- Altılı Masa’nın anayasa taslak metnini eleştiren HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Türklük, Sünnilik ve erkeklik devam ettiriliyor. Taslak sadece tadilat ve restore edilmiş" dedi.
MELEK AVCI - ANKARA / JINNEWS
CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi koalisyonundan oluşan Altılı Masa, 28 Kasım’da üzerinde uzlaştıkları bir anayasa taslağını kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan taslakta, 1982 Anayasası’nın 84 maddesinde ve 9 bölüm başlığı, alt başlık ve madde başlığında değişiklik önerileri yapılmış, eşitlik ve özgürlük iddiası taşıyan ittifak Kürt sorununu, toplumsal cinsiyet, kadın, din ve ifade özgürlüğüne ilişkin "ama" demek dışında köklü bir değişiklik sunmadı. Muğlak ifadelerin yer aldığı taslağı eleştiren HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Altılı Masa’nın yayınladığı Anayasa taslağını dair, “pozitif bir adım” değerlendirmesi yaparken, “Mevcut Anayasa'nın restore edilmiş hali” dedi.
'Tartışılması gerekiyor'
Altılı Masa’nın “toplumsal sözleşme taslağı” olarak adlandırdığı Anayasa taslağının toplumsal sözleşme niteliği taşımadığını söyleyen Beştaş, “Her şeyden önce Türkiye’de yaşayan yurttaşların, farklı partilerin, değişik sivil toplum örgütlerinin ve bir bütün olarak da demokratik kamuoyunun, demokrasi güçlerinin katılmadığı, tartışılmayan bir metin olarak ortaya çıktı. Sadece Altılı Masa’da görevlendirilen sorumlular ve hukukçular tarafından oluşturulan bir metin, bu nedenle tartışılarak, olgunlaştırılarak, katılımcılığı sağlayarak şeffaf yöntemle bu metnin tartışıldığını ve nihai şeklinin verildiğini söyleyemeyiz" diye konuştu.
82 Anayasası'nın aynısı!
Eleştirilerini sürdüren Beştaş, şöyle devam etti: "Türklük, Sünnilik ve erkeklik devam ettiriliyor. 1982 Anayasası’nda da bu yeni metinde de kadın, farklı etnik kimlikler, farklı inançlar söz konusu değil. Tekçilik aynen devam ettiriliyor, yeni metinde de farklı, çoğulcu bir yapı tanınmıyor. En önemlisi kadınlar yok, toplumsal cinsiyet rolleri açısından eski sisteme devam ediliyor. Objektif olarak baktığımızda ‘Türk’ yerine ‘Türkler’ yazmasının hiçbir karşılığı yok. 42. Madde’de, anadilde eğitim, yine Alevilerin inanç özgürlüğüne dair hiçbir değişiklik yok. Yine dillere, kültürlere, kimliklere ilişkin olarak bir çoğulcu, kapsayıcı bir yaklaşım olmadığı gibi aslında eski metinler, sistem restore ediliyor. Ama bu alanda bir restorasyon fikri de yok, iddiası da yok, metinde de böyle bir yansıma yok. O sistem aynen devam ettiriliyor."
Makyaj yapılmış
Bu taslağın bir restore etme çalışması olduğunu özellikle vurgulayan Beştaş, “Erdoğan’dan önceki döneme geçiş. Düzenledikleri birçok maddede 2002’den önceki döneme bir dönüş özlemi, bir dönüş iddiası görebiliyoruz. Deyim yerindeyse, her şey Erdoğan öncesi 2002 öncesi güllük gülistanlıktı, bu ülkede hiçbir sorun yoktu; tek adam rejiminin ortaya çıkardığı sonuçları düzeltme, makyaj yapma ve öncesine dönme gibi bir iddiayı içeriyor. ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ dedikleri demokratik cumhuriyeti yakalama ya da o yolda ilerleme noktasında bir söylem göremiyoruz” dedi.
