- ÖHD'den avukat Ebru Akkal, Rêber Apo'nun süreç bakımından artık hukuki statüsünün tanınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), şartlı tahliye imkanı olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) işkenceyi yasaklayan 3. maddesine aykırı bularak, “umut hakkı”nın uygulanması kararı verdi. Türkiye, herhangi bir adım atmadı. Kararların uygulanıp uygulanmadığından sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK BK) ise süreci ağırdan almaya devam ediyor. MA'dan Sema Bingöl'e konuşan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Ebru Akkal, Komite’nin, Mart 2026'da Türkiye'ye bilgi talebi içeren bir mektup gönderdiğini anımsatarak, şunları paylaştı: “Bu mektubun içeriğinde 'umut hakkı' ve Sayın Öcalan'ın İmralı'daki durumuyla ilgili bazı tespitler yer alıyordu. Bu mektupta; 4 binden fazla hükümlünün ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hapishanelerde tutulmasının, ağırlaştırılmış müebbet verilebilecek suçların kapsamı dar olarak kabul edilse dahi çok büyük bir sayı olduğunu ifade etti. Sayın Öcalan'ın İmralı'daki Hapishanesi'nde tabi tutulduğu rejimle alakalı olarak da avukat ziyaretlerinin, aile görüşlerinin yapıldığını ancak yine de hâlâ ziyaret taleplerinin ağırlıklı olarak reddedildiğini vurguladı ve bunu da kayıt altına almış oldu. Ziyaret taleplerinin reddedilmemesi gerektiğini, sistematik ve düzenli ziyaretlerin sağlanması gerektiğine işaret etti. Avukat görüşü anlamında hala düzenli ve sistematik bir ziyaret söz konusu değil. Türkiye'nin herhangi bir hapishanesinde her avukat mesai saatleri içerisinde müvekkilleriyle görüşebilirken İmralı Hapishanesi'nde bu durum bu şekilde ilerlemiyor."
'Umut hakkı'nın her koşulda uygulanması gerektiğini, ancak bununla beraber Rêber Apo'nun pozisyonunun, sadece 'umut hakkı'na indirgenemeyeceğini vurgulayan Ebru Akkal, "Çünkü şu anda yürüyen müzakere süreçleri, görüşmeler, kendisinin çağrısı ile gelinen toplumsal aşama, devam eden görüşmeler var. Dolayısıyla bu süreci en sağlıklı şekilde yürütebilmesinin ön koşulu bütün iletişim kanallarının açılması, kendisine isteyen herkesin ulaşabilmesi, görüşlerini kamuoyuyla, halkıyla, toplumla doğrudan herhangi bir aracı olmaksızın paylaşabilmesidir. Kendisi de zaten yayınlamış olduğu videolu çağrıda, bunu bireysel bir hak olarak görmediğini ifade etmişti. Süreç bakımından artık hukuki statüsünün tanınması zorunludur" dedi.
***
Yasa teklifi hazırmış, paylaşılacakmış da
AKP tarafından bugün servis edilen bir habere göre; 'çerçeve yasa' taslağı hazırlandı, hafta sonu DEM Parti ile paylaşılacak, sonra heyet İmralı'ya gidecek ve görüşmeler tamamlanırsa Temmuz'un üçüncü haftasında Meclis’e sunulabilecek; Meclis’te ise çalışmalar Ağustos'un ilk haftasına kadar sürecek.
AKP cenahı, bugün de Türkiye gazetesi yerine bu kez Habertürk'ten Mahir Kılıç imzasıyla yeni bir yasa taslağı haberini servis etti. Buna göre; NATO Liderler Zirvesi nedeniyle çalışmalarına ara veren Meclis haftaya açılacak. Hedef ise Meclis yaz tatiline girmeden önce 'çerçeve yasa'nın çıkarılması.
DEM Parti'ye verilecek
Hafta başında 'çerçeve yasa' taslağının DEM Parti ile paylaşılması bekleniyor. Taslak, DEM Parti’nin yetkili kurullarında ele alınacak. Taslak üzerinde yeni öneriler veya eklemeler olabilir.
İmralı Heyeti gidecek
DEM Parti, ilgili kurullardaki çalışmasını tamamladıktan sonra DEM Parti İmralı Heyeti'nin adaya gitmesi bekleniyor.
Takip için izleme kurulu
'Çerçeve yasa'da, silah bırakmayı takip edecek bir izleme kurulunun oluşturulmasına yönelik düzenlemenin yer alabileceği belirtiliyor. DEM Parti, bu kurulun oluşması halinde, kurul üyelerinin Öcalan ile de temas kurmasını istiyor.
Temmuz'un 3. haftası
Temasların tamamlanması halinde teklifin Temmuz'un 3. haftasında Meclis’e sunulabileceği ifade ediliyor. Meclis’te ise çalışmaların Ağustos'un ilk haftasına kadar sürmesi öngörülüyor.
***
Ekonomide de beklentiler
AKP kaynakları, özellikle bölgede yeni bir ekonomik sıçramanın yaşanacağını belirterek, “Bugüne kadar yaşanan ekonomik kayıplar yerini yatırımlara bırakacak” dedi.
Ekonomi gazetesinden Besti Karalar'a konuşan AKP'li kaynaklar, bugüne kadar savaşa yaklaşık 700 milyar dolar harcandığını ileri sürerek, barışla birlikte bölgede şunların olacağını ileri sürdü:
* Türkiye'nin yıllık milyarlarca doları bulan güvenlik harcamalarında ciddi bir azalma sağlanacak. Bu kaynaklar eğitim, sağlık, altyapı ve üretim gibi alanlara yönlendirilecek.
* Hükümet tarafından ekonomik büyüme desteklenecek. Tarım, sanayi, enerji alanlarında yeni teşvik programları hazırlanacak. Bölgesel kalkınma hız kazanacak.
* Yatırım ortamı iyileştirilecek.
* Bölgede hem sanayi hem de turizm ciddi şekilde gelişecek. Hükümet bu konuda ciddi projeler hazırlıyor.
* Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere yakın ve uzak komşularla yatırımlar hızlanacak.