TEV-DEM Koordinasyon Üyesi Aldar Xelîl, Uluslararası Koalisyon ile QSD arasında Reqa operasyonuna ilişkin anlaşmaya varıldığını açıkladı. Xelil, Rojava siyasi kurumlarının onay verdiği operasyonun yakın zamanda başlayacağını söyledi. 

ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un komutanlarından Korgeneral Stephen Townsend, “Türkiye bizim QSD ile hiçbir yerde, özellikle de Rakka’da operasyona girişmemizi istemiyor. Gerçek şu ki, yakın çerçeve ve zaman diliminde başarılı olabilecek tek güç QSD’dir. YPG de bunun önemli bir bölümü. Elimizde bulunan güçleri alıp yakında Rakka’ya gideceğiz. Bu güç, Suriyeli Arapları içeren QSD ve YPG olacak. Rakka’yı izole etmek için kısa sürede hareket edeceğiz ve bu da kısa sürede hazır olan güçlerle yapılacak. Minbic örneği ortada” demişti.

Bu kamuoyuna açık mesajın ardından telaşlanan Türk tarafı görüşme trafiğini yoğunlaştırdı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmesi yaptı. Beyaz Saray tarafından duyurulan ve ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından paylaşılan görüşmeye ilişkin bilgi notunda, Türk tarafının net biçimde uyarıldığı diplomatik bir dille ifade edildi. Türk devletinin DAİŞ’le mücadeleye zarar vermemesi, DAİŞ ile mücadele eden güçlere saldırmaması ve özellikle hava unsurlarının Koalisyon koordinasyonu dışında hareket etmemesi  gerektiği iletildi. Türk Cumhurbaşkanı ise ertesi gün kamuoyuna açıkladığı ve Savunma Bakanı tarafından detaylandırıldığı gibi YPG yerine kendilerinin tercih edilmesini talep etti. 

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün “Şimdi El Bab’a yürüyoruz. Ondan sonra Münbiç’e Rakka’ya yöneleceğiz. ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmesi yaptık. ‘PYD/YPG gibi terör örgütlerine bizim ihtiyacımız yok. Gelin sizle beraber Rakka’dan DEAŞ’ı atalım. Bunu biz sizlerle beraber hallederiz. Bu gücümüz var’ dedim. Şu anda Kerkük’te, Musul’da, Telafer’de, Sincar’da bu mücadeleyi sürdüreceğiz. (Şengal) yeni bir Kandil olma yolunda. Onun için biz Sincar’a müsaade edemeyiz” dedi.

Anlaşma sağlandı

Türkiye’nin saldırganlığına, şantaj eşliğinde pazarlama oyunlarına rağmen istediği olmadı. TEV-DEM Koordinasyon Üyesi Aldar Xelîl, dün çarpıcı açıklamalarda bulundu. Temel bileşeni YPG olan QSD ile ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un Reqa operasyonu konusunda anlaştığını duyurdu. Xelîl, “Reqa operasyonu konusunda bir anlaşmaya varıldı. Bu adımı Rojava Özerk Yönetimi de onaylıyor. Kısa süre içinde bu hamle başlayacak” dedi.

Önce kuşatılacak

Edinilen bilgilere göre ortak koordinasyon ve planlamayla başlayacak operasyonun ilk etabı Reqa’nın kuzeyi ile kuzeydoğu ve kuzeybatıdan kuşatılması şeklinde olacak. Bu sahalar temizlenerek çember daraltılacak ve merkezine kademe kademe ilerlenecek. 

Korgeneral Stephen Townsend’in de açıkladığı gibi Minbic’in kurtarılması örnek alınıyor. QSD bileşeni Reqalılardan oluşan askeri ve siyasi meclisler de sorumluluk alıyor. Bu meclisler aracılığıyla kente yönelik ana operasyonla birlikte yerel aşiretler de harekete geçiriliyor.

Şehba’da ne olacak?

