- Alman yazar ve sosyolog Alexander Glasner-Humme: “Türkiye ve PKK arasında yürütülen süreç, gerçek bir toplumsal barış sürecine dönüşmeli. Türkiye’ye dönüşler için sivil bir yaşam ve gelecek perspektifi sunulmalı. Hukuki düzenleme ve yasal güvence gerekli.”
DENİZ BABİR/STUTTGART
Alman yazar ve sosyolog Alexander Glasner-Humme, Türkiye’de gelişen yeni süreçle birlikte Almanya’nın Kürtlere yönelik politikasını da gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Alexander Glasner-Humme, Kerem Schamberger ve Monika Morres ile birlikte üç yıl önce hazırladıkları ''Almanya'da Kürt diasporası nasıl susturuluyor?" kitabıyla, PKK yasağını farklı yönleriyle ele almıştı.
Almanya'da yaşayan Kürtlerin insan haklarını savunmak amacıyla kurulan Almanya Kürtlerin Merkezi İnsan Hakları Meclisi’nin (ZMRK) de kurucularından olan Alexander Glasner-Humme, Almanya’da Kürtler kadar onlarca yıl boyunca bu ölçüde baskıya maruz kalan başka bir halkın bulunmadığını dile getirdi. Alman devletinin Kürtlere yönelik uygulamaları ile dile getirdiği demokratik ilkeler arasında büyük bir çelişki olduğuna dikkat çekti.
Kürtlere yaklaşım değişmeli
Glasner-Humme, Almanya’nın gerçek anlamda demokratik bir ülke olabilmesi için Kürtlere yönelik uzun yıllardır devam eden baskı ve dışlama politikalarıyla yüzleşmesi gerektiğine işaret ederek şunları ekledi: ''Kürdistan coğrafyası dışında en fazla Kürt nüfusunun yaşadığı ülke Almanya’dır. Almanya, Kürt diasporası açısından gerçekten çok önemli ve merkezi bir konuma sahip.”
Baskı politikaları sınırları aştı
Türkiye’de devam eden barış sürecine rağmen Almanya’da Kürtlere yönelik baskıların sürdüğüne dikkat çeken Glasner-Humme, şunları belirtti: ''Türkiye, Kürtlerin varlığını ve kendi kaderini belirleme iradesini bastırmak için uzun süre çaba gösterdi. Bu politikalar yalnızca ülke sınırları içinde uygulanmadı, başka devletlerden de benzer uygulamalar talep edildi. Türk yetkililerin 1990’lı yılların başında farklı ülkelere yaptıkları ziyaretlerde bu yönde görüşmeler gerçekleştirildi. Almanya da Türkiye’nin talep ve beklentilerine uzun yıllar boyunca karşılık verdi.”
Tahliye ardından da cezalandırıyor
Almanya’da Kürtlerin haksız bir şekilde tutuklandığı ve kriminalizasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Glasner-Humme, şöyle devam etti: “Kürtler, Alman devletinin tekrar tekrar sunduğu biçimiyle ‘terörist’ değillerdir. Cezaevinde olmaları ise siyasi bir baskı uygulamasıdır. Bu baskı politikaları, hapis sürecinin ardından da sürüyor. Haftada bir, hatta daha sık polis kontrolüne gitmek ve bildirimde bulunmak zorunda kalıyorlar. Seyahat ve hareket özgürlükleri sınırlandırılıyor. Bu koşullar altında on yılı aşkın süre yaşamak zorunda kalan insanlar var. Bir hukuk devletinde şu ilke geçerli olmalı; bir kişi aldığı cezayı tamamladıysa, cezasını çekmiş sayılmalıdır ve sonrasında yeniden özgür bir şekilde hayatına devam edebilmelidir. Almanya’nın burada uyguladığı şey gerçekten bir hukuk devleti anlayışıyla örtüşmüyor.”
Kriminalizasyon sona ermeli
PKK ile Türk devleti arasında yürütülen sürecin gerçek bir yüzleşme, uzlaşma ve toplumsal barış sürecine dönüşmesi gerektiğini söyleyen Glasner-Humme, böyle bir sürecin Kürtlere ve Kürt hareketine yönelik kriminalizasyon politikalarının sona erdirilmesiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Türk-Kürt barışı, bölgedeki tüm halkların barışı ve özgürlüğü için de bir yol olabilir” diyen Glasner-Humme şöyle dedi: “Şimdi asıl önemli olan, bu insanlara Türkiye’ye dönüşleri için sivil bir yaşam ve gelecek perspektifi sunulmasıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için de mutlaka hukuki bir düzenleme ve yasal güvence gerekiyor. Bu yasal zemin Türkiye tarafından hızla hazırlanmalı. İnsanlar bunun gerçekleşmesini bekliyor; bizler de Almanya’da bu süreci yakından takip ediyor ve bekliyoruz.”