Çok ağır ve yorucu geçen bir günün ardından yoldaşlarla oturup günün kritiğini yapıyorduk. O anda olmayan kapımızın önünde başı dik, bakışı keskin ve kararlı bir kadın belirdi. Ortadoğu’nun savaş manzaralarını değiştiriyoruz. Coğrafyamızın yaralarını sarıyoruz. Göçertilen insanlarımıza yer, kaçırılan hemcinslerimize çare, sağlıksız yaşamlara karşı alternatif oluşturmaya çalışıyoruz. Daha inşadayız, bu yüzden henüz kapılarımız yok. İşte bu olmayan kapıdan heybetli bir kadın gelip arkadaşlarımın önünde durdu ve hemen konuşmak istediğini söyledi. Hepimiz yapacağımız planlamayı bırakıp kadını dinlemek istedik ama köylüsünü de toplayıp gelmişti. Sohbetin uzayacağını anlayıp çaydanlığı ocağa koyduk ve dinlemeye başladık. 

Kapısız mekanımıza dalan kadının adı Raziye. Raziye geliş nedenlerini ve köylerinin yaşadığı zorlanmayı anlatmaya başladı:

"Heval biz yıllardır Gurkundê’de yaşıyoruz. Bizim köyün nüfusu 60. Şimdiye kadar bizim iç sorunlarımız ve birbirimize düşmanlığımız olmadı. Herkes birbirine yardım eder, birbirini dinlerdi. Rojava Devrimiyle köy halkı olarak daha rahat, demokratik ve sosyal yaşamımızı iyileştiren bir sisteme kavuştuk. Arap komşularımızla daha iyi ilişkiler kurduk. Rejim sürecindeki düşmanlık ve anlaşmazlıklar devrim süreciyle aşıldı. Göçertilen, ezilen herkesle ilişki kurup onlarla toplumsal bağlarımızı daha da güçlendirdik. Şimdiye kadar herhangi bir toplumsal sorun bizim için engel olmadı ve hepsini kendi aramızda çözmeye çalıştık. Hatta biliyorsunuz, kömün seçimlerimiz yapıldı. Rojava-Kuzey Suriye’de yaşayan halkın geneli sandık başına gitti. Her alan kendi öncüsünü seçmenin çoşkusunu heyecanını yaşadı”.

Raziye’nin konuşmaları çok hoşumuza gitmişti. Her sözü ve değerlendirmesi günün yorgunluğunu hafifletip bizi de iyileştiriyordu. Ama beklentisini ve derdini anlatmıyordu. Önce kararlılık, iddia ve kendi görüşlerini anlatmaya çalışıyordu. Hiç okumamış, tarlasında, bahçesinde, evinin inşaasında çalışan bu emekçi kadının, 4 çocuklu annenin coşkulu konuşmasını dinlemeye devam ettik. Bu arada sonbaharın hafif soğuyan havasında içtiğimiz çay içimizi daha bir hoş etti. 

Raziye derdini de anlatmaya başladı: "Heval daha bizim köyün seçim sonuçları belirlenmeden Başur’da referandum yapılmaya başladı. Biz yurdumuzun özgürlüğü ve halkımızın demokrasisi için elimizden gelen herşeyi yapmak istedik. Referandum için bizden beklenen ilgi ve coşkuyu aynı şekilde göstermeye çalıştık. Bağımsız Kürdistan’ın ne olduğunu bilmiyorum. Ama Kürdistan adı geçti. Kürdistan adına bir çalışma yapıldığı için biz de destek olmak istedik. Bir-iki hafta sonra referandum için oy verenler ve bizim komün seçimleri için oy verenler arasında rahatsızlıklar yaşandı. Biz köy halkı olarak yıllardır birlikte yaşıyoruz. Ama referandumu siyasi amaçları için destekleyen bazı karşıt fikirli, iktidarcı, menfaatçi kesimler komün seçimlerini reddetmeye başladı. Eşbaşkanlarımıza müdahale etmeye, bizi karalamaya başladılar. Biz köy halkı olarak bu yaklaşımları kabul etmiyoruz ve sizden yardım istiyoruz. Bunun için önce kendi aramızda bu sorunu tartıştık, sonra erkeklerimizi topladık, onlara görüşlerimizi söyledik ve bu duruma el atılması gerektiği kararına vardık. Bu kararımızı da size iletiyoruz".

Toplanan bileşimi Raziye’ye sorduk. Genelde amcası, teyzesi, halası, dayısı, ağabeyi, kardeşi, eşi çocukları ve diğer akrabalarıydı. Ama bu geniş aile bileşimi içerisinde fikir ayrılıkları vardı ve aslında yaşanan durum sosyalist-demokratik düşünce ile ulus-devletçi düşüncenin çatışmasıydı. Ama kadınların özgürlükçü, sosyalist görüşü öndeydi ve kararlılığı görülüyordu.  

Raziye’nin çabası aslında birçok alanda kadın özgürlük mücadelesinin çabası ve emeğinin bir özeti. Kadının özgürlük mücadelesi ve çabası toplumun can damarı olan sorunları çözüyor. Gericiliğin, şovenizmin, dinciliğin egemen zihniyet sahiplerinin imam nikahını tartıştığı bir süreçte özgürlükçü kadınlar Reqa’da gericiliğin kalbinde özgürlük bayrağını dikerken, Raziye de ahlaki politik toplumun gereklerini yerine getiriyor. Kendi alanından mücadeleci kadınlara sesini duyuruyor. Acaba sizin komünün eşbaşkanlarının durumu nasıl? Siz de dinlediniz mi?