İki yıl boyunca Minbic’i işgal altında tutan DAİŞ çetelerinin halka, özellikle de kadınlara uyguladığı zulüm, kentin özgürleştirilmesinin ardından gün yüzüne çıkıyor. Recmedilerek katledilen Zehra Eceylo’nun hikayesi de bunlardan yalnızca biri.

DAİŞ çeteleri, Minbic’te halkın gözü önünde 6 kadını recmetti. Katledilen kadınlardan Zehra Eceylo, 2015 yılında kentin içinden geçen dere yatağında recmedildi.

Zehra’ya isnat edilen suçu, onunla birlikte alıkonulan kızkardeşi Radwa şöyle anlattı: “Çeteler, evimizde silah olduğu gerekçesiyle baskın düzenledi. Evden ayrılırken bizi de götürmek istediler. Kardeşim Rıdvan’ı da bizimle almak istediler. Birkaç soru sorup bırakacağız dediler. Üçümüzü aldılar. Birkaç soru sorduktan sonra beni ve Zehra’yı başka bir odaya aldılar. Rıdvan’a işkence yapmaya başladılar. Ta ki bayılana kadar. 3 gün sonra bizi hakim karşısına çıkardılar. Dosyamıza baktılar ve mesnetsiz iddialar sıraladılar. Hiçbirinin de delili yoktu. Her birimize kendilerince ceza verdiler.”

‘Yalan ifade vermemi istediler’

Hakimin kendisine Zehra’nın üzerine ifade vermesi şartı ile bırakılacağını söylediğini anlatan Radwa, şöyle devam etti: “Zehra’nın zina yaptığı şeklinde yalan ifade vermem karşılığında serbest kalacaktım. Zehra’yı zina ile cezalandırmak istiyorlardı.” 

Yalan ifade vermeyeceğini söylemesi üzerine 1 yıl ceza aldığını ve Zehra’yı da yanından alıp götürdüklerini söyleyen Radwa, ailesinin görüşe geldiğinde Zehra’yı sorması üzerine Tunuslu bir gardiyanın, ‘Onu başka bir zindana götürdüler’ cevabını verdiğini söyledi.

‘Onu göremeyeceğimi hissettim’

Radwa, ablasının başına getirileceğine dair hissettiklerini, “Cuma günü bir kadını ve bir erkeği recmedeceklerini söylemişlerdi. Nedense Cuma günü saat 13:00-14:00’te bir erkek ile kadının recmedileceği aklıma geldi. Zehra’nın eşyalarını koklamaya başladım. Benim gibi suçsuz birçok yaşlı kadın vardı zindanda. Neden hüzünlü olduğumu sordular. ‘Artık kardeşim Zehra’yı göremeyeceğimi hissediyorum’ dedim onlara. Sırtımı duvara yaslamış, elbiselerini koklarken dalmıştım. Rüyamda bir ses ‘Radwa kalk, Zehra geldi’ dedi. Zehra gelip oturdu. Bana, ‘bugün saat ikide beni recmedecekler. Kendine ve Rıdvan’a iyi bak’ dedi” diye anlattı.

‘Êzîdî kadınlara tecavüz ediyorlardı’

O esnada bayıldığı için hastaneye kaldırıldığını söyleyen Radwa, zindanda birçok kadının tutulduğunu anlattı: “Ben hastaneden çıktıktan sonra biraz daha iyi davranmaya başladılar. Daha sonra esir düşen birkaç Êzîdî Kürt kadınını yanımıza getirdiler. Biri hamileydi ve düşük yapmasını sağladılar. Öyle çok kadın vardı. Bir genç kadını getirip bir odaya alıyorlardı ve teker teker içeriye girip tecavüz ediyorlardı. Hamile kalmamaları için de ilaç veriyorlardı. Êzîdî kadınlara öyle davranıyorlardı.” 

Radwa son olarak Zehra’nın recmedilmesinin ardından kendisiyle birlikte kardeşi Rıdvan’ın da serbest bırakıldığını, Zehra’nın recmedildiğini ise çıktıktan sonra öğrendiğini belirtti ve “Psikolojim bozulmuştu. Bir süre tedavi gördüm, hala çok ağır etkileri var üzerimde. Suçsuz, günahsız ablamı recmederek katlettiler” diye ekledi.

‘Ebû Leyla’nın yanına gittim’

DAİŞ çeteleri, Zehra’yı Minbic merkezinden geçen dere yatağında recmettikten sonra üstünü örtüp, yakınına bir kontrol noktası kurmuş. Kontrol noktasından geçenlere, Zehra’yı ‘ibret’ olsun diye göstermişler. Oradan geçenlerden biri de; Zehra’nın yeğeni Saîd Akîf. Daha sonra Şems Şemal’e katılan Saîd Akîf, recm ile katlettikleri kadının halası olduğunu bilmediğini, “Ben de o sırada oradan geçiyordum. Beni durdurup katlettikleri yere götürdüler. Orada onun halam olduğunu öğrendim. Evden çıktığım gibbi Ebû Leyla’nın yanına gidip Şems Şemal’e katıldım” diye anlattı.


SEYİT EVRAN ANF / MINBIC