Rejim karşıtı demokratik muhalefete birlikte çalışmanın önemini hatırlatan HDP,  “Mutlaka Kazanacağız" şiarıyla adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesine çağırdı.



Halkların Demokratik Partisi (HDP), Beşiktaş’ta bulunan Abbasağa Parkı’nda “Durmayalım, dur diyelim” sloganıyla düzenlediği mitingde, “Ortak mücadeleye çağırıyoruz” başlıklı “Demokratik Çözüm Deklarasyonu”nu açıkladı.

HDP Eşbaşkanı Serpil Kemalbay ve Parti Sözcüsü Osman Baydemir'in birlikte açıkladığı Demokratik Çözüm Deklarasyonu’nda öncelikle Ortadoğu’da değişen tablo anlatıldı, ardından Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin savaş politikası üzerinden iktidarını sürdürme çabasına dikkat çekildi. 

15. yılında Erdoğan-AKP rejiminin, tekçi-katı iktidarını kurumsallaştırdığı kaydedilen edilen deklarasyonda, şöyle devam edildi: "Erdoğan-AKP iktidarı, Suriye’de izlediği savaş politikasını içeride de sürdürmekten geri durmamaktadır. Türkiye halkları açısından büyük bir barış umudu olarak karşılanan İmralı görüşmelerinin sonucu olarak ortaya çıkan Dolmabahçe Mutabakatı’nı, halkların barış ve demokrasi umudunu çoğaltan 7 Haziran seçim sonuçlarını yok sayarak, Kürt halkına karşı Çöktürme Planı’nın devreye konulması ülkeyi bugünkü duruma sürükleyen ilk adımlar olmuştur."


Bu ittifak halklara saldırıdır


Erdoğan tarafından ‘Allah’ın lütfu’ olarak nitelendirilen 15 Temmuz’un hemen ardından AKP-MHP koalisyonu tarafından 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL rejimi ile sivil siyasal darbenin gerçekleştiği ve faşizmin kurumsallaşma sürecinin başlatıldığı hatırlatılan deklarasyonda, "Erdoğan-Bahçeli ortaklığıyla oluşan savaş ittifakı, Türkiye halklarının demokrasi, eşitlik ve özgürlük özlemlerine dönük kapsamlı bir saldırıdır" denildi.


Uzlaşma arayışı işe yaramaz


Demokratik meşruiyeti olmayan 16 Nisan Anayasası ve gayri meşru OHAL rejiminin sürdüğü koşullarda mevcut iktidar koalisyonu ile girilecek her ‘uzlaşma’ arayışının, rejimin rıza ihtiyacını gidermekten ve zulüm politikalarına koltuk değneği olmaktan başka bir işe yaramayacağı vurgulanan deklarasyonda, bugünkü resim şöyle özetlendi: 

* Bugün Türkiye’de faşizm kurumsallaşmaktadır. 

* Devlet partileşmekte ve her türlü karar tek bir kişi tarafından verilmektedir. 

* Kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmakta, İç Tüzük değişiklikleri ile Meclis de işlevsiz hale getirilmektedir. 

* Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yoktur. 

* Evrensel insan hakları ve özgürlükleri artık çok uzağımızdadır. 

* İktidar, OHAL ve KHK’ler yoluyla ülkeyi yönetmektedir.

* Demokratik muhalefet ve siyaset ağır baskı ve tehdit altındadır. 

* Farklı ses çıkaranlar cezaevlerine atılmakta, insanların yaşam tarzlarına müdahaleler artmakta.

* Emekçilerin hakları gasp edilmektedir. 

* Haberleşme ve iletişim özgürlüğü çiğnenmektedir.

* Kadınların özgürlük mücadeleleri zor ve şiddetle engellenmeye çalışılmaktadır. 

* Kürt halkına yönelik ağır saldırı ve yıkım politikaları sürdürülmekte; kültürel ve siyasal bir soykırım uygulanmaktadır.


Çıplak faşizm dönemi


AKP’nin hem içerde hem dışarıda savaş, çatışma ve düşmanlaştırıcı üslupla iktidarını ayakta tutma, sürdürme peşinde olduğunu işaret edilen deklarasyonda, "Siyasal arenada görüşme, diyalog, müzakere, diplomasi, hukuk, adalet, insan hakları gibi kavramların askıya alındığı, çıplak faşizan kural ve uygulamaların egemen olduğu bir dönem yaşanmaktadır" denildi.


