Reqa 5 aya yakın süren operasyonun ardından artık özgür. Reqa’nın özgürleştirilmesi sadece DAİŞ’in Suriye’deki geleceği açısından değil, bölgenin kaderini de belirleme açısından son derece önemli.
Bölge DAİŞ’siz bir sürece adım adım ilerlerken bundan sonra gündemin başat konusu oluşturulacak yeni dizayn ve sistemin renginin ne ve nasıl olacağıdır.
Reqa ‘hilafetin başkenti’ olması itibariyle de önemliydi. Bu yönüyle bakıldığında Reqa sadece her hangi bir şehir değildir. Reqa çağdışı gerici, şoven zihniyet ve barbar uygulamaların bölgede aldığı yenilginin de adıdır.
Sorun sadece DAİŞ de değildir. Sorun bölge ulus devletlerinin gerici, kutuplaştırıcı, çatıştırıcı iktidar zihniyetinin beselemesi olan DAİŞ şahsında yaşanmış bir yenilgidir. Ama aynı zamanda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik ulus sisteminde ortak çatı altında bir araya gelen halkların demokratik ulus sisteminin oluşumunda ortaya koyduğu gelişimdir de.
Dikkat edilirse tüm Arap aşiretleri, kanaat önderleri, değişik çevreler Kürtlerle birlikte demokratik ulus sisteminin inşa edilmesi için canla başla çalışıyorlar.
Reqa zaferinin ve Kuzey Suriye demokratik federal sistemin asıl yönü bu olurken, diğer yönde gerici, tekçi, ötekileştirici bölge statükocu güçleri duruyor. Buna en fazla da Erdoğan ve Türk devleti öncülük ediyor. Erdoğan her söylem ve eylemiyle tüm gericiliği kendi içinde bir sentezle dışa vuruyor.
Örneğin Reqa özgürleştirildiğinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerinin alanda gösterilmesine büyük bir tepki gösterdiler. Erdoğan yine bu kirli zihniyete öncülük etti. Oysa o fotoğraf kente asılmış olsun olmasın, Rojava ve Kuzey Suriye’de DAİŞ gericiliğine büyük darbe vuran Öcalan’ın yolunu takip edenlerdir. Onun geliştirdiği ideoloji ve sistemi kabul edenlerdir.
ABD’den yapılan değişik açıklamalarda da Erdoğan’ın değirmenine su taşıyan söylemler kullanıldı. Bu söylemler, açıklamalar hiçbir somut gerçekliğe tekabül etmiyor. Bölgedeki realiteyle taban tabana zıt şeylerdir.
Oysa terörist tanımlaması yapılacaksa bu, DAİŞ gibi faşist, barbarları destekleyen, besleyen, halkların başına bela eden, kan ve revandan öte hiçbir amacı olmayanlara her türlü desteği vermekten geri durmayan Erdoğan için yapılmalıdır. Kürtlere her türlü soykırımı yapan Erdoğan, bölgede etnik ve mezhep temelli milliyetçiliği körükleyerek halklar arasında savaşı sürekli kılmaya, bunun üzerinden kof bir diktatörlük geliştirmeye çalışmaktadır.
Erdoğan Kuzey Suriye ve Rojava topraklarında da bu çetelerin eliyle gerçekleştiremediği işgali sonradan açıktan kendisi yaptı.
Şimdi bölgede eğer yeni bir demokratik sistem hakim kılınacaksa bu böylesi faşist zihniyetlerle olamaz. Küresel güç olarak ABD ya da Rusya gibi devletlerin de bu tür söylemlerle hareket etmesi, onları destekleyen açıklamalar yapması Erdoğan’ın bölgedeki sorunları daha da körüklemekten öte bir şey doğurmaz.
O açıdan artık herkesin şunu net olarak kabul etmesi, bölgede olası çözümün yolunu da açacaktır. Öcalan felsefesi DAİŞ zihniyetinin bölgede son bulmasının öncülük yapmıştır. Bu felsefe etrafında bir araya gelen halkların oluşturduğu QSD güçleri Reqa’yı barbarlığın başkenti olmaktan çıkartmışlardır. Bu gerçeklik gün gibi ortadadır. Herkesin buna saygı göstermesi, bu gerçeği kabul ederek siyaset yürütmesi en doğru yoldur.