AZİZ OÐUR/REQA


DAİŞ’in başkent olarak ilan ettiği Reqa’nın özgürlüğüne kavuşmasına ramak kala yaşanan tarihi gelişmelere tanıklık ediyorum. Cephelerin durumu, savaşçıların kararlılık ve azmi, özgürleştirilen alanlardaki halkın yaşamı başlı başına irdelenmesi gereken konular. Hamlenin başlangıcından günümüze kadar yaşananların bir panaromasını oluşturmak, dünyanın gündeminde yerini alan bu hamlenin detaylarını, hamlenin komutanlarından Rojda Felat ile konuşma fırsatı buldum. Felat, Reqa hamlesinin tüm boyutlarının yanı sıra Uluslararası Koalisyon ile ilişkiler, Türk devletinin politikaları ve Güney Kürdistan yönetiminin ambargosu dahil bir çok konudaki sorularımızı yanıtladı.


Reqa’yı özgürleştirme hamlesi, başlangıcından itibaren planlandığı gibi mi yürüyor?

Nereden başlayacak, nereler tutulacak, nerelere ağırlık verilecek, nereye ne kadar güç konuşlandırılacak, her operasyon kolunun nitel ve nicel planlaması, düşman güçlerinin pozisyonuna göre olası manevra ve taktiksel değişimler, düşmanın oluşturduğu savunma hattının yarılması gibi tüm konular detaylı tartışıldı ve hazırlıklar yapıldı. Koşullardan kaynaklı bazı sıkıntı ve aksaklıklar yaşandı. Koşullara uygun eklemelerle adım adım ilerledik ve yaptığımız planlamanın yüzde 90-95’i pratikleşti. 

Hamleyi 4 aşama olarak planlamıştık. 3 aşama, planlandığı gibi yürüdü. 6 Haziran 2017 itibariyle 4. aşamaya geçildi. Son darbenin vurulacağı ve düşmanın merkezinin çökertileceği, yani düşmanı bitirerek şehrin tamamen özgürleştirileceği aşama olduğundan en kapsamlı aşamadır. 

Reqa, DAİŞ’in başkentiydi, tüm güçleri buraya yığılmıştı. Şehir çevresinde, girişinde ve içinde yoğun mayınlama yapıldığını tahmin ediyorduk. Güçlerimiz onların kuzeyinde oldukları için operasyonun ordan başlatacağımızı hesaplayıp oraya yüklenmişlerdi. Biz tersini yaptık; doğu ve batı kolları oluşturarak harekete geçtik. Batı cephesinde Reqa’nın kırsalını temizledik; Tebqa merkezi, Tebqa Barajı, Mansura özgürleştirildi. Şehrin güneybatısı ve güney doğusundan ilerleyen iki kolun birleşmesiyle şehri tamamen kuşatmaya aldık. 


DAİŞ nasıl bir savunma ve saldırı geliştiriyordu?

DAİŞ, bildiğimiz ve beklediğimiz taktiklerle karşımıza çıktı; bombalı araç, bireysel intihar, küçük gruplarla eylem ve taciz. Ancak Tebqa hamlesi ve şehir merkezinde ilerledikçe karşılaştığımız iki sorun biraz zorlayıcı oldu;

* Bomba yüklenmiş drone ve hava araçlarıyla saldırılar. Bu bizi biraz zorladı. Ön cepheden ziyade ikinci, hatta lojistik veya ulaşım işlerini yürüten arkadaşların bulunduğu noktalara bu yönlü saldırılar oldu. 

* Bir başka zorlandığımız nokta da oluşturdukları tünel sistemi oldu. Kendi oluşturdukları sistemin yanı sıra şehir merkezindeki su, kanalizasyon gibi yeraltı hatlarını kullanıyorlar. Mesela 7-8 katlı bir bina yerle bir edilmiş, ama yıkıntıların arasında çıkabiliyorlar. Bu binaların bodrum katları ve altyapı sistemi zaten var, bundan yararlanarak daha çok, arkadan ve suikast saldırıları oldu. 

* Bir başka zorlandığımız nokta da operasyonun yavaşladığı ya da durduğu dönemleri fırsat olarak değerlendirerek mayınlama yapmaları oldu.

