
Çocuk yaşta sorduğu sorularla hakikatin yolunu bularak özgürlük dağlarına çıkan Latif Bulut (Renas Tolhıldan), DAİŞ çetelerinin saldırısı altında buluna Şengal’de yaşamını yitirdi. Bulut’un Kürdistan’ın her parça toprağına aynı tutku ile bağlı olduğunu anlatan ailesi, kaybettikleri çocukları ile gurur duyduklarını söyledi.
Şengal’de DAİŞ çetelerine karşı girdiği bir çatışmada yaşamını yitiren HPG gerillası Latif Bulut’un (Renas Tolhıldan) kısa ama direniş dolu yaşamı, çetelerin ağır saldırılarına karşı Şengal’in nasıl bir dirençle özgürleştirildiğini gösteriyor. 1994 yılında Payîzava (Gürpınar) ilçesinde dünyaya gelen Bulut’un ailesi, ekonomik nedenlerden dolayı bir yıl sonra Wan’a taşındı. Küçük yaşta gençlik çalışmaları içerisinde yer almaya başlayan Bulut, devletin asimilasyon aracı olarak kullandığı okuldan soğumaya başlayarak okula gitmemeye ve gençlik çalışmaları içerisinde daha fazla yer almaya başladı. Ailesine sürekli “Biz neden kendi dilimizle eğitim görmüyoruzt, neden kültürümüzü yaşayamıyoruz?” şeklinde sorular sormaya başlayan Bulut, henüz 2011’de 17 yaşındayden yönünü hayallerini süsleyen dağlara çevirerek PKK’ye katıldı.
Arkadaşları arasında paylaşımcı ve maddiyata önem vermeyen kişiliğiyle tanınan Bulut, Kürtçe televizyonlardan sürekli izlediği gerillaların yaşamı ve konuşmalarını düşünü kurduğu yaşam ile özdeşleştirmesi katılımında önemli bir rol oynadı.
Kürdistan’ın her parça toprağını bir gören ve PKK saflarında Kürdistan’ın birçok şehrinin dağlarında mücadele yürüten Bulut, DAİŞ çetelerinin Şengal’e dönük saldırılarının ardından Şengal direnişinde yer aldı. Geçtiğimiz Ağustos ayında Şengal’de DAİŞ çetelerine karşı girdiği bir çatışmada yaşamını yitiren Bulut, burada defnedildi. Çocuklarının mezarlarını görebilme umuduyla yaşayan Bulut’un ailesi, oğullarının Kürt halkının onur ve şeref mücadelesini yürüttüğünü söyleyerek, gururlu olduklarını dile getirdi.
Sorularla başlayan yeni hayat
Oğlunun sürekli arayış içerisinde olduğunu ve çocuk yaştan itibaren sisteme karşı çıktığını dile getiren baba Asker Bulut, “Latif, küçüklüğünde beri sürekli Ne zaman bitecek bu zulüm? Neden sürekli burada polis var?’ şeklinde sorular sorardı. Devletin zulmünü asla kabullenmiyordu. Bu nedenle okuldan soğudu ve gitmemeye başladı” diye anlattı.
Oğlunun yaşından daha olgun olduğunu anlatan baba Bulut, “Renas küçük yaşta devletin kirli yüzünü görerek PKK’ye katıldı. Kürt gençlerinin yaptığı gibi sistemi kabullenmedi. Sürekli sisteme karşı çıkıyordu. Kendini ona göre yetiştiriyordu” dedi.
“Evlat başka bir şeye benzemez” diyen baba Bulut, “Ben ona okusun avukat olsun diye yaklaşıyordum. Mücadeleyi siyasi yollardan yapsın istedim. Ama o bunu yapmadı. Benim haberim yoktu ama gençlik çalışmaları içerisinde uzun zaman yer almış. Şehit Renas sistemle çalışmak istemiyordu. ‘Oku adam ol’ diyordum ama o da ‘Sistemin okullarında okumadan da adam olunuyor’ diyordu. Günlerce konuşsam da Renas’ı anlatamam” ifadeleriyle oğlunu anlatmaya çalıştı.
‘Toprağına tutku ile bağlıydı’
Oğlunun Kürdistan’ın her parça toprağını bir gördüğünü ve hepsine aynı tutku ile bağlı olduğunu söyleyen Bulut, “Şehit Renas Wan’da doğdu, Şengal’de şehit düştü. Êzîdî Kürtlerinin başına gelenleri kabullenmedi. Televizyonda Şengalli kadınların başına gelenleri izlerken ağladım. Keşke bende gerilla olsaydım ve onlara karşı savaşsaydım. Her Kürdün düşünmesi gereken şeydi buydu. 5 bin Kürt Êzîdî kadını DAİŞ çetelerinin elinde ve pazarda satılıyor. Bu benim çok ağırıma gitti. Oğlumun da ağırına gittiği için oraya gitti. Oğlumun şahadetine üzülüyoruz ama gururluyuz. Onurlu bir yolda şehit düştü. 4 parça Kürdistan’ın şehididir. Benim başım diktir” ifadelerini kullandı.
‘Renas en doğru kararı verdi’
Tek isteğinin oğlunun mezarını görmek olan Anne Sinem Bulut ise, “Şehit Renas zulme karşı savaşıyordu. Kürt kadınlarının namusu ve onuru için savaşıyordu. Her Kürt genci bunu yapar. Êzîdî kadınların durumunu biz de kabullenemiyorduk. Bugün burada da aynı şey yaşanabilirdi. Renas en doğru kararı verdi” dedi.
Oğlunun zulmü kabullenemediğini ve bu yüzden de başkaldırdığını söyleyen anne bulut, arkadaş gibi olduğu oğlunu şu sözlerle anlattı: “Herkese karşı çok saygılıydı. İlk çocuğumdu. İki arkadaş gibiydik. Oturur birlikte konuşurduk. Her şeyini bana anlatırdı. Herkesle candan ilişkiler kurardı. Kimseyi kırmazdı. O kendi kararını almıştı. Katılım yaptığı süreçte benimle konuştu. Bana ‘ben yolumu buldum. Ben yolumu tanıyorum’ dedi. Ben söylemeye çalıştığı şeyleri o zaman anlamadım. Kendi yolunu seçti. Verdiği mücadele doğru bir mücadeledir. Ben olsam ben de giderdim. Ben de katılırdım”.
İDRİS SAYILGAN/DİHA/WAN