
KDP asayiş güçlerinin 5 Mayıs günü Hewler’de Kürt Kadın İlişkiler Merkezi’ne (REPAK) düzenlediği baskını değerlendiren REPAK Temsilcisi Meral Çiçek, "Kurumların kapatılmasıyla, kadın aktivistlerin gözaltına alınmasıyla, tutuklanmasıyla Kürt kadınların özgürlük mücadelesinin önüne geçilemeyecektir. Çalışmalarımızı çok daha güçlü ve etkili bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz" dedi.
REPAK'ın Kürt kadınları arasındaki birliği daha fazla güçlendirmek, bunun yanı sıra Ortadoğu ve Kürt kadınların özgürlük mücadelesini, kazanımlarını, ideolojisini dünya kadınlarıyla paylaşmak amacıyla 2014 yılında yola koyulduklarını belirten Meral Çiçek, özellikle DAİŞ'in Güney Kürdistan'a yönelik saldırıları ile birlikte gazeteci, kadın heyetleri ve insan hakları örgütlerinin bilgi almak için başvurduğu temel bir adrese dönüştüklerini söyledi.
Kurumun işlevi büyük
Son iki yıldır çok sayıda kadın heyetinin de REPAK ile irtibat kurduğunu kaydeden Meral, "Heyetler mülteci kamplardaki Êzîdî kadınlarla görüşmekten tutalım Şengal ve Rojava'ya gidişlere kadar, Kürt kadın hareketi ile buluşmak, DAİŞ tarafından alıkonulan kadınlar hakkında bilgi sahibi olmak için REPAK'a başvuruyorlar. Bununla birlikte REPAK aynı zamanda yurtdışında Kürt kadın hareketinin mücadelesini tanıtma, anlatma, ilişkiler sağlama gibi hedefler doğrultusunda çok sayıda uluslararası organizasyonda da yer aldı. Farklı farklı konferanslara konuşmacı olarak katıldı ve yine uluslararası oluşumların içerisinde bizzat yer aldı. En son Nepal'de yapılan Dünya Kadın Konferansı'nda kurumsal kimliğimizle yerimizi aldık" şeklinde konuştu.
Kanun dışıdır, siyasidir
KDP güçlerinin REPAK'a baskınını kanun dışı olarak niteleyen temsilci, "Kurumumuz Kürdistan Bölge Hükümeti yasalarına göre kurulmuş resmiyete sahiptir. Aynı zamanda orada çalışan bütün arkadaşlarımız resmi olarak kayıtlıydı. Dolayısıyla hukuksal veya yasal açıdan herhangi bir boşluk söz konusu değildi. Baskın ağır silahlı asayiş güçleri tarafından gerçekleştirildi. Israrlı sorularımıza rağmen hiçbir şekilde baskının gerekçesi anlatılmadı. Sormamıza rağmen hiçbir belge, hiçbir kimlik gösterilmedi. Tamamen keyfi bir baskındı. Siyasidir, kanun dışıdır. Ortada yasalara dayandırılabilecek herhangi bir sebep yok bu baskında" şeklinde değerlendirdi.
Ulusal birlikle bağdaşmıyor
"Kürtlerin her zamankinden daha fazla ulusal birliğe ihtiyaç duyduğu bir süreçte bir siyasi gücün, bir partinin gelip Kürdistan'ın bir parçasını tekrar bölmesi, burada bölücülük geliştirmesi, burada parçalılığı derinleştirmesi hiç kimsenin faydasına değildir" diyen Çiçek, bu tarz yaklaşımların ulusal birlikle bağdaşmadığının altını çizdi.
Direnişin etkilerinin önüne geçilmesi mümkün değil
Son aylarda KDP denetiminde bulunan bölgelerde çok sayıda kadın aktivistin gözaltına alındığını, yoğun hak ihlallerinin yaşandığını hatırlatan Çiçek, devamla "Bu şekilde kadın özgürlük mücadelesinin önünün alınabileceği düşünülüyor. Bu bir yanılgıdır. Bugün 21'inci yüzyılın başında Kürt kadınların özgürlük mücadelesi ve direnişi bütün dünya kadınlarına büyük bir ilham kaynağı iken, büyük bir hayranlıkla takip edilirken, Kürdistan'da bunun etkilerinin önüne geçilmesi mümkün değil. Kurumların kapatılmasıyla, kadın aktivistlerin gözaltına alınmasıyla, tutuklanmasıyla bunun önüne geçilemeyecektir" dedi.
'Daha çok çalışacağız'
Çiçek, kapısına kilit vurulsa da REPAK olarak çalışmalarını her yerde daha güçlü ve etkili bir şekilde sürdüreceklerini vurgulayarak, başta kadınlar olmak üzere özgürlüklerden yana olan herkesi yaşanan durum karşısında tavır sergilemeye çağırdı.
ŞENGAR BRADOST/JINHA/SİLÊMANÎ