Bunlar yer yer bizi oyalasa da harekatı engelleyecek çapta sorun teşkil etmedi. Çıkan her duruma karşı hızlı bir şekilde tedbirler alındı ve çözümler bulundu. Havadan yapılan saldılar, mayınlama ve tünellere karşı da tedbir alındı, çözümler bulundu, yani alternatif harekat tarzları oluşturuldu. 



Reqa merkezine doğu ilerledikçe artık şehir savaşına mı evrildi, nasıl bir tarz geliştirdiniz? 

Sıradan binaların, evlerin olduğu kenar semtlerde güçlerimiz fazla bir zorluk yaşamadan ilerledi. Zorlanma ya da yoğun savaşın yaşandığı alan ise yüksek binaların olduğu mahalleler oluyor. Örneğin Deariye Mahellesi’nde fazla zorlanmadık, çünkü dışarıyla bağlantısını kapattık. Önce çembere aldık, tecrit ettik, sonra iç alanlarına yönelik operasyonu derinleştirdik. Qadisiyê ve Hettîn tarafı da öyle oldu. Yine doğudan Haretî Şam Evdilmelik Mahallesi, batı cephesinden Nezih Şihadî semt ve alanlarını iki kolun karşılıklı harekatı ve birleşmesi kapsamında temizledik. Ev ev kontrol etmek yerine, mahale ve alanlar arasındaki bağlantıyı koparıp çembere alarak, adeta adacıklar haline getirerek içlerini temizledik. Hemen hemen her evde mayınlama vardı, bunlarla tek tek uğraşmak yerine taktik olarak alanları tecride alarak zamanla düşürme ve temizleyip  tamamen kontrol altına almayı uygun gördük.

Şimdi DAİŞ’in kontrolünde kalan alana da aynı taktikle yöneliyoruz. Parça koparmak, hat çekerek tecride almak, sonra temizlemek ve kontrol altına almak.


Güçlerin mevcut pozisyonu, dağılımı nasıl?

Batı ve doğu cephelerindeki güçlerimiz savunma ve alanı kontrol altında tutma pozisyonundalar. Eski Reqa merkezi, El Sekken, El Mirur, Dereiyê mahallelerinden El Berît Mahallesi yakınlarındaki tüm alanlarda güçlerimiz savunma pozisyonundalar. Önemli bir karargah olarak kullandıkları Reqa Devlet Hastanesi çembere alınmış durumda. Önemli bir güçleri orada, aynı zamanda sivilleri de orda alıkoymuşlar. Orası temel karargahlarından biri. Şehrin merkezinde, yüksek bir yerde yapılmış ve bölgeye hakim. Bu yüzden oraya yönelik özel bir çalışma yürütüldü. 

Dört gün önce kuzey cephesinden ilerleyen güçlerimizin kontrol ettikleri alan da eklenirse DAİŞ’in elinde şehir merkezinin yüzde 25’ten de az bir kısmı kalmış olacak.


Anladığım kadarıyla artık sona doğru geliniyor. Reqa’nın DAİŞ’in elinde kalan kısmının tamamen temizlenmesi ne kadar zaman alır?

Sivilleri canlı kalkan olarak kullandıkları biliniyor. Sivillerin durumları ve en az kayıpla tüm şehri özgürleştirmek için hassas davranıyoruz. Yine de iki ayı geçmez. 


Teslim olan, esir alınan DAİŞ elemanları ve kaçmayı başaran siviller var. İçeriden aldığınız bilgilere moral ve motivasyon anlamında DAİŞ’lilerin durumu nedir? 

DAİŞ çöküntü yaşıyor. Bunun doğrulayan en önemli pratik de gün geçtikçe teslim olan DAİŞ’li sayısındaki artış. Teslim olanların yüzde 5’i yabancı uyruklu, yüzde 95’i Araplardan oluşuyor. Tüm cephelerde teslim oluyorlar. Lojistik anlamında da büyük sıkıntı yaşadıkları söyleniyor. Bize karşı savaşmak için uç noktada mevzilendirilenler fırsatı bulunca teslim oluyor. Teslim olan 5 kişi ile kendim de görüştüm. Çatışmak için gönderilmişler, ancak bunlar mevzileri terkederek bir yere saklanmış, alan çevrildikten sonra güçlerimize teslim olmuşlar. Bazı gruplar da mevzide arkadaşların gidip onları teslim almasını bekliyor.


