Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimlerine kısa bir süre kaldı. Yapılacak tercihler karanlık ile aydınlık, iyilik ile kötülük arasında olacaktır. En basit tanımla diktatör mü? Demokrasi mi? İktidardan muzdarip ve mağdur olmayan kalmamıştır. Halklarımız ve bütün toplumsal kesimler, faşist uygulamalardan zarar gören her ferd; çalışıp kazanması gereken önemli bir fırsat elde etmiş durumdadır. Despotik yönetime karşı mücadele etmenin en demokratik yolu seçim sandığıdır. Demokrasiye, özgürlüklere ihtiyaç duyanların mutlaka kazanması gereken bir seçim süreci yaşanmaktadır. Sandıktan kazanamazsa savaşla kazanmak zorunda kalacağı özgürlüklere; bu gün sahip çıkmak zamanıdır. Tek adam diktatörlüğüne dur diyebilecek, demokratik gelişmelere yol açacak bu seçimleri iyi değerlendirmek zorundadır. Bu seçimlerde halklarımız demokrasi seçeneğine sahip çıkamazsa, yitireceklerini tekrardan geri almanın bedeli ağır olacaktır. Daha fazla karanlığa gömülmeden, ışığa çıkacak yolu sahiplenmek gerekir.
Halkları ışığa ulaştıracak parti hiç kuşkusuz Halkların Demokratik Partisi’dir. Demokratik değişim ve dönüşümün motoru HDP’dir. Sistemin dışlamaya çalıştığı her kesimi kucaklayarak yola çıkmıştır. Faşist sisteme karşı direnç göstermiş, direnişin merkezi olmuş ve bu konuda bedel ödemekten asla çekinmemiştir. Radikal demokrasinin sözde değil özde savunucuları olduklarını her zaman her yerde ispatlamıştır. HDP bir parti olarak, bünyesindeki bileşenleriyle geniş bir yelpazede her kesimi kucaklayan, demokrasi öznesinde buluşanların iradesini temsil etmektedir. Bir ittifak bileşkesi değil gönül ve zihniyet birliğidir. Türkiye halklarının umudunu bağrında taşıyan ve tek başına seçim yarışına girip ipi göğüslemeye çalışmaktadır. Halklarımızın demokrasi seçeneğinin tek temsilciliğini yapmaktadır.
Blok olarak seçimlere giren düzen partilerinin ittifakları, çıkara dayalı geçici birlikteliklerdir. Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretecek zihniyette değillerdir. AKP-MHP bloğu kendi içinde çelişkili bir bloktur. Geçmişin Fetö ile AKP birliğine benziyor. Çıkarları çakışınca da kanlı bıçaklı oldular. Bahçeli ve Erdoğan’ın seçim balayını kısa sürede biteceğine tanık olacağız. Birbirlerine sarılarak iktidarda tutunmaya çalışmaları, denize düşüp yılana sarılmalarına benzemektedirler. Cumhur blokun ayakları altındaki toprak zemin kaymaya başlamıştır. Bu nedenle halkların devrim zamanı yakındır. Bu bloğu devre dışı bırakmanın çok güçlü bir zemini ve fırsatı mevcuttur. Toplumun demokratik taleplerini bloke eden bir bloğun kazanma şansı şimdiki göstergelere göre oldukça zayıftır. Kesenin ağzını açarak, halkın birtakım aidiyetlerini kullanarak, duygu sömürüsü yaparak sonuç alma dönemi geride kalmıştır. Halklarımız bu kağıttan kaplanı üfürerek devirebilir. Buna inanmalı, kendisine güvenmeli ve çok yoğun bir çalışma içinde olmalıdır.
Millet bloğunun bileşenleri de benzer çıkar hesapları ile seçimlere girmesi, çok yeni bir vizyon sahibi olduğu anlamına gelmemektedir. Güçsüzlüklerinden dolayı bir araya gelmek zorunda kalmış zorlama bir bloktur. Söylemleri, projeleri, geleceğe dönük demokratik perspektifleri yoktur. Ulus devlette ısrar ve onu restore etmenin dışında ufku yoktur. Demokratik açılımları olmayan, toplumsal farklılıkların sorunlarını öteleyen, dincilik, milliyetçilik ve hakim ulusçuluk fikriyatı ötesinde bir fikri de, zikri de olmayan millet blokunun da tek başına seçim kazanması mümkün görünmüyor. Erdoğan’ın tükettiği Türkiye enkazını nereye ve nasıl taşıyacaklarının şaşkınlığı içinde seçimlere hazırlıksız yakalanmışlardır. AKP iktidarını aşacak vizyonu üretmekten uzaktırlar.
Erdoğan, heybesinden yiyerek kendisini tükettiği gibi Türkiye’yi de tüketmiştir. Üretime dayanan, büyümeyi esas alan, istihdama yol çan, kişi başına milli geliri arttıran bir ekonomiden ziyade savaşa dayanan, tüketen, yoksullaştıran, istikrarsızlaştıran bir ekonomi ile Türkiye; dibe vurmuştur. Bunun sancısını yakın bir zamanda herkesin çekeceğini bilmesi gerekir. Kürt Özgürlük Hareketine karşı sürdürdüğü vahşi imha savaşının faturası halka çıkarılacaktır. Bu kaçınılmaz sonu bekleyen herkesin sürdürülemez bir ekonomik krizin eşiğinde olduğunu bilmesinde fayda vardır. Kaynaklarını savaşta tüketmiştir. Bütün koşullar bir devrimsel gelişmeye uygunluk arz etmektedir. Çünkü eskisi gibi yönetilmek istemeyen halkların iradesi vardır. Çünkü eskisi gibi yönetemez, çürüyen bir iktidar vardır.
Halklarımız demokrasinin inşası için el ele vererek demokratik toplumu inşa edebilirler. HDP’nin barajın altında kalması için her türlü hile ve sahtekarlık yapılacaktır. HDP barajı geçerse Erdoğan diktatörlüğünün çöküşünde başlangıç olacaktır. Devrimin arifesinde gibi somut bir durumu iyi değerlendirmek demokrasinin zaferi olacaktır.