Radikal demokrasi şart
Taslağın “iyi niyet” taşıdığını belirten Beştaş, mevcut sorunlara ise çözüm sunmadığını, Altılı Masa'nın köklü bir perspektif sunması gerektiğini belirterek, "Burada tartışılan, ‘yeterli mi değil mi’; Türkiye’deki sorunları, Kürt meselesini, Alevilerin inanç meselesini, kadınların eşit ve özgür yaşam meselesini, gençlerin özgürlüğünü, Türkiye toplumunun çoğulculuğunu karşılayabilecek mi karşılayamayacak mı? Biz bunları karşılamadığı görüşündeyiz. Burada radikal demokrasi anlayışıyla, cumhuriyetin demokratikleşmesi perspektifiyle yaklaşıyoruz parti olarak. Mesela MGK olduğu gibi duruyor, OHAL rejimi devam edecek, seçimlerdeki anti demokratik sonuçlar tekrar çıkabilir. Devletin resmi ideolojisi ve kurumlar olduğu yerde duruyor. Bunlara bir dokunuş bir değiştirme meselesi söz konusu değil. Yine devlet esas alınıyor, yurttaş, toplum, birey, kolektif haklar değil. Yeni gelmeyecekse, perspektifte bir farklılık yoksa sorunlar da çözülmeyecektir" ifadelerini kullandı.
Şeffaflaştırmalılar
Muhalefetin ve tüm partilerin Kürtlere ve Kürt sorununa yaklaşımlarını netleştirmesi gerektiğini dile getiren Beştaş, “Türkiye’de demokratikleşmenin turnusolü Kürt meselesidir, kadın meselesidir, din ve vicdan özgürlüğüdür. Kürt düşmanlığı dünyanın her yerine ihraç edilirken, Türkiye’deki iktidar Kuzey-Doğu Suriye’den tutalım, Federal Kürdistan Bölgesi'ne ve daha birçok Avrupa ülkesine kadar Kürt düşmanlığı üzerinden dış politikasını şekillendiriyorsa Türkiye’deki bütün partilerin bu meseleye yaklaşımını ortaya koyması gerekiyor. Demokratik bir çözüm diyalog ve eşit yurttaşlık talebinde bu meseleyi ortaya koymamız gerekiyor ve yaklaşımlarını şeffaflaştırmalılar. Tecride, savaşa yaklaşım da, anadilde eğitime yaklaşım da çok hayati meselelerdir, özellikle bir toplumsal sözleşmede. Türkiye artık tek ırk, tek dil, tek kimlik üzerinden yürütülebilecek kimliklere ve topluluğa sahip değil" dedi.
Çözümü sunan bir yerde duruyoruz
Taslağın büyük eksikler taşıdığına dikkat çeken Beştaş, HDP olarak muhalefet partilerinin, aynı şeyleri farklı yöntemlerle söylemek yerine; daha özgüvenli, istikrarlı ve iktidardan daha cesur bir yaklaşımla çıkarak çözüm önerilerini ortaya koyması gerektiğini dile getirdi. HDP olarak yaklaşımlarını net olarak ortaya koyduklarını ve çözüm odaklı yaklaştıklarını ifade eden Beştaş,“Her şeyden önce bir yol temizliği olması gerektiğini söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. Anayasa'nın herkes tarafından özgürce tartışılabiliyor olması ya da ifade özgürlüğünü her yönüyle güvenceye alınması gerektiğini söylüyoruz. Basın yayın özgürlüğünün de kesinlikle sansürsüz ve özgürce yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Tüm başlıklarda tutumumuz demokrasinin bütün kurum ve kurullarıyla işletilmesi gerektiği yönünde 3. Yolu temsil ediyoruz. Biz sorunlara yaklaşırken devlet aygıtını vatandaş karşısında koruyan, tahkim eden bir anlayışla değil, vatandaşı devlet karşısında güvenceye alan, hak ve özgürlükleri sağlamlaştıran bir yerden yaklaşıyoruz. Çözümü sunan bir yerde duruyoruz. Kürt meselesinde artık imha, inkâr, savaş, asimilasyon kesinlikle bir çözüm değil” diye vurguladı.