Çok bileşenli QSD’nin savaş kabiliyetinin gelişmesinde Reqa hamlesi etkili oluyor mu?

Çok fazla bir süre geçmemesine rağmen QSD’nin kuruluş sürecinden günümüze büyük değişim ve gelişme söz konusu. Hatta operasyonun kırsal alandaki dönemi ile şehir merkezindeki savaş süreci arasında da büyük fark ve gelişmeden söz edilebilir. YPG ve YPJ özerk örgütlenmesi olan, savaş deneyimi yaşamış ve zaferler kazanmış güçlerdir. QSD örgütlenmesinde yer alan Arap birlikler de artık özerk hareket ediyorlar. Yani emir-komuta, muhabere ve eğitim çalışmaları kendi bünyelerinde yapılıyor. Kendi ideoloji ve askeri eğitimleri; bünyesinde komuta kademesi hazırlama planlanması var. Rejim ve DAİŞ’ten gördükleri zülümden sonra kendi kendilerine yetecek düzeye gelmeleri için destek vermemiz ve örgütlenmeleri, kendilerinin talebiydi. Bu konularda tüm imkanlar sunuldu. Kendi başlarına harekete geçme, eylem yapma, düşman hattının içine girip çıkma;saldırılarda etkin rol ve pozisyon alma dahil, bir çok askeri yeteneklerinin geliştiğini günbegün gözlemliyoruz. QSD’nin kuruluş süreci ve üzerinden geçen az zaman ölçü alınırsa bu bahsettiğim gelişmelerin ne kadar tarihi ve önemli olduğu anlaşılacaktır.


QSD içeresine sızmalar; kuruluş felsefesi ve zihniyeti ile uyuşmayan kimi pratiklerin yer yer yaşandığı tartışmalarına şahit oldum...

QSD’nin kurulduğu süreçten günümüze kadar sürekli yaşanan bir savaş var. YPG ve YPJ kültürünün kavratılmasını eğitimlerle sağlanmaya çalışılıyor. Ancak savaş içinde oluşan ve sürekli savaşan bir gücün tümünü söz konusu eğitimden geçirmek ve kültürü kavratmada eksiklikler de yaşanıyor. Hem rejim hem de DAİŞ’in sızdırdığı kimi kişiler bu örgütlenmeyi içten çürütme, yozlaştırmaya çalışıyor. Bunlardan ötürü de istenilen düzeyde bir netleştirmeye gittiğimiz söylenemez. Olağanüstü gelişimden bahsettik, ancak bu konularda kimi eksikliklerin de yaşandığını söylemek mümkün.


Özgürleştirilen alanlarda olağan bir yaşam var. Hamle başlangıcı ile günümüz arasında bir kıyaslama yapacak olursak QSD’ye yaklaşımda burdaki halkta ne değişti? 

Arap halkının bir özelliği var; değişen koşullara çok çabuk ayak uyduruyor. Yani savaşa da hemen ayak uyduruyor, savaştan sonra normal yaşama geçmesi de çok zaman almıyor. Zorluğa da rahatlığa da çok çabuk alışıyor. Hamle içinde yaklaştığımız her yerleşim alanında çağrılar yaparak geliş amacımızın onların özgürlüğü olduğunu duyurduk. Zaten bunun da sonuçlarını görüyoruz. Bu kadar iç içe ve rahat olmamızın temelinde demokratik ulus olarak formüle edilen ve halkların eşitliği üzerine oluşturulan felsefemizi tanımaya başlamaları var. Görüştüğümüz, karşılaştığımız insanlar, yaşanan sorunlara yönelik tavırlarımıza şaşırıyor. QSD’nin içinde tüm halklardan savaşçılar var ve kurtardığımız bölgelerde de yine tüm halklardan insanlar yaşıyor. Yani kendi evlatları, kendi insanlarının onların özgürlüğü için savaştıklarını görüyorlar. Temel aldığımız demokratik toplum-demokratik ulus çizgisi, uygulanmaz ve geliştirilmezse bize karşı da kullanılabilir. 


