NAZIM DAŞTAN/DİHABER/REQA


Reqa’da bugün 50. gününe giren “Büyük Savaş”ta çatışmalar şiddetlenerek sürüyor. Savaşçılar dün bombalı bir aracı daha imha etti. Kentin dört bir yanında sivillerin kurtarılması için de operasyonlar düzenleniyor. Dört yıldır DAİŞ’in karanlığından kurtarılan siviller savaşçılara minnettar. Binlerce sivil, “Ehlen” ve “Allah sizi korusun” sözleriyle özgürlük sevincini paylaşıyor. 

“Büyük Savaş’ta bugün 50. güne girildi. Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) Reqa’yı özgürleştirme operasyonları kentin doğu, batı ve güney cephelerinde devam ediyor. 

Son üç gündür Nezlet Şehade mahallesinde yoğunlaşan çatışmalarda dün de bir bombalı hedefine ulaşmadan araç imha edildi. Çatışmalar bölgede devam ediyor. Diğer yandan çetelerin savunma hattını kıran QSD savaşçıları mahallenin özgürleştirilen kısımlarında ise mayın temizleme operasyonu başlattı.  


500 sivil daha kurtarıldı

Başlatılan “Büyük Savaş” ile adım adım DAİŞ’in etrafında kent içindeki çember daraltılırken, QSD’li savaşçıların açtığı koridorlardan kafileler halinde siviller kurtarılıyor. Güneybatı cephesinde bulunan Teyar Mahallesi üzerinden yaklaşık 500 sivil daha DAİŞ’in esaretinden kurtuldu. 

Batı cephesi üzerinden kurtarılan ve özgürlük yolunda yara alan siviller Dihaber’in objektiflerine böyle yansıdı:


Önce yaralılara müdahale

Deriyê, Hattîn ve kentin diğer mahallelerinde toplanan sivillerin geçiş güzergâhında DAİŞ’in döşediği mayın patladı. Mayına basan 5 Reqalı, elleri, kolları ve bacaklarından yaralandı. Yaralılara QSD sağlık ekipleri müdahale ederek hastaneye kaldırdı. 


Suikastçı çeteler sivilleri hedefliyor 

Günlerdir DAİŞ’ten korunmak için evlere sığınan sivillerden bazıları QSD’li savaşçılara ulaşmaya çalışırken suikastçılarının hedefi oldu. Reqalılar, kendilerine “Siz kâfirlerin yanına gidiyorsunuz” denilerek ateş açıldığını kaydetti. 


Esaretten kurtulmak için…

Sığındıkları evlerden günlerdir aç ve susuz bırakılan siviller, çareyi QSD’nin oluşturduğu güvenli bölgelere ulaşmakta buluyor. Birçok sivil DAİŞ’in yollarına mayın döşediğini bildiği halde yol alıyor. Büyük risk alan siviller, DAİŞ esaretinden kurtulmak için her yola başvuruyor.


Özgürlük sevinci

Kurtarılan Reqalılar, “Ehlen”, “Selam”, “Xilas DAİŞ” ve “Allah yêh mi kom (Allah sizi korusun)” diyor. Kimileri de zafer işareti ve alkış tutarak özgürlüğün sevincini paylaşıyor. 

Uzun kuyruklar oluşturan Reqalılar, sırtladıkları torba ve eşyalar ile güvenli bölgelere doğru yol alıyor. Gelenler arasında 100 yaşına merdiven dayamış yaşlılar da var.


Derin bir ‘oh’ çekiyorlar

Yatalak ve tekerlekli sandalyelerle gelen yurttaşlar da zorlu süreçlerden sonra kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. Gözyaşlarını tutamayarak derin bir nefes çekiyorlar. Ardından başlarını yukarı kaldırıp, dua ediyorlar.


Büyük öfke hakim

Kameraların objektifine takılan her Reqalı kadın, yaşadıklarını bir kelime ya da cümleye sığdırmaya çalışırken, kendilerine yapılan işkence, hakaret ve zulümden söz ediyor. Kimi kadınlar da savaşçılardan silahı alıp, havaya kaldırarak DAİŞ’ten hesap soracağını söylüyor. 


El ele tutuşarak 

Gelenlerin çoğu kadın ve çocuklardan oluşurken, bazıları yalınayak, bazıları ise ele ele tutuşarak yol alıyor. QSD savaşçıları ile karşılaştıkları zaman yüzlerine gülümseme yayılırken, savaşçılar gelenlere güvenli bölgelere ulaşana kadar eşlik ediyor. Sağlı sollu duran savaşçılar, döşenen mayınlara karşı sivillerin yoldan çıkmamaları için sürekli uyarılarda bulunuyor. 


Kamplara yerleştiriliyorlar

Güvenli bölgelere ulaşan sivillere ilkin su ve yiyecek veriliyor. Ardından DAİŞ’in sivillerin arasına sızmasına karşı soruşturma başlıyor. Otobüs ve kamyonet tipi araçlarla kurtardıkları sivilleri, Xatunîye ve Hewil Hewa köylerinde bulunan kamplara yerleştiriyorlar.


‘Çok şükür yaşıyor’

Gelenler arasında 1 yaşındaki bebeği ile birlikte mayına basan bir baba da bulunuyor. 25 yaşında olan Mihemed’in elbiseleri kanlar içinde. Yürüyen yüzlerce sivil arasında dikkat çeken Mihemed, gözlerini çocuğundan ayırmıyor. Çünkü mayın patlaması sonucu yüzüne küçük parçalar değmiş. Bebek Mihemed’in koynunda uykuya dalmış. Olup bitenden haberi yok. “Yaşıyor mu?” diye sorduğumuzda ise, “Çok şükür yaşıyor” diyor.