Türkiye erken genel seçimlerini belirleyecek olanlar Kürtlerdir. Kürtlerin bu seçimlerde oy kullanırken geçmiş hafızayı tazelemeleri önemlidir. Geçmiş hafıza yaşadığımız tarihtir. Çokta geçmişe gitmeye gerek yok. 7 Haziran seçimlerinden bu yana Kürtlere reva görülen uygulamaların hatırlanması yeterli olacaktır. AKP döneminde yapılan zulmün dökümüne girmeden, son üç yıllık hafızamızı yoklamalıyız. AKP, Kürtlere karşı topyekûn bir savaş başlattı. Kürt iradesini kırmak için elinden geleni yaptı. Askeri, siyasi, ekonomik, kültürel cephelerden saldırıya geçerek Kürtlerin bütün kazanımlarını hedefledi. Kürt kasaba ve şehirlerini bombaladı. Toplu infazlar yaptı. Sokaklarda, bodrumlarda kalan cenazelerin alınmasına müsaade etmedi. Belediyelere kayyum atadı. Kürt medyasına el koydu. Milletvekili, belediye başkanı gibi seçilmiş temsilcileri ve daha binlerce siyasi çalışanı tutukladı.
AKP, Kürt düşmanlığını Türkiye sınırları dışına taşıdı. Efrîn’e, ve Medya Savunma Alanlarına saldırdı. Kürtlere, “ölümlerden ölüm beğen” dedi. Akıl almaz vahşet örnekleri sergiledi. Kürdün dirisine saldırmakla yetinmedi ölüsüne de saldırdı. Mezarlıklar tahrip edildi. Yaşanılan bunca vahşettin ardından, Kürtlerden oy istiyor. Kürt seçmen üzerinde enva-i çeşit oyun oynamaktan geri durmuyor.
AKP, şimdiye kadar Kürt sorunu konusundaki bütün vaatleri oyalamaya dönük olmuştur. Kendi iktidar çıkarlarına hizmet ettiği oranda Kürtlerle ilgilenmiş, barış gibi en temel meseleyi istismar etmiştir. İktidarını sağlamlaştırdığında ise Kürtleri “tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak” nakaratıyla ezmeye, katletmeye, imha etmeye başlamıştır. Böylesine kötü bir sicile sahip olan AKP hangi yüzle ve hangi gerekçeyle Kürtlerden oy istemektedir? Kürtlere; acıdan, zulümden, kan ve gözyaşından başka bir şey vermeyen bu faşist iktidardan kurtulmak için gereken cevap verilmelidir. ”Kürt Kardeşim” sahtekarlığına aldanmamak gerekir. Din maskesini takarak Kürtlerin dini duygularını istismar etmesine asla müsaade edilmemelidir. Kömüre, makarnaya muhtaç edecek kadar, utanılacak bir durumun içine düşürülmesine bir cevabı olmalıdır…
MHP ve “İYİ” Parti’nin tescilli Kürt düşmanlığı biliniyor. Bu tek yumurta ikizleri de Kürtlerin oylarına talip olmuşlardır. Peki, Kürtlere ne verecekler? diye sormak gerekir. Türklük edebiyatı üzerinden, Kürtlerin inkârı ve imhasını esas alan milliyetçilik üzerinden oy alamayacaklarını öğrenecekler. Kürlerle doku uyuşmazlığı olan bu ikiz faşist partisinin Kürdistan’daki defteri dürülmelidir. Kürtlerin varlığına alerji duyarak oy istemenin makul cevabını mutlaka alacaklarından kuşku duymuyoruz.
CHP her seçimde olduğu gibi bu seçimde de Kürt oylarına talip olmak için en fazla tuzak kurmaya çalışan partilerin başında gelmektedir. Kürt sorununu yaratan ve sürdüren bir parti durumundadır. Kürtler konusunda kendi geçmişiyle mutlaka yüzleşmesi gereken CHP yeni sahte formüllerle Hakkari’den Kürtlere seslenmektedir. “Barış, büyüme, bölüşme” kelimelerinden oluşturduğu; içi boş bir formülle oy avcılığına çıkmıştır. Kürt varlığını tanımadan, sorunun tanımını koymadan nasıl barış olur? Sorusunu sorma hakkımız var. Dokunulmazlıkların önünü açarak HDP milletvekillerinin cezaevlerine gönderilmesine önayak olmuştur. AKP uygulamalarının suç ortağıdır. Dökülen her damla kandan sorumludur. Kürt özgürlük mücadelesinin bastırılması için hükümete her türlü desteği sunmaktan imtina etmemiştir. Son olarak HDP’yi ittifakın dışında tutarak, baraj altında bırakmak, Kürt oylarına talip olmak istemiştir. CHP’ in amacı bağcıyı öldürüp üzümü yemek olmuştur.
Diğer partiler de dahil mevcut düzen partilerinin Kürtlere verecek vaatleri bile kalmamıştır. Kürt sorununa samimi bir yaklaşım içine girmemişlerdir. Kürt sorunu orduya havale ederek bitirilmek istenmiştir. Kürtlerden oy isteyen partilerin dürüst özeleştiri içine girmeleri, yeni başlangıç yapmaları gerekir. Devlet Kürtlere zulüm etmiş ve etmeye devam ediyor. Devleti yönetmeye talip olanlar Kürtlerden önce özür dilemeli sonra oy istemelidir.
Demokrasinin asgari kriterlerini uygulamayan, Kürtlerin temel haklarını görmezden gelen, iradesi olarak kabul ettikleri Sayın Öcalan’ ı hukuksuz bir şekilde, ağır tecrit koşullarında tutulmasına tek kelime etmeden Kürtlerden oy istemek sahtekârlıktır, saygısızlıktır. Kürtler ile barışmanın yolu Kürtlerin varlığına, iradesine, temel hak ve özgürlüklerine saygılı olmaktan geçer. Bu yola girme gereği duymadan Kürtlerle nasıl barışacaklar?
Barış, huzur, güven, refah, demokrasi, hukuk, adalet, birlik-beraberlik, kardeşlik, ekonomik vaatler, ana dil, kültürel haklar gibi içi boşaltılmış kavramlarla oy istemek aşağılık bir durumdur. Seçimlerde bu kelimeleri çok duyacağız. İnsan olma vasfının gereği olan bu kavramlar seçim vaatleri olabilir mi? “Bana oy ver senin dilini serbest bırakacağım, sana barış getireceğim” demek Kürtlere hakarettir. Kısacası Kürtlerin insan olarak doğumdan gelen temel haklarını kullanmasına izin vermeyerek, ardından da pazarlık konusu yaparak, seçim vaatleri durumuna getirmek ikiyüzlülüktür.
Kürtler bu seçim tuzaklarına düşmemelidir. Vaatlere kanmamalıdır. Geçmiş hafızalarına başvurarak yaşadıkları zulmün, zorbalığın hesabını sormalıdır. HDP seçimlerin kilit partisidir. Kürtlerin umudu zindandadır, zindanın kilidi de Kürtlerdedir. Bu seçim sürecine böyle yaklaşmalı, var gücü ile çalışmalı ve kazanmalıdır.
Rauf KARAKOÇAN