
Avrupa Birliği hükümetleri, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad üzerindeki baskıyı artırmak ve yönetiminin finans kaynaklarını hedef almak amacıyla, merkez bankası ve bazı bakanlara yönelik yaptırımlar uygulanmasına karar verdi.
Avrupa Birliği, Suriye’ye uyguladığı yaptırımları bir kez daha sertleştirme kararı aldı. Buna göre Suriye uçuş şirketlerine ait kargo uçaklarının AB’ye uçuşları yasaklandı. Suriye Merkez Bankası’nın AB içerisindeki bütün banka hesapları donduruldu ve banka ile tüm finansal işlemlere son verildi. Ayrıca Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kabinesindeki 7 bakana daha AB’ye seyahat yasağı getirildi ve Avrupa’daki banka hesapları bloke edildi.
Yaptırım kararlarının açıklanmasından sonra Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, Şam yönetimine yönelik çok sert açıklamalarda bulundu. Asselborn, Suriye hastanelerinde kadınlara tecavüz edildiğini ve çocukların öldürüldüğünü öne sürerek, “Kabul edilemez bir durum” dedi.
Yaptırımlar bugünden itibaren yürürlüğe girecek. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, yaptırımların amacının Beşar Esad üzerindeki baskıyı artırmak olduğunu söyledi. AB politikacıları, aralarında petrol ambargosu da olmak üzere Beşar Esad rejimine yönelik daha önce de birçok yaptırım kararı almıştı.
Referandum eleştrilidi
AB Dışişleri Bakanları ayrıca Şam yönetiminin hazırladığı anayasayı referanduma götürmesini eleştirdi. Halkın ve sivil toplum örgütlerin hazırlanma sürecine dahil edilmediği yeni anayasa taslağını halkın onayına sunulmasını ‘korkunç bir maskaralık’ olarak niteleyen Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppé, “Humus ve diğer şehirler üzerinde bombardıman devam ederken referandum yapılması tam bir onursuzluktur” diye konuştu. İngiliz Dışişleri Bakanı William Hague de, Juppé ile aynı fikirleri paylaştı. Hague, çatışmaların yaşandığı ülkede referandum yapılmasının inandırıcılığı olmadığını söyledi.
Avrupa Birliği’nin sert açıklamalarına rağmen Rusya, Şam yönetiminin arkasında duruyor. Uluslararası kamuoyunun Suriye’ye yönelik olası askeri operasyonu dillendirmesi üzerine bir açıklama yapan Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Batılı ülkeleri, müttefiki Suriye’ye askeri müdahaleden kaçınmaları için uyardı. Putin, Suriye’deki krizin sivil yolla çözüme kavuşturulması gerektiğine vurgu yaparak, “Libya senaryosunu Suriye’de gerçekleştirmek için çalışanlara müsaade edilmemeli” dedi. Putin önceki gün yaptığı açıklamada,” Umarım ki ABD ve diğer ülkeler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin onayı olmadan Suriye’de askeri bir senaryoyu uygulamaya kalkışmazlar” dedi.
Clinton: İç savaş kaçınılmaz
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise, ülkesinin böyle bir müdahaleye hiç de hevesli olmadığı mesajını veren açıklamalar yaptı. Clinton, “Bence (Suriye’de) iç savaş ihtimali çok gerçek. Dışarıdan müdahale bunu engellemez, muhtemelen daha çabuklaştırır” diye konuştu.
Muhalifler parçalandı
Suriye’de muhaliflerin hamisi olmaya çalışan Katar ise, ABD’nin ‘iç savaş tehlikesi’ne dikkat çekmesine rağmen batı destekli muhaliflerin silahlandırılmasını istedi.
Katar Başbakanı Hamid Bin Casım el Tani, “Her ne olursa olsun Suriyeli muhaliflere yardım edilmesi gerekir, bu yardımın içinde onları silahlandırmak da yer alıyor” açıklamasını yaptı.
Ancak batının maddi ve silah yardımı yapmak istediği muhalifler parçalandı. 20’yi aşkın muhalif, Türkiye’nin desteğini alan Ulusal Konsey’den ayrılarak ‘Suriye Yurtsever Birliği’ni kurdu. Ayrılan grup, liberal ve İslamcılardan oluşuyor. Çalışma Grubu’nun başkanlığına hukukçu Heysem el Malih getirildi. Sözkonusu muhaliflerin Ulusal Konsey’in çalışma programını protesto ederek Konsey’den ayrıldığı açıklandı. Ulusal Konsey’in şu ana kadarki duruşunu ciddi bulmadığını ilan eden Suriye Yurtsever Birliği, Esad rejimine karşı mücade eden Özgür Suriye Ordusu’nu destekleyeceklerini duyurdu.
ŞAM