Irak genel seçimleri sonuçlandı, fakat şaibe tartışmaları devam ediyor. Parlamento seçimleri Irak’ta süregelen siyasi, ekonomik sorunlara çözüm olmaktan uzaktır. Hatta seçimin kendisi bile bir sorun haline gelmiştir. Nerden bakılırsa bakılsın sağlıklı bir seçim yapılamamıştır. Sandık başına giden yüzde 44 gibi bir seçmen oranı ile çoğunluk sağlanamamıştır. Halkın çoğunluk iradesi sandığa yansımamıştır. Hal böyle iken seçimlere hile karıştırılmış ve çok sayıda usulsüzlük yapılmıştır. Yapılan parlamento seçimleri var olan sorunları çözmekten ziyade sorunları derinleştiren bir seçim olmuştur.
Irak’ın içinde bulunduğu sorunlar; seçimlerle giderilebilecek sorunlar değildir. Derin çelişkiler içinde, düşünsel kutuplaşmalar yaşayan toplumsal bölünmüşlük durumu; ciddi bir risk oluşturmaktadır. Sünni ve Şii ayrışması derin bir parçalanmışlık içindedir. Siyasi kutuplaşma daha da derinleşmiştir. Bu seçimlerle birlikte Şiilerin iç çelişkileri de artmıştır. Parlamento seçimi, toplumsal ve siyasal ayrışmanın keskinleşmesine hizmet etmiştir. Bölgesel sorunların varlığı ve mevcut çatışmalı durumun Irak’a etkileri de dikkate alındığında bu seçimler Haydar Ebadi hükümeti için kısa süreli doping etkisi yaratmaktan ibarettir.
Suriye’de süre gelen savaş, ABD-İran gerginliği, Türkiye’nin genişleme emelleri; orta ve uzun vadede Irak’ı etkileyen dış faktörlerdir. Irak hem iç, hem de dış sorunlar karşısında çaresiz durumdadır. Dış desteğe muhtaç olması en büyük zaafıdır. Savaş üreten bir zemin olma durumundadır. Toplumsal uzlaşı kültüründen yoksun siyasal yapıların Irak’ın puslu geleceğine yön vermesi, iç savaş riskini daha da arttırmaktadır.
Kürtlerin Irak ile yaşadıkları siyasi ve ekonomik sorunlara yenileri eklenmiştir. Tartışmalı bölgelerin statüsü ve idaresi; ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Gelirlerin paylaşımı, bütçedeki pay, ekonomik kaynakların kullanımı; en temel çelişki olarak çözüm beklemektedir. Kürtlerin, merkezi hükümet ile yaşadıkları çelişkiler siyasi yöntemlerle kısa vadede çözülecek gibi görünmüyor. Kürt bölgesel yönetimi ile Bağdat arasında çatışma potansiyeli taşıyan Kerkük meselesi de dahil olmak üzere bir çok konu başlığı masada durmaktadır.
Kürtlerin kendi aralarındaki iç çelişkileri bu seçimlerle birlikte artmıştır. Birbirlerini sahtekarlıkla suçlamaları, seçimlere hile karıştırılmış olması, yeni siyasal arayışları bloke etmeleri; çelişkileri daha da derinleştirecektir. İktidarda kalmak için her türlü hukuksuzluğa başvurarak seçimi kazanmış olmaları onları meşrulaştırmayacaktır. Karşılıklı güvensizlik ve parçalanmışlık, siyasi dağınıklık; yeni sorunlara zemin oluşturmaktadır. Kürtlerin kendi içinde yaşadıkları siyasal parçalanmışlık ulusal birlik çabaları önünde de ciddi engeller oluşturacaktır. Dar çıkarlar uğruna mücadele eden partiler, çevresel kargaşa içinde kaybetmekten kurtulamazlar. Önümüzdeki dönemde bölgesel çapta savaşın daha da tırmanacağı sinyalleri varken, Kürtlerin kendi aralarındaki çelişkileri nedeniyle bir araya gelip ulusal birlik oluşturamamaları geleceği riske atmaktadır.
Bu seçimler Kürt tarafını geçmişe oranla daha da parçalamıştır. Siyasal sorunları daha da ağırlaştırmıştır. Karşılıklı güven duygusunu zedelemiştir. Kürtlerin Bağdat karşısında elini zayıflatmıştır. KDP ve YNK bu seçimin galibi olsa da Kürtler kazanmamıştır. Kürtlerin çıkarları dar parti politikaları ile temsil edilemez. Demokrasi kültüründen, uzlaşıdan, paylaşımdan, fırsat eşitliğinden uzak, tek parti hakimiyetinin hüküm sürdüğü bir toplumda, yenilenme ve gelişme beklemek mümkün değildir. Irak parlamento seçimleri Kürtler açısından, siyasi yapının yenilenmesinden ziyade halkın iradesine hile ve sahtekarlıkla el koyma yarışına dönüşmüştür.
Irak parlamento seçimleri azınlık hükümetini ortaya çıkarmıştır. Temsil oranı zayıflamıştır. Siyaseten güçsüzleşmiştir ve daha çok dışa bağımlı hele getirmiştir. Bu nedenle var olan sorunların devamı ve hatta derinleşmesi anlamına gelmektedir. Etnik, mezhep, çelişkilerini kendi dinamikleri ile çözmekten uzaktır. Siyasi, askeri, ekonomi, dış politikada sorunların varlığı ha keza devam edecektir. ABD ve İran, Irak siyasetini etkilemeyi sürdürecektir. Çözüm perspektifinden yoksun politikalarla toplumun yönetilemez olduğu açığa çıkmıştır.
Ortadoğu’da yaşanan kanlı iç savaşlardan çıkarılması gereken en yakıcı ders, bölünme, parçalanma, zayıflama, dağılma değildir. Demokrasiye yönelmek, farklılıkları bir arada tutmanın mekanizmasını oluşturmak dışında fazla seçeneğin olmadığı anlaşılmıştır. Tek çare toplumsal uzlaşı ve demokratik toplum inşasıdır.