Türk Başbakan Recep T. Erdoğan İran ziyareti öncesi yaptığı açıklamayla Özel Yetkili Mahkemeleri (ÖYM) kaldıracaklarını, TMK'de ise düzenlemeye gideceklerini belirtti. Adalet Bakanlığı'nın yeniden yargılama süreci üzerine çalıştığını ifade eden Erdoğan, "Özel Yetkili Mahkemeler, bunu kaldırmayı kesinlikle hedeflemiş durumdayız. TMK'yı aynı şekilde kaldırmayı ama buradaki şeyleri, Türk Ceza Kanunu'na aktarılması gereken maddeleri oraya aktarma gibi bir hedefimiz var. ÖYM'leri kaldırarak buradaki dosyaları ağır ceza mahkemelerine devrederek buradaki süreci kapatacağız" diye konuştu. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise ÖYM'lerin kaldırılmasına ilişkin düzenlemeyi Meclis'e göndereceklerini ve Meclis tatile girmeden düzenlemenin geçirileceğini söyledi. Bozdağ, "Bu mahkemelerin, görülen davalar sona erinceye kadar devamına imkan sağlayan bir geçici madde koymuştuk şimdi bu geçici maddeyi de yürürlükten kaldırıyoruz. TMK 10 ve CMK 250'ye göre görevli mahkeme uygulamasına, bunlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma usullerindeki farklılıklara son veriyoruz” dedi.


TMK kalkmalı TCK değişmeli

Hükümet daha önceki paket hazırlıklarında olduğu gibi yasal düzenlemelere ilişkin siyasi partiler, hukukçular ve insan hakları gibi kurumlarının görüşlerine başvurmazken, hukukçular ise bağımsız yargı için köklü reformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Hukukçu Ercan Kanar, hükümetin değişiklik hazırlığının içeriğinin şu an için bilinmediğini ancak yapılış tarzı gözönüne alındığında, sorunları çözmeyen değişikliklerin yapılma olasılığının yüksek olduğuna vurgu yaptı. Toplumun temel ihtiyacının köklü radikal bir yargı reformu olduğunu ifade eden Kanar, "TMK'nin tamamen kaldırılması gerekir. ÖYM ve devamı olan TMK ile 'terör mahkemelerinin' kaldırılması gerekir. Türk Ceza Kanunu'nda hala düşünceyi ifadeyi suç sayan maddelerin de kaldırılması gerekir. Örneğin Türk Ceza kanunu 215, 216, 217, 299, 300, 301, 305, 318 ve 319 maddelerinin kaldırılması gerekir" diye belirtti.
Türk Ceza Kanunu'nda 2005 yılında yapılan yeni düzenleme ile katlamalı ceza getiren düzenlemelerin uygulamaya girdiğine dikkat çeken Kanar, "Şimdi hem üyelik cezası hem de parça parça tüm fiillerden ayrı ayrı ceza veriliyor. Bu katlamalı ceza düzenlemesinden ceza kanununun arınması gerekiyor" dedi.

'Tutukluluk 1 yılı aşmamalı'

Kanar, gösterileri izne bağlayan 2911 sayılı yasa ile savunma hakkını engelleyen, yargının önünü karartan gizli tanık uygulamasına son verilmesi, tanık koruma kanununun pratikleştirilmesini istedi. İddianamenin kabulü sürecinde savunmanın da müdahil olabilmesi gerektiğini vurgulayan Kanar, "Ağır cezalık suçlarda tutukluluk süresinin, yargılamanın hiçbir şekilde 1 seneyi geçmemesi düzenlenmeli. Esas olanın tutuksuz yargılama olduğu pratiğe yansımalı'' dedi.

'Her aşamada anadil'

Av. Kanar, anadilde savunma hakkındaki eksikliklere de değinerek, "Şu anki düzenlemede bu uygulama çok kısır. Sadece iddianame ve mütalaaya karşı yapılan savunmalarda anadilde savunma yapılabiliyor. Oysa kişi gözaltına alındığı andan itibaren kovuşturma ve soruşturmanın her aşamasında insanlar anadilleri ile özgürce kendilerini savunabilmeli. Bunun yolu açılabilmeli" şeklinde ifade etti.

'Askeri yargı kaldırılmalı'

Soruşturmaya yönelik kısıtlama ve gizliliğin de kaldırılması gerektiğine vurgu yapan Kanar, Roboskî Katliamı'nı örnek vererek, "Askeri yargı kaldırılmalı. Roboskî takipsizlik kararı da göstermektedir ki askeri yargının hiçbir biriminden adil yargılanma hakkına uygun bir karar çıkmaz" diye belirtti.

Bağımsız yargının teminatı

* Diyarbakır Barosu eski Başkanı Mehmet Emin Aktar: Biz yıllardır bu mahkemelerin kaldırılmasını istiyorduk. Biz, bu mahkemelerin mağdurları olarak bunu istedik. Türkiye'de yargının tarafsız olmasının teminatı olarak ÖYM'lerin kaldırılmasını istiyoruz.

* Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nahit Eren: Biz ÖYM'lerin kaldırılması talebini mahkemelerde ısrarla dile getirdik. Bu mahkemelerin yapmış olduğu yargılamaların özel yargılama olduğunu her defasında söyledik. Son süreçte yargıda meydana gelen olaylar bunun ayyuka çıkmasına sebep oldu. TMK de tamamıyla kaldırılmalı, bazı maddelerin TCK içine yerleştirilmesi hukuki olmaz.

* İHD Genel Başkan Yardımcısı Av. Serdar Çelebi: ÖYM'ler başlı başına adil yargılamaların önünde engel teşkil ediyor. Adil yargılama, mahkemelerin isimlerinin değiştirilmesi ile sağlanamaz. Siz yargı üzerine tahakküm kurduğunuz zaman isimlerin değişmesinin bir anlamı kalamaz. Bunun için adil yargılamanın önündeki tüm engellerin kaldırılması gerekir.


En büyük problem ‘adil yargı’

Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) 2013 yılında "adil yargılama yapılmadığı" gerekçesiyle 10 bin 454 başvuru yapıldı.
AYM geçtiğimiz yıla ait bireysel başvuru istatistiklerini yayınladı. Buna göre, 1 Ocak - 31 Aralık 2013 tarihleri arasında AYM'ye 10 bin 476 bireysel başvuru yapıldı. Başvurular en çok adil yargılanma hakkına ilişkin yapıldı. Birden çok hak ihlaline ilişkin şikayetin dile getirilebildiği başvuruların 10 bin 454'ünde "adil yargılanma hakkının ihlal edildiği" belirtildi. Bunu 3 bin 277 başvuru ile mülkiyet hakkı, 2 bin 838 başvuru ile kanun önünde eşitlik, 1.390 başvuruda insan haklarına saygılı devlet, 997 başvuruda temel hak ve hürriyetlerin korunması, 906'sında özel hayatın gizliliği ve korunması, 763'ünde kişi hürriyeti ve güvenliği gibi başlıklar takip etti.
AYM komisyonları, 2 bin 420 başvuruda "kabul edilemezlik" kararı verdi. 1376 başvuru idari red kararı ile geri çevrilirken, 162 birleştirme, bölümler tarafından 119 kabul edilemezlik, 46 ayırma kararı, 37 kayıt kapatma, 31 kabul edilebilirlik ve 27 başvuruda ihlal kararı verildi.


SEVDİYE ERGÜRBÜZ/ ÖYKÜ DİLARA KESKİN/DİHA/İSTANBUL