelsin” zihniyetinden “Evet bunlar, herkesten daha iyi yönetiyor” noktasına geldik. Elbette ırkçısı, kafatasçısı, yeminli ihanettçisi Kürtler de olduğu gibi Azerilerde de vardır. Devamlı da olacaktır. Fakat önemli olan toplum içinde bunları eritebilmektir. Öte yandan Kürdistan’da olduğu gibi burada da mezhepçiliği hortlatma çabaları vardır. Biz korkmadan, yılmadan bunlara karşı mücadele edeceğiz. Bu toprakları gericiliğe, ırkçılara, kafatasçılara bırakmayacağız. Bu topraklar kardeşliğin, özgürlüğün, barışın egemen olduğu topraklardır. Tarihte bize bunu göstermiştir. Bu topraklarda Azeriler, Ermeniler, Kürtler, Terekemler birlikte yaşamıştır. Biz bu birlikteliği yeniden oluşturabiliriz.

Peki devlet kurumları ile ilişkiniz nasıl? Size yaklaşımları…

Neşegül Can: Tabii devlet kurumlarında da aynı önyargı vardı. Biz seçimden önce de bunun çalışmasını yaptık. Bir tek kurum hariç diğer tüm kurumlarla gayet samimi bir diyalog kurduk. Seçildiğimiz taktirde onlarla koordineli çalışacağımızı belirtik. çatışmaya gerek olmadığını bu ilçe halkının 80 yılldan beridir gerçek bir hizmet beklentisinin olduğunu, bu halkın örgütsüz olmasının yıllardır hizmete susamış olmasından kaynaklandığını belirttik. Bu halk gerçekten “Ben sadece hizmet istiyorum parti falan benim umrumda değil” diyen bir kesimdi. Biz geldikten sonra kısa vadede hem belediyemizi toparladık, temizliği, suyu, araçların tamir ettirdik. Buraya geldiğimizde doğru dürüst bir aracımız çalışmıyordu. Makam aracı dahil olmak üzere. En önemli olan itfaiye araçları bile doğru dürüst çalışmıyordu. Kısa vadade bunları ciddi bir şekilde toparladık. Dolayısıyla bu önyargı ister istemez kırıldı. Bu durum sadece bizim başarısız olmamızı isteyen kesimin işine gelmedi. Bizim başarımızı gören bu kesimler de artık inanmaya, bizi kabul etmeye başladılar. Bu konuda herkese eşit olduğumuzu, inanç, dil, ırk ayrımı kullanmadan, amaçlarımıza, ilkelerimize uygun hareket etmeye çalıştık ve öyle de devam edeceğiz. Mesela buradaki hacıların, hocaların bize karşı ön yargısı vardı. İşte “Bu parti ataist bir partidir. Dinle uzaktan yakından bir alakaları yoktur. Bunlar geldimi, Ramazan’da iftar çadırı hayal olur” dediler. Bizim kurduğumuz iftar çadırı, 80 yıldan sonra ilk kez sonuna kadar devam edecek iftar çadırıydı. Zengin ve fakirin yan yana oturduğu bu çadırlar daha önceki dönemlerde ilk haftasında kapanmış. Böylece bize ataist partisi diyenlerin de önyargısını kırmış olduk. Bizim tüm inançlara saygımız vardır.
Mehmet Gültekin: Bir de şunu söylemek lazım devlet kurumlarına ilişkin. Devlet kurumlarının hareketimize, partimize, belediyemize bakışı biraz uyku modlu takip tazında. “İzle, takip et bak, ne oluyor ne bitiyor” tarzındadır. Buna uyku modu diyoruz ama uyku modunda görünüp müthiş bir takibin olduğunu biliyoruz, hissediyoruz. Geçmiş dönemlerden biliyoruz. Nasıl sahte evraklarla, düzmece yöntemlerle operasyonlarla arkadaşlarımızı zindana tıktıklarını biliyoruz. Umuyoruz ki, devlet bir daha bu tip yanlışlara düşmez. çünkü Kürtler her geçen gün örgütlüklerini geliştiriyorlar ve bu tip şeylere izin vermeyecek.

Peki gençler için neler yapacaksıniz? Toplumun büyük bir kesimini gençler oluşturuyor.

Mehmet Gültekin: Kültür merkezini, hayata geçirerek gençliği burada tutmaya çalışacağız. Farklı faaliyetler içine sokmaya çalışacağız. Kuracağımız İlçe Halk Meclisi içinde gençlik komisyonu oluşturacağız. İlçemizde daha çok mevsimlik dışarıya çalışmaya giden bir genç nüfus var. Yani metropollara giden müthiş bir rakam var.



MURAT MANG/IÐDIR