Hamlenin sonuçlanmasından, yani tamamen özgürleştikten sonra Reqa’nın buradaki halk tarafından yönetilmesi nasıl sağlanacak?

Reqa’nın kendi kendine yeten ve halkının yönetimde karar ve yetki sahibi olduğu bir kent olması için; yani yaşamın tüm alanlarını kapsayan bir hazırlık ve çalışma var. Reqa Halk Meclisi, Reqa Askeri Meclisi, toplumsal alandan, ekonomi ve eğitime, savunma gücünden kent içi asayişe kadar tüm kollarda çalışma yürüten arkadaşlarımız var. Bütün bu çalışmalara dahil olanların Reqa halkından olmasını esas alıyoruz. Kürt, Arap, Süryani fark etmez, önemli olan Reqalı olmaları. En başta da öz savunma gücünün tamamen Reqalılardan oluşturulmasını esas alıyoruz. Hamlenin en önemli gücü de Reqalı gençlerden oluşuyor zaten. Cephede QSD bayrağı altında savaşan Reqalıların yanısıra Özsavunma Hizmeti (Erka Xweparastinê) eğitimleri, asayiş gücü eğitimleri, askeri birliklerin eğitimi çalışmaları mevcut durumda, yani savaşın içinde devam ediyor. 


DAİŞ’in başkent olarak ilan ettiği ve uzun süre hazırlık yaptığı Reqa’daki savaş sonuçlanmadan Dêrazor’un doğusuna yönelik hamlenin başlatılmasını zorlayıcı değil mi?

İki önemli hamleyi aynı anda yürütmek en başta QSD’nin güçlendiğini, büyüdüğünü ve nitelik kazandığını gösteriyor. Kendimize olan güven ve kapasitemizin dışa vurumu olarak da değerlendirilebilinir. Kerama’nın üst tarafının temizlenmesi harekatı daha önce yapılmıştı zaten. Reqa hamlesinin başarısı, Dêrazor’daki DAİŞ’lilerin de motivasyon ve iradesini kırmış. Teslim olmalar fazla. Halk da baskı altından bir an önce kurtulmak istiyor. 

Bir yönüyle de eş zamanlı iki hamlenin yürütülmesi DAİŞ ve ona bel bağlayanların son umutlarının da tükendiğini gösteriyor. Reqa’da çembere alınanların da tamamen yıpranmasına ve gidecek bir yerlerinin kalmadığını görmelerine vesile oluyor. Buradaki başarı Dêrazor hamlesine güç verirken, Dêrazor’daki ilerleme buradaki DAİŞ elemanlarının tamamen çökmesine neden oluyor. Artık DAİŞ’in elemanlarını ve kendine bağlı kesimleri motive edecek argümanları kalmıyor. 

Elbette şunu da gözardı etmeyelim; bu hamlenin zamanlamasının siyasi süreç, değişen siyasi dengelerle de ilgisi var.


DAİŞ’e karşı oluşturulan Uluslararası Koalisyon ile QSD’nin ilişkileri de merak ediliyor. Burada bir sorun mu yaşanıyor mu?

Kobanê direnişi devam ederken başlatılan yardım ve ilişkilenmede mücadeleyi sekteye uğratacak düzeyde bir sorun yaşanmadı şimdiye kadar. Siyasi konularda tartışmalarımız oldu. Hamleler sonuçlandıktan sonra buranın kaderiyle baş başa bırakılıp çekilecekleri tarzında yapılan propogandaları hatırlattık. Hem yaptıkları açıklamalarda hem de sahada oluşturulan mekanizmada bir sıkıntı yok. Halka ve askeri güçlere yapılan yardımlarda herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor. Bizim kurtardığımız alanlar ile rejimin Rusya desteğiyle kurtardığı alanlar üzerinde bazı pazarlıkların, ittifakların olduğu da hissediliyor. Ancak sahada birlikte özgürleştirdiğimiz alanları, Türk devleti, rejim, hatta Rusya’ya karşı koruyorlar. Bu düzeyde tartışma ve ittifaktan söz edilebilir. Bu ittifakın ne kadar stratejik olduğu ya da nasıl bir seyir izleyeceğini ise zaman gösterecek. 


