Kürt kadınlarının demokrasi ve özgürlük mücadelesi, bugün tüm dünya kadınlarının kendisine örnek aldığı bir merhaleye çoktan ulaşmış durumda. Ödedikleri bedeller ve ulaştıkları kazanımlar, tarihi olduğu kadar kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek haline döndü. Yani öyle dünden bugüne değil; son 150 yıl boyunca dar ağaçlarında, idam sehpalarında, Agiri’den Şengal’e uzanan soykırım güncelerinde, sokakta, dağda, Rojava’da, siyasette, okulda, sendikada; kısacası birçok alanda alınteriyle ve yeri geldiğinde de canını siper ederek bu halka kazandırdıklarıyla ulaşılan muazzam bir gelenektir. Son iki yıldır Kürt halkının tüm kazanımlarını "barış yerine savaşın ikame edilmesiyle" yok etmeyi aklına koyan AKP devleti, daha 15 Temmuz darbe kalkışması atlatılmadan "her şerde bir hayır vardır" deyip düğmeye basmış durumda. O günden bugüne yaşanılanlara bakılırsa toplum adına bir gıdım hayırdan bahsedilemeyeceği gün gibi ortada!

Meclis’in tatile girmesinin hemen öncesinde getirilen torba yasada belediyelere kayyum düzenlemesi geçmeyince, Meclis kapanır kapanmaz OHAL KHK’leri aracılığıyla ilk iş olarak, DBP’li belediyelere kayyum atadılar. Atanan kayyumların gelir gelmez yaptıklarının küçük bir özeti;

Belediyelerin kadın merkezlerini kapatmak,

Kadın sığınmaevleri/istasyonlarını kapatarak namus cinayeti ve aile içi şiddet riski altındaki kadınların başvuru formlarına el koymak; böylelikle isimlerinin deşifre edilmesini sağlamak,

anadilde eğitim veren kreşleri ve eğitim destek evlerini kapatmak, kültür sanat çalışmalarını yürüten sanat merkezlerini kapatmak,

tiyatrocuları zabıta yapmak, vs.

Kayyumun fazlasıyla “erkek, sünni ve Türk” olan aklı, Kürde, kadına, Aleviye, Ermeniye, Süryaniye düşman! Çok dilli tabelaları indiren, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele eden belediye kadın merkezlerini kapatan bu zihniyet, toplumu adım adım karanlığa sürüklemeye çalışan zihniyettir. Oysa ki, sadece 2016 yılının ilk 9 ayında 195 kadının öldürüldüğü bir ülke burası! Ortaokuldan sonra liseye devam etmeyen kız çocuklarının sayısının geçen yıldan bu yıla 36.500’den 39 bine çıktığı; yani "çocuk yaşta evlendirilen" çocukların olduğu ülke…

Kadına yönelik her türlü şiddetle ve çocuk yaşta evlendirmelerle mücadele eden tek kesim iken, atanan kayyumlar neden gelir gelmez bu merkezlere el attı acaba? Sorunun yanıtı devletin karakteristiğinde gizli.

Siyasi partilere eşbaşkanlık sistemini kazandırmak gibi bir geçmişi de var Kürt kadın hareketinin. Uzun yıllar fiili olarak yürütmekten vazgeçmedikleri için sonuç olarak Siyasi Partiler Yasası değişikliğiyle siyasi partilerde eşbaşkanlığa geçilmesine rağmen, sadece HDP ve DBP bugün eşbaşkanlıkla yönetiliyor. 

2014’den bu yana da belediyelerde de eşbaşkanlığa geçen Kürt belediyelerine atanan kayyumların ilk icraatlarının kadın kurumlaşmaları olması tesadüfi değil elbette. Şu satırları yazdığım saatlerde 185 HDP ve DBP’li eşbaşkan 4 gündür gözaltında ve sabaha karşı Diyarbakır’ın il, merkez ve dış ilçe binalarının tamamı basıldı! Amaç kriminalize etmek, hedef göstermek, hukuk dışı delil yaratarak demokratik siyaset kanallarını toptan yok etmek..   

Artık bir devlet partisi haline çoktan dönüşmüş olan ve "tek dil, tek din, tek millet, tek devlet" teklemesine, "tek medya, tek belediye, tek parti" üçlemesini de ekleyen AKP’nin yaptıklarını akılla, nizamla açıklamak mümkün değil! Solcuların, sosyalistlerin, Kürtlerin, demokrat dindarların tamamının bir potaya konularak "devredışı bırakmanın" tüm araçları, özelde Kürt kadınlarının kazanımlarını ayrıca hedeflemiş durumda.

Çünkü devlet, Kürtleri kendi eşit yurttaşı olarak görmüyor; bu nedenle de uygulanan hukuk, tam bir "düşman hukuku". 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanı Yüksel Acer (ki bu isimle bir daire başkanlığını AKP, CHP veya MHP’li tek bir belediyede bulmak mümkün değil!) tam 17 gün gözaltında kaldı. 

Kadın erkek eşitliği için mücadele veren, kadına yönelik şiddeti elimine etmeye çalışan, kadının toplumsal, çalışma, siyaset alanlarında eşit temsilini yürüten anlayışa karşı bir zihniyet, tabi ilk olarak kadınların kazanımlarını hedefliyor! Şort giydiği için toplu taşıma aracında şiddete maruz kalan kadınla ilgili olarak ‘tepkinizi mırıldanarak gösterin!’ diyenlerin başbakanlık yaptığı bir ülkede işimizin kadın olarak zor olduğunu biliyoruz. 

Kayyum erkekse demokrasi kadındır!

Devlet erkekse özgürlükler kadındır!

Mırıldananlar erkekse, haykıracak olan kadındır!

Hukuksuzluk erkekse, adalet kadındır!

Tohum fiyatlarını protesto etmek isteyen bir köylüye dönüp ‘ananı da al git buradan!’ diyen bir başbakanın cumhurbaşkanı olduktan sonra da sıklıkla cinsiyetçi söylemleri kullanması bu devletin topyekün erkek olduğuna delalettir.

Egemenlikleri altına alınmayı reddeden kadın gerçekliğine karşı bir saldırıdır aynı zamanda kayyum! 

Kadınlar binbir emek, bedel ve çabayla edindikleri kazanımları asla bırakmayacaktır.

İyisi mi, siz alın kayyumunuzu da gidin buradan!