Bilindiği gibi önce PYD Cenevre 3 görüşmelerinden dışlandı. Ardından Cenevre 3 görüşmeleri başladığı ilk gün – gerici muhalefetin ateşkes şartı nedeniyle- çıkmaza girince 25 Şubat'a ertelendi.
Hemen bir gün sonra 4 Şubat'da Suudi Krallığı yöneticileri "kara ordusuyla Suriye'de savaşa girmeyi öneriyoruz" açıklaması yaptı.
2014 Ocak-Şubat aylarında gerçekleşen Cenevre 2'de benzer birşey olmuştu. Esad rejimi güçleri kazandıkları mevzilerden sonra görüşmeye hazır olduğunu ilan etmişti. Karşıt cephenin emperyalist ağababası ABD buna yanaşmış ancak görüşmelerden sonraki süreçte savaş daha acımasız ve yoğun bir şekle girmişti.
Hatırlatalım. Bu iki yıllık süreç savaşın en acımasız ve gelgitlerin dönemi oldu.
Önce Haziran 2014 ilk haftasında Esad yüksek oyla seçim kazandı, taraftarlarına moral verdi, IŞİD'den Rakka'yı geri alacağı sözü verdi. Çok geçmedi, IŞİD