Mücadele kaçınılmaz


Bütün bu gelişmeler Türkiye’de siyasal ve toplumsal alanda demokratikleşmenin birlikte mücadele ruhundan geçtiğini ortaya koyduğu vurgulanan deklarasyonda, bu rejime karşı siyasal ve toplumsal mücadele yelpazesini genişletip güçlendirmenin tüm muhalif kesimler açısından kaçınılmaz bir görev olarak durduğu kaydedildi.


Hep birlikte kazanabiliriz


Faşizmin en temel hedefinin direniş ruhunu ve kazanma umudunu yok etmek olduğu hatırlatılan deklarasyonda, bu anlayışa karşı ‘Mutlaka Kazanacağız’ şiarıyla toplumun tüm kesimleri adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesine çağırıldı. Deklarasyonda, şunu altı çizildi: "Hep birlikte kazanabiliriz, var olan mücadeleleri yükseltebiliriz, ortak ve eşit geleceğimizi kurmak için birlikte güçlü adımlar atabiliriz."


Ortak demokrasi mücadelesi


Deklarasyona şöyle devam edildi: "Bugün artan baskıya, zulüm ve dışlamaya rağmen dipten gelen demokratik hareketin enerjisi yavaş yavaş yükselmektedir. ‘Bu böyle devam edemez, etmemeli, itirazım var’ diyenler, AKP iktidarının yarattığı tüm adaletsizlik ve eşitsizliklerden mağdur olanlar; ‘Tek tipçi’ dayatmalara karşı çoğulcu, farklılıkların eşit beraberliğine dayalı bir toplumsal yaşam hedefine sahip olanlar; sizlere sesleniyoruz:

* Toplumsal adaleti herkes için hedefleyen ortak bir demokrasi mücadelesi bizleri umutla geleceğe taşıyacaktır. Mücadele cesaretimiz, gerçekleri ortaya koyma azmimiz ortak ve eşit geleceği inşa edecektir.

* Yeni Yaşamı inşa edecek olan radikal demokrasi mücadelemiz; yalnızca var olan baskıcı rejimi bertaraf etmenin değil, aynı zamanda yüzyılın hayali olan demokratik cumhuriyetin inşasının da bir adımı olacaktır.

* Siyasal katılım eşitsizliğini her düzeyde ortadan kaldırmayı hedefleyen katılımcı ve çoğulcu demokrasi anlayışımızla;

* Her türlü etnik, dinsel ve cinsel farklı kimliğin tanınmasını içeren bir müzakereci demokrasi anlayışımızla;

* Yoksulluk, gelir eşitsizliği, işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve sömürüye karşı mücadeleyi içeren eşitlikçi demokrasi anlayışımızla toplumun tüm kesimlerini iktidarın çok yönlü saldırılarına dur demeye ve acil demokratik talepler etrafında mücadeleye çağırıyoruz.


Demokratik siyaset tasfiye edilemez


* Demokratik siyaset üzerindeki baskılara, cezalar yoluyla siyasetçilerin tasfiye edilmesine,

* Eşbaşkanların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının tutuklanarak rehin tutulmalarına,

* Halk iradesi yok sayılarak seçilmiş belediyelere kayyum atanmasına,

* İktidarı eleştirenlerin ve muhalif düşünenlerin düşman, hain veya terörist olarak etiketlenmesine dur diyelim.


Hak ve özgürlüklerden vazgeçilemez


* Örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde yoğunlaşan baskılara ve sansüre,

* Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün kullanılmasını engelleyen keyfi uygulamalara,

* Cezaevlerinde tecrit, işkence ve kötü muamele gibi insanlık suçlarına,

* Farklı düşünce, yaşam tarzı ve cinsel yönelime sahip olanların nefret söylemi ile hedef haline getirilmelerine,

* Herkes için kutsal olan yaşam hakkının ihlal edilmesine dur diyelim.


Hukuk ilkeleri çiğnenemez


* Her türlü denetimden uzak OHAL ve KHK rejimine,

* KHK’lerle yapılan ihraçlara, soruşturmalara ve dernek, vakıf ve kitle örgütlerinin kapatılmasına,

* Radyo, tv, gazete, dergi, dijital ve sosyal medya araçlarının kapatılmasına, gazetecilerin tutuklanmasına,

* Uluslararası demokratik sözleşmelere uymayan yargı sistemine ve iktidarın emriyle yapılan yargılamalara dur diyelim.


