
FEHMİ KATAR / BERLİN
Rojava Avrupa Temsilcisi Sinem Mihemed, Almanya’nın başkenti Berlin’de Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu’ndaki son durum üzerine Berlin Kurdische Zentrum’da (Berlin Kürt merkezinde) basın açıklaması düzenlendi.
Mihemed, Rojava’nın kendi özgücüne güvendiğini ve bu güvenle dünyanın en gaddar örgütü DAİŞ’i yenilgiye uğrattığını ifade etti. Mihemed, Rojavalıların da kendi boğazlarından kısarak yüz binlerce mülteci durumuna gelmiş sivillere ev sahipliği de yaptığını vurguladı.
Sinem Mihemed, Reqa’nın 134 gün süren savaşın sonunda, 655 şehit verilerek alındığını ve halen yüzlerce yaralıların olduğunu belirtti. Mihemed, yaralıların yetersiz tıbbi yardımdan dolayı tam tedavisinin yapılamadığını, Avrupa ülkelerine yaralılar için yaptıkları vize başvurularının da reddedildiğini vurguladı, bu konuda özellikle diasporadaki Kürtlerin daha duyarlı olmasını istedi.
Reqa’nın Kürt, Arap, Türkmen, Asurîler ve dünyanın farklı yerinden Rojava’daki devrime katılıp şehit olanların mücadelesiyle özgürleştirildiğini ifade eden Mihemed, “Reqa’da savaşanlar içinde Şengal Kadın Birlikleri de (YJŞ) vardı. Onlar ‘Bizi esir alın köleleştirenlerden intikamımızı alacağız’ deyip Reqa’daki savaşa katıldı. DAİŞ’in elinde bulunan Êzîdî kadınları özgürleştirdiler. Reqa, 134 günde verilen savaş sonucu özgürleştirildi. Bu sürede 655 özgürlük savaşçısı şehit oldu, onlarcası da yaralandı. Reqa’da DAİŞ’in kalkan olarak kullandığı sivilleri kurtarmak için oluşturulan özel birim savaş boyunca sivilleri kurtarmak için çeşitli yollar bulmaya çalıştı. Onlarca SDG üyesi sivilleri güvenli bölgeye ulaştırmaya çalışırken şehit oldu. 450 bin kişi yara almadan daha güvenli yerlere geçebildi. Maalesef bunların içinde DAİŞ’li kişiler de olabileceği için onları belli yerlerde tutuyoruz.”
Şehrin yönetimi Reqalı halkta
Reqa’da ağır savaştan dolayı büyük yıkımın olduğunu belirten Mihemed, bu yıkımın kendilerin de DAİŞ‘in sebep olduğunu ama Reqa halkının kendi şehirlerini tekrar kuracaklarını söyledi. Mihemed, şu an Reqa’da mayın temizleme çalışamalarının yapıldığını, şehrin yönetiminin Reqalı halka bırakıldığını, şehrin alt yapısı ve suyu için de koalisyon güçlerinin söz verdiklerini ifade etti.
Reqa’da toplumsal bir kazanımın var olduğunu belirten Mihemed şunları kaydetti: “Orada özelikle kadınlar oynadıkları rol ile kadın özgürlüğünü bütün dünyaya gösterdi. Bizim kurtardığımız birçok sivil, YPG’ye katıldı. Toplum içinde birlik oluştu. Çünkü bizim yaklaşımımızı gördüler. Bir yerde toplum birbiriyle ne kadar iyi anlaşırsa, ne kadar hoşgörü içinde yapıyorsa o kadar iyi bir toplum yaratılır. Bizim orada yaptığımız şey din, ırk, millet üzerine kurulu bir toplum değil daha çok toplumsallık üzerine kurulu bir sistemdir. Onun için oradaki halklar da bu kadar ilgi gösterdiler.”
Türkiye’nin Kürtlerin düşmanı olduğunu belirten Mihemed, şu noktalara dikkat çekti: “Türkiye, Kürt düşmanıdır. Herkes Türkiye’nin Suriye’de ne yapmak istediğini biliyor. Türkiye nerede olursa olsun Kürt düşmanıdır. Türkiye’nin elinden gelirse hayata tek bir Kürt bırakmayacak. Türkiye şimdi Efrîn’de bizi saldırıyor. Türkiye Efrîn’in etrafını sarmış durumda.”
Halkımız özgürlükleri için sonuna kadar savaşacak
Rojava’nın diplomatik çalışmalarına da değinen Mihemed konu ile ilgili şunları söyledi: “Suriye Dışişleri Bakanı bizimle oturacağını, konuşmaya hazır olduğunu söylüyor. Biz de onlarla oturmaya konuşmaya hazırız. Rusya ile ya da ABD ile kim olursa oturup konuşuruz. Ama bu, onların isteğini kabul ettiğimizi anlamına gelmiyor. Biz kendimize güveniyoruz. Bizim daha iyi bir sistemimiz var. Belki şimdi siz Avrupa’da yaşadığınız için tam görmüyorsunuz ama oradaki halkımız kendine güveniyor, özgürlükleri için sonuna kadar savaşacak.”
Sivillere yardımlar zor koşullar altında gerçekleşiyor
Kurtarılan yerlerden gelen sivillerin bakımından bahseden Mihemed, Reqa ve Dêrazor’dan gelen mültecilerin bakımı Rojava’nın üstlendiğini ama yetersiz olduğunu belirtti. Mihemed, “Reqa’da ve Dêrazor’dan gelen siviller için kamplarda kalanlara yardım etmeye çalışıyoruz. Uluslararası Koalisyon ve BM biraz yardım ediyor ama yeterli değil. Şimdi bir iki kamp daha kurmaya çalışıyoruz. Kendi boğazımızdan kesip onlara veriyoruz. Bizim şehitlerimiz var, yüzlerce yaralımız var ama onlara onları tedavi edecek ilaçlarımız yok. Uluslararası kurumlara, ülkelere çağrı yapıyoruz; onlara vize verin gelip tedavi edilsin. Oraya savaşa geliyorlar bu ülkeler ama yaralılara vize vermiyorlar. Halbuki biz orada sadece kendimizi için değil bu ülkeler için savaşıyoruz. DAİŞ Paris’te, Berlin’de Londra’ya da saldırmadı mı?” dedi.