Peki bu görüşme ve tartışmalarda Türk devletinin her fırsatta DAİŞ’le mücadeleyi sabote eden, sekteye uğratan politika ve saldırılarına ilişkin neler ifade ediliyor?

Aslında Türk devletinin politikalarından büyük bir rahatsızlık duyuluyor. Genelde Tayyip Erdoğan’ın tavrı ve ihtirasına bağlıyorlar ve “Erdoğan’ın delirdiği, kontrolden çıktığı, ne yapacağı belli olmayan bir duruma geldiği” tarzı yorumlar yapılıyor. Üst düzeyde ve diğer bazı görüşmelerde tartıştığımız bir konudur bu. Erdoğan’ın yaptıklarını benimsememekle birlikte Türkiye ile tarihi dostluk ve ortaklıklarının olduğunu, yılların ortaklığıyla oluşturulan bağın birden koparılamayacağını, çıkarlarının buna müsaade etmediğini söylüyorlar. Ancak sahada askeri anlamda Erdoğan ya da Türk devletinin girişimlerine karşı net tavıra sahipler ve müsaade de etmiyorlar.

Bunun siyasete yansıması fazla görünmüyor. Askeri alanda, yani sahada gösterilen hassasiyet, siyasi alanda gösterilmiyor.


Güney Kürdistan yönetiminin Rojava’ya yönelik olumsuz politikaları ve ambargosu sizin buradaki askeri hamleler dahil, halkın yaşamına yansımaları nasıl oluyor?

Sadece ambargo olmasaydı, yani gümrük kapıları açık tutulsaydı bile buraya olumlu bir çok yansıması olacaktı. Halkın zaruri ihtiyaçları, gelen yardımlar ve devrimin ihtiyaçları bir yana sadece basın ve medya boyutuyla bile ele alırsak ne demek istediğim anlaşılacak. Dünyanın öbür ucundan gelen gazeteciler engellenerek geri gönderiliyor. Yani devrimin yansıması, bilinmesi, halkların Rojava Devrimi ile dayanışması bu şekilde engellemeye çalışılıyor. Bu uygulanan özel bir politika. Türk devleti ve Erdoğan ile oluşturulan işbirliği ve ortaklık nedeniyle yapılıyor. Devrim içeride boğulmaya çalışılıyor. Tüm bunların başka bir Kürt gücü ya da yönetimi tarafından yapılması daha fazla üzücü oluyor.


20 km ilerledik DAİŞ sonra uyandı

Hamlenin 3. aşamasında düşman hatlarının arkasına güç indirmek ve güneyden şehRİ tamamen kuşatma taktiği çok ilginçti. Bu, hamlenin başından beri planlanmış mıydı?

Aslında başından beri bu konuya kafa yoruyorduk, ancak hangi yol ve yöntemle olacağını netleştirememiştik. Baraj hattını kullanmanın yerleştirilen patlayıcılardan dolayı riskli olduğunu düşünüyorduk. Karadan bir hareket yapmamız önünde engel yoktu, güçlerimiz de hareket için hazırdı. Ancak baraj olduğu için uçakların hedefleri yumuşatma, vurma imkanı yoktu. Batı kolu, Tebqa’ya yakınlaştıkça düşünce ve tartışma düzeyinde olan bu konu somutlaşmaya başladı. Tüm riskleri, olası sorunları detaylı tartıştık. İkinci bir sorun da Koalisyon’un böyle bir şeyi kabul edip etmeyeceğiydi. Düşman hatlarına indirme yapmak kolay bir iş değil ve böyle bir harekata katılacak güçlerin aylar, yıllar süren eğitim programlarından geçtiği biliniyor. Ancak biz bir ay içerisinde, tartışmayı, planlamayı ve indirmeye katılacak arkadaşların eğitimini tamamlayarak harekete geçtik. Savaş ve askeri bilim ölçülerine vurduğumuzda çok başarılı ve sonuç alıcı bir hamleydi. Sadece indirme ile sınırlı değil, düşman hatına yerleşen güçlerin konumlanacakları nokta, oluşturacakları savunma hattı ve ilerleme; hepsi başlı başına en ince ayrıntısına kadar düşünülmesi gereken konulardı. 


