METİN YOKSU / MA / MARDİN

Mezopotamya’nın kadim halklarından Süryanilerin Midyat’ta bulunan Mor Gabriel Manastırı ziyaretçilerine, „Resimler temsili, mezarlar gerçek“ denilerek, Süryanilerin yaşadığı acılar anlatılıyor.

Mezopotamya’nın kadim halklarından olan Süryaniler için kutsal sayılan Mor Gabriel Manastırı, Milattan Sonra (M.S.) 397 yılında Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Güngören mahallesinde inşa edildi. Mor Şmuel ve Mor Şemun tarafından Midyat’ın kesme taşları kullanılarak inşa edilen manastır, mimarisi, Bizans dönemi mozaikleri, çan kuleleri, kubbeleri, terasları ile görenlerin ilgisini çekiyor. İkinci Kudüs olarak kabul edilen manastır, tarih içinde çeşitli isimlerle de adlandırıldı. Yıllar içinde yaşanan savaşlarda kimi dönemler boş kalsa da bugüne kadar gelenekleriyle ayakta kalmış nadir manastırlar arasında yerini koruyor.

Tarih içinde kurucularından kaynaklı Mor Şmuel ve Mor Şemun isimleri ile anılan manastır, daha sonraki yıllarda farklı isimlerle anılmaya başlandı. Rahiplerin meskeni anlamına gelen Süryanicede Dayro d’Umro isminden üretilen Deyr-el-Umur veya Türkçeye uyarlanarak Deyrulumur ismiyle de anıldı. Bugünkü adıyla anılması ise 700 yıla dayanıyor.

On bin azizin gömülü olduğu mezar

Dört ölüyü dirilttiği rivayet edilen ve mütevazi yaşamıyla da sevilen ve sayılan, yönetimiyle manastırı geliştiren 634 ila 668 yılları arasında yaşamış, ölümünün ardından ise Aziz olan Mor Gabriel, vasiyetinde ayakların altına gömülmek istediğini belirtir. On bin azizin gömülü olduğu mezarda, azizler doğuya dönük ve oturtularak defin edilirken, Mor Gabriel’in mezarı ise mütevazi yaşamına uygun olarak “ayaklar altında” defnedilir.

Manastırın rehberi ve gönüllü çalışanı olan Kuryakos Acar, kiliseye gelen misafirlere eşlik ederek hem Süryani halkını ve inanışlarını anlatıyor hem de kadim halkın yaşadığı acılara dikkat çekiyor. Kiliseyi anlatırken resimleri gösteren Acar, „Resimler temsili, mezarlar ise gerçek“ diyerek Süryani halkının nüfus olarak azalsa da binlerce yıl bu topraklarda yaşadıklarına vurgu yapıyor. Kiliseye günde 700 ziyaretçinin geldiği bilgisini veren Acar, „Her ne kadar ziyaretçi sayısı çok gibi gelse de eskiye oranla çok daha az. Turların dışında buraya gelmek için özel aracınız olması gerekiyor. Kimi ziyaretçiler bölgede yaşananlardan kaynaklı Şırnak yolu üzerinden tarifini aldığında gelmekten vazgeçebiliyor maalesef“ dedi.

Ermeni soykırımı ve Moğol istilası döneminde yağmalanmasına rağmen içindeki az sayıda altın işlemeli duvarın dahi bugüne kadar ayakta kalabildiğini belirten Acar, „Süryanilerin kadim yerlerinden olan bu kilisenin herkesin hayatında en az bir kez görmesini istiyoruz“ dedi.