• Almanya’da hemen her yerde “derin”, “temel” veya “acı verici” reform çağrıları yükseliyor; bu reformların özellikle de rüzgâr hızıyla yasalaştırılması gerektiği söyleniyor.

 

“Deutschland im Krisenmodus” ve “Umverteilung des Reichtums” kitaplarının yazarı Prof. Christoph Butterwegge, Frankfurter Rundschau'daki yorumunda, neoliberal radikal reformcuların jargonunda sürekli tekrarlanan şu teze dikkat çekti: Almanya ancak hızlı bir bürokrasi azaltımı (ki bu, şirket çıkarları doğrultusunda deregülasyon olarak anlaşılıyor), yani daha az işçi koruma hükmü, daha az çevre koruma şartı ve şirketler için daha az belge yükümlülüğü; sanayi için daha ucuz enerji fiyatları ve daha düşük işgücü maliyetleri, yani daha düşük ücret ve maaşlar sayesinde yeniden 'rekabetçi' hale getirilebilir.

Bu kesimin, sanki yoksullara (mültecilere, Bürgergeld alanlara ve en düşük emeklilere) fazla iyi, zenginlere (işverenlere ve sermaye yatırımcılarına) ise fazla kötü davranılıyormuş gibi davrandığını anımsatan Prof. Butterwegge, bu mantığa göre ilk gruba yönelik transfer ödemeleri ve emekli maaşlarının kısılacağını veya eskisi gibi artırılmayacağını; ikinci gruba ise daha fazla vergi indirimi ve teşvik verileceğini kaydetti.

Yarım yüzyıl önce “reform” kavramının Federal Almanya’da olumlu bir anlam taşıdığını hatırlatan Prof. Butterwegge, "Çünkü bununla yalnızca büyük nüfus çoğunluğunun hayatını iyileştiren veya kolaylaştıran, onlara daha fazla demokratik ve sosyal hak tanıyan önlemler anlaşılıyordu. Bugün ise düşük gelirli kesimler 'reform' kelimesini duyunca refleks olarak cüzdanlarına sarılıyor, çünkü bunun kendilerine daha yüksek maliyet, sosyal haklardan kesinti ve mali kolaylıkların kaldırılması anlamına geldiğini çok iyi biliyorlar" dedi.

Prof. Butterwegge, eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Neredeyse tüm siyasetçiler, partiler ve kitle medyasının savunduğu temel bir emeklilik reformu daha fazla yaşlı yoksulluğu yaratacak; sağlık reformu öncelikle sosyal olarak dezavantajlı kesimleri cebinden ödetecek; bakım reformu ise bugünkü çıkmazın asıl mağdurlarına pek bir fayda sağlamayacak. İnsan sormadan edemiyor: Bu tür önlemler kimin için acı verici? Anlaşılan o ki, bunları karar altına alan milletvekilleri için değil; işleyen bir sosyal devlete muhtaç olan insanlar için acı verici. Vergi reformu da 'çok çalışan orta kesime' mali rahatlama gerekçesiyle savunulsa da, büyük olasılıkla yüksek gelirlilere düşük gelirlilerden daha fazla avantaj sağlayacak."

Sosyal devletin finansı sorunu

Reform ihtiyacının kesinliğine kabul eden, ancak genellikle iddia edilenden tamamen farklı bir yönde ilerlemesi gerektiğini savunan Prof. Butterwegge, şöyle izah etti: "Örneğin Alman emeklilik sisteminde, para gerektirecek asgari güvence unsurları eksik; oysa şimdi tam da şirketleri rahatlatmak ve Almanya’yı rekabetçi kılmak için 'tasarruf' yapmak isteniyor. Oysa gerçek şu: Yoksullukla başarılı bir mücadele istiyorsanız, zenginliğe dokunmak ve varlıklı kesimlere toplumun gelişimi için daha fazla mali sorumluluk vermek zorundasınız.

Friedrich Merz bir konuda tamamen haklı: Mevcut sosyal devlet artık finanse edilemez. Tabii eğer Şansölye’nin planladığı gibi savunma bütçesi yasama döneminde üç katına çıkarılırsa. Bugün merkezi soru şudur: Silahlanma mı, yoksa sosyal devlet mi? 'Ekmek' ve 'top' (bunu Naziler de görmüştü) aynı anda finanse edilemez. Yüksek maliyetler karşısında ikisinden birini tercih etmek gerekir. Ben de soyadım nedeniyle 'ekmek'ten yana tavır alıyorum."

Karşı karşıya olunan tehlike

Refah devleti sökülüp atılırken, gıda bankaları, borç danışma merkezleri ve rehin dükkanlarının tam kapasite çalıştığına dikkat çeken Prof. Butterwegge, şunları vurguladı: "Bin yılın başındaki neoliberal büyük taarruzun zirvesinde olduğu gibi, çoğu Alman vatandaşının eskiden gurur duyduğu Bismarck tipi sosyal sigorta devleti, yardımlaşma, sadaka ve aşevi devletine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya. Oysa dijital finans piyasası kapitalizminde yoksulluğa karşı koruma, standart yaşam risklerine karşı güvence ve sosyal denge her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan unsurlar." HABER MERKEZİ