Sanırım DAİŞ’in hesaba katmadığı bir taktikti?

İlk gece 500 savaşçı indirildi, buna takviye de yapıldı. Bir güç sürekli güvenlik hattı oluşturdu, diğeri de ilerledi. Her ilerlenen noktanın güvenliği seri bir şekilde alınarak kısa sürede kademeli olarak alan genişletildi. İndirilen güçlerimiz, güvenli alan oluşturdu ve harekete geçtikleri ilk gün 20 kilometreye yakın ilerleyip alanı DAİŞ’ten temizledi. Ancak QSD, YPG ve YPJ’nin buraya ulaşma şansı yok diye böbürlenen düşman gücü hala gaflet içindeydi ve ne olup bittiğini dahi bilmiyordu. Havaalanına varıncaya kadar neyin olup bittiğini daha kavrayamamışlardı. Baraj hattını mayınladıklarını, bizim oradan geçip Tebqa’ya varmamızın mümkün olmayacağını, zaten barajı patlatmakla tehdit ettiklerinin propogandasını yapıyormuş oradaki sivillere. 


YJŞ’nin hamleye katılması tarihidir

Şengal Kadin Birlikleri (YJŞ) savaşçılarının Reqa hamlesine dahil olmaları nasıl bir öneme sahip? Aynı zamanda bir Kürt kadın komutan olarak duygularınızı merak ediyorum...

Kimse Şengal’den bir kadın gücünün katılacağını tahmin etmiyordu. Yani DAİŞ’in katliamının kurbanı/mağduru olan kadınların hepsinin yakınları ya DAİŞ tarafından katledilmiş ya da esir alınmış. YJŞ’nin bir gücünün Şengal’den gelip hamleye katılması tüm güçlerimiz için büyük bir moral oldu. Bu arkadaşlar en öndeki mevzilerde savaşıyorlar.

Bu DAİŞ için büyük bir darbeydi. Bir Êzîdî kadının kuşanarak esir alınan, köle edilen Êzîdî kadınları kurtarma savaşına katılması tarihsel bir olaydır. Tarihe mal olan bir adımdır bu. Êzîdî kadınların, kardeşlerini, halkını kurtarmak için Şengal’den Reqa’ya gelmesi duygu anlamında beni çok etkiledi. Çok farklı bir duygu ve bunu kelimelerle ifade etmek çok zor. 





Yüzde 80’i temizlendi

QSD komutanlarından Rojda Felat ile önceki gün yaptığımız söyleşinin ardından dün öğle saatlerinde QSD Genel Komutanlığı, yazılı bir açıklama yaptı. QSD Genel Komutanlığı, son 5 günde Reqa’nın kuzeyinde Tişrin, Rimela ve Rewda mahalleleri ile 17. Tugay’ın özgürleştirildiğini; böylece kentin yüzde 80’inin DAİŞ çetesinden temizlendiğini duyurdu. 


Cizîr Fırtınası sınıra yürüyor

Dêrazor Askeri Meclisi Genel Komutanı Ehmed Ebu Xewla, Irak sınırı yakınlarındaki Siwer bölgesinde ilerlediğini söyledi.

Siwer bölgesini özgürleştirme operasyonuna başladıklarını açıklayan Ebu Xewla, “Siwer bölgesi, Irak ve Suriye sınırında. Dêrazor kentine yaklaşık 50 km uzaklıkta. Bu bölgede DAİŞ işgali altında olan çok sayıda köy var. Ayrıca Cizîr ile Dêrazor bölgesi arasında yer alıyor. Amacımız birkaç gün içerisinde bu bölgeyi özgürleştirmek” dedi.

Savaşçılar, Dêrazor’un kuzeyinde Medine Sinai (Sanayi Bölgesi) doğusunda ise önceki geceden itibaren 5 km ilerleyerek 15 mezra özgürleştirdi.