Reqa’ya yürüyen QSD’ye Türk ordusu ve bağlı çetelerinin saldırısı olacak mı, Türk Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği gibi Bab alınıp Minbic kuşatılacak mı? Bu sorunun yanıtı şöyle veriliyor: 

QSD bileşenleri, DAİŞ’ten kurtardığı Şehba Barajı, El-Hesiya, Hsack, Simûqa, Qol Sirûc, El-Werdiye köyleri, El-Xûl, Hesîniniyê mezraları ve baz istasyonu ile Türk ordusu ve çetelerinden aldığı Til Medîq ile yanındaki köy ve Xirnata mezrasını terk etmeyecek. QSD bileşenleri saldıran taraf olmayacak ve bu alandaki savunma pozisyonunu koruyacak. Olası saldırılara ise cevap verme hakkını sonuna kadar kulanacak. Türk ordusu ve çeteleri ise Bab’a ilerlemeyecek, küçük ölçekli saldırılar olsa da Türk ordusunun savaş uçaklarıyla bombardıman yapmasına olanak tanınmayacak. 

Türkiye ne yapmaya çalışıyor?

TEV-DEM Koordinasyon Üyesi Aldar Xelîl, Türk devletinin Rojava ve Kuzey Suriye ile Kuzey Kürdistan ve Güney Kürdistan’daki hedef ve amaçlarının farkında olduklarını söyledi. Xelîl, Türkiye’nin baştan beri tüm Kürtleri ve Rojava Devrimi’ni hedeflediğini hatırlattı. Xelîl, şunları söyledi: “Aslında devrimin başından beri Türkiye’nin Suriye, Kuzey Suriye ve Rojava’yı işgal etme planı vardı. Ancak daha çok kendisine bağlı çete gruplarıyla bunu yapmak istedi. Kendisine bağlı grupların iktidarı eliyle Suriye’yi işgal etme planı yapmıştı. Türkiye’nin bu planı başarılı olmayınca Kuzey Suriye topraklarına girerek işgal etmeye başladı. Bazı yerleri de işgal etmiş durumda. Efrîn’de sınırlarını aşmak istedi, yer yer aştı; Şehba bölgesine de girdi. Fırsat bulduğu her yere girip işgal ediyor.”

Tüm Kürdistan’ı hedefliyor

AKP yönetimindeki Türk devletinin planının Rojava ile sınırlı olmadığını tüm Kürdistan’ı hedeflediğini vurgulayan Xelîl, şöyle devam etti: “Kuzey Kürdistan’daki işgalini yeniden katliam, siyasi ve fiziki soykırım girişimleriyle tahkim etti. Rojava’yı işgal etmek istiyor. Güney Kürdistan büyük bir Türkiye tehlikesi altında. Musul, Kerkük ve Şengal açıklamalarına bakılırsa Güney Kürdistan’ı da işgal etmek istediği görülür. 

Her türlü çılgınlık

Kürt halkı ve Kürt siyasi, askeri iradesi bunu iyi bilmeli. Buna göre bir mücadele içine girmeli. Bu yapılmazsa, Türkiye’ye karşı ortak bir tavır alınmazsa amacını gerçekleştirmek için her türlü çılgınlığı yapar. Erdoğan attığı adımlarla Irak ve Suriye’de kaosu derinleştirmek; bölge devletleri ve uluslararası güçleri de bu kaosun içine çekerek çözümsüzlüğü süreklileştirmek istiyor. Bu tehlikeli durumdan çekinmiyor.

Battığı yere çekiyor

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisi batmış, şimdi herkesi kendisiyle birlikte batırmak istiyor. Irkçı ve mezhepçi bir dil ve hareket tarzı kör bir çatışmadır. Bunun biliyor ama bunun üzerinden yaşam bulacağını hesaplıyor. Ancak, buradan Türkiye’nin hayrına da bir şey çıkmaz. Türkiye halkı da bunu bilmeli.”


SEYİT EVRAN / ANF / QAMİŞLO