BERİVAN ALTAN / MA/ANKARA

“Asıl terör, devlet terörüdür” yazısı gerekçe gösterilerek hakkında dava açılan ve bugün karar duruşması görülecek yazar Fikret Başkaya, geçmiş örnekleri hatırlatarak “Bu rejimin esneme yeteneği yok” dedi.

Yazar Fikret Başkaya, kurucusu olduğu Özgür Üniversite’nin internet sitesinde yaklaşık üç yıl önce yayınlanan “Asıl terör, devlet terörüdür” başlıklı yazısında “örgüt propagandası” yaptığı suçlamasıyla hakkında açılan davanın karar duruşması, bugün Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 10 Eylül’de görülen ikinci duruşmasında mütalaasını açıklayan savcı, Başkaya’nın cezalandırılmasını talep etmişti. Savcı, Başkaya’nın kaleme aldığı yazısıyla PKK’ye karşı verilen mücadeleyi “devlet terörü” olarak nitelendirip PKK tarafından yapılan eylemleri ise teşvik ederek övdüğünü ileri sürmüştü.

Malumun ilamını yaptım

 Duruşma öncesi Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Başkaya, söz konusu yazıyı kaleme almaktaki amacının “terör”, “terörist”, “örgüt propagandası yapmak” gibi kavramlara açıklık getirmek olduğunu hatırlattı. Yazısının aslında teröre karşı kaleme alınmış bir yazı olduğunu ifade eden Başkaya, “Zaten kimse terörü savunmaz, böyle bir şey mümkün değil. Sanıyorum buradaki yazı bahane edilmiş oluyor. Benim ‘asıl terör, devlet terörüdür’ demem aslında ‘ateş yakar’, ‘şeker tatlıdır’ demem gibi bir şey, malumun ilamı. Bundan dolayı dava açılması kabul edilebilir bir şey değil” dedi.

Muhalifi düşman görüyor

 Dava açılmasının temel sebebinin, iktidarın muhalifleri hedef almasıyla ilişkili olduğunu dile getiren Başkaya, “Burada bir nokta atışı var. Fakat istisnai bir durum değil. Bugüne kadar hakkımda o kadar çok ipe sapa gelmez şeylerden dava açıldı ki netice itibariyle rejim farklı düşüneni hain, muhalifi düşman saymayı bir ilke haline getirmiştir. Her kim ki farklı düşünüyor, her kim ki gerçek muhalif ise daime rejim tarafından düşman olarak görülüyor. Rejimlerin böyle bir geleneği var. Ben de her dönem bu rejimler için düşman taraftayım” şeklinde konuştu.

54 yıl sonra bir daha

 Hakkındaki ilk davanın, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenciyken açıldığını hatırlatan Başkaya, şöyle devam etti: “Türkiye İşçi Partisi’nin üyesiyim diye 1965’te, Ankara köylerinde komünizm propagandası yapmaktan dava açıldı. Şimdi terör örgütü propagandasından 54 yıl sonra bir kez daha dava açıldı. 54 yıl sonra dava açılması demek bu rejimin esneme yeteneği yok demek, şark cephesinde yeni bir şey yok, anlamına geliyor. Onlar dava açıyor, biz savunuyoruz. Onlar hapse atıyor. Öyle yol almaya devam ediyoruz.”

Rejim değişmeli

 Türkiye’de rejimin iflah olmasının ve demokratikleşmesinin mümkün olmadığının altını çizen Başkaya, “Burjuva toplumunda, burjuva düzeninden koparılan haklar nihai haklar değildir, her an geri alınabiliyor. Bunun tarihte çok örneği de var. Onun içinde rejimi değiştirmekten başka şansımız yok. Ya bu rejim değişir ya da bu böyle devam eder” dedi.

Reform sözcüğü oyalama

 Yargı paketiyle getirilen düzenlemeye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başkaya, iktidarların reform sözcüğüyle toplumlarda beklenti yarattığını anımsattı. Reformun kelime anlamının yeniden şekillendirme, biçimlendirme anlamına geldiğini anımsatan Başkaya, şöyle devam etti: “TMK’den dolayı cezaevindeydim, o maddede bir değişiklik yaptılar. Ertesi gün gazeteler ‘demokrasinin zaferi, özgürlüklerin yolu açıldığı’ manşetleri atıyordu ama düzenlemeye baktığımda daha kötü şeyler yapmışlardı. Dolayısıyla bu kitleleri oyalamak için rejimin kendini yeniden üretmesinin vesilesidir. Bir madde değişmiş ondan daha fazlası TCK’de var zaten, yani onu nasıl kullanacaklar, nasıl ihtiyaçları var onu sorgulamak lazım. O madde mevzuatta var zaten.”

Kaldığımız yerden devam

 Yarın görülecek karar duruşmasına ilişkin de konuşan Başkaya, şunları söyledi: “Terörle Mücadele retoriğinin işlevi, terörle mücadele değil. Muhalifleri etkisizleştirmek, farklı düşünceleri cezalandırmak için bir araç, dolayısıyla o kanunun değiştirilmesi gerekiyor. Düşünce özgürlüğüyle, muhalefetle mücadele kanunu olarak değiştirilmeli. Yaptığı muhalife, farklı düşünene yöneliyor. TMK’nin esas işlevi bu; onlar cezalandıracak, biz kaldığımız yerden devam edeceğiz.”