Barıştan vazgeçilemez


* İktidardaki savaş blokunun içerde ve dışarıdaki saldırganlığına; komşu halkların topraklarına işgalci bir zihniyetle asker gönderilmesine,

* Barışın inşasında kilit role sahip olan Sayın Abdullah Öcalan üzerinde süren tecrit uygulamasına,

* Tekçi anlayışla farklı kültür, kimlik, inanç ve anadillere sahip olanların düşman ilan edilmesine,

* Başta Kürt halkı ve Alevi toplumu olmak üzere halkların ve inançların ötekileştirilmesine,

* Sur-Cizre-Hasankeyf gibi Kürt halkının siyasi, tarihsel ve kültürel değerlerinin tahrip edilmesine dur diyelim.


Emekçi hakları gasp edilemez


* İş cinayetlerine, grev yasaklamalarına ve ertelemelerine,

* Zorunlu BES, Varlık Fonu, Kıdem Tazminatı ve İşsizlik Fonu’na bağlı hak gasplarına,

* Mevsimlik, kiralık, göçmen işçilerin ve mültecilerin güvencesiz ve ağır koşullarda çalıştırılmasına,

* Emeklilerin, engellilerin, emekçilerin ve tüm toplumsal emeğin nitelikli ve parasız eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik haklarının gasp edilmesine dur diyelim.


Kültürel varlıklar talan edilemez 


* Tarihsel ve kültürel hafıza ve doğal dokunun tahrip edilmesine,

* Tarım alanları, zeytinlikler, kıyılar ve su havzalarının sermayenin talanına terk edilmesine,

* Kentsel dönüşüm adı altında şehirlerin betonlaştırılmasına, insanların yerinden edilmesine,

* Yeraltı ve yerüstü varlıklarının kullanılması hakkında yerel halka söz ve karar hakkı tanımayanlara dur diyelim.


Gençlerin geleceği karartılamaz


* Gençlerin her geçen gün daha fazla işsizliğe mahkum edilmesine, geleceğe olan inançlarının yok edilmesine,

* Üniversiteler üzerindeki her tür baskıya ve öğrencilere söz hakkı tanımayan üniversite yönetimlerine,

* Öğrencilerin niteliksiz ve sağlıksız yurtlara mecbur edilmesine,

* Gençler arasında devlet ve çeteler eliyle teşvik edilen uyuşturucu kullanımına DUR DİYELİM.


Kadınların kazanımları yok edilemez


* Kadınların sosyal, siyasal ve çalışma yaşamından dışlanmasına

* Kimliğine, bedenine, yaşam ve giyimine yapılan saldırılara, kadın katliamlarına

* Kadın emeğinin işyerinde ve evde sınırsızca sömürülmesine,

* Erkek şiddeti ve çocuk istismarı davalarındaki cezasızlık uygulamalarına DUR DİYELİM.


Yeni toplumsal sözleşme şarttır


* Anayasal yurttaşlığa dayanan demokratik, eşitlikçi, sosyal, kadın özgürlükçü, laik, ekolojist, çoğulcu bir anayasa yapabiliriz.

* Farklı kültürlerin, kimliklerin, anadillerin ve inançların anayasal güvence altına alındığı bir yeni toplumsal sözleşme hazırlayabiliriz.

* Anadilinde eğitim ve öğretimi herkes için gerçekleştirebiliriz.

Ortak mücadeleye çağırıyoruz! Durmayalım, birlikte değiştirelim!


HDP ortak yürüyüşe hazır


Tüm bunları konuşarak sağlıklı bir topluma; insani bir topluma; vicdanlı bir topluma; huzurlu bir topluma; güven toplumuna ve barış toplumuna ulaşabiliriz. Baş başa vererek, yan yana gelerek demokratik hak ve özgürlüklere, büyük insanlık değerlerine sahip çıkabiliriz. HDP olarak biz bunun için adım atmaya, ortak bir yürüyüşü ve mücadeleyi örgütlemeye hazırız.

Ülkede yaşayanların büyük çoğunluğunun özlemi olan adalet, güvenli ve insanca bir yaşam, saygı, huzur ve eşitlik için birlikte ve ortak mücadeleden başka bir yol yoktur. Bizler adım atmaya, ortak bir yürüyüşü ve kesintisiz mücadeleyi örgütlemeye hazırız ve kararlıyız.

Halk buluşmaları, konferanslar, çalıştaylar, toplantılar, mitingler, forumlarla; geniş katılımlı, kapsayıcı, çoğulculuğu içeren platformlarla, sivil itaatsizlikle sokaklarda ve işyerlerinde bir araya gelerek bir vicdan ve adalet hareketini başlatıyoruz.”


 İSTANBUL