Zindan
Bir anafor gibi
Çeker her devrimciyi yörüngesine
Zaman gaspçısı diktatörler
Pervane olur ömrümüzün hasatlarına
Yağmalamak ister bedenimizi
Ve
Yüreğimizi.
Zindanda zaman
Beş harf bir kelimedir, gün
Sabahlar,
YASAK’la başlar
YASAK’la biter gece
Sığmaz yasaklar bir şiire
Kaldırmaz imgeler hacmin kuvvetini
Firari boşluklar kalır yüklemlerde.
Konuşmak, selamlaşmak, sağa-sola bakmak yasak.
Temas kurmak, el sallamak, işaretleşmek yasak.
Sessiz kalmak, ıslık çalmak ve gülmek yasak.
Slogan atmak, türkü söylemek yasak.
Keyfi uygulamalar serbest,
soru sormak yasak.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Anadilde konuşmak ise iki defa yasak...
Yasaklara dil çıkarmak...
Bir aydan başlar zamanın gramı
Katlanır günler kantara vurulur yıllar
Zindanlar arası sürgünler başlar
Sonrası, isyancıya çıkar adımız
„Hayata dönüş“ operasyonları...
Beni benden çalıp „kurtaran yasaklar“ın
Nüshaları kalır talan edilmiş tenimizde.
Yasaklar
Güçlünün güçsüze simetrik savaşları
Güçsüzün güçlüye asimetrik taktiği
Her anı farklı bir icat
Ve
Gerilla duruşu...
Alacalı akşamın firari bakışlarına
Salıyorum bakışları
Ve
Yüreğimin baraj kapılarını açıyorum
Rengarenk çiçek kokularını soluyor
Topluyor yüreğimin mahzenine.
Düşler
Panayır yeri gibi coşkulu
Heyecanlı bakışlarım
Usulca bayramlaşıyor gözlerle.
Her üniformalının hülyası
Ve
Rüyasıydı
Sopalarında kavaflı anlar kurmak
Gece devriyelerinin sismik sesleri
Sabotaj düzenliyor seslerimize
Oysa bizler;
14 Temmuz’un çocuklarıydık.
Yüksek rakımlı bakışların
İrtifası düşer ayaklarımıza
Bir bukalemun gibi astarların yüzleri
Solar alacalı sopalar
Yağmalanmış takvim yapraklarında
Bir şerh düşerim
Sistemin kanlı burgaçlarına
Ve
Zindanın anaforlarına
Ne boğucu yasaklardan ürktük
Ne de
Cellat oluşlarından
Ben bir tutsağım, tutsak!
Eksik kalmış tarihi
Ömrümün harcıyla karıyorum
Şairin imgesiyle
Zamanları mayalıyorum çocuklara.
Adıyaman F Tipi Cezaevi
Ramazan Kızıldağ: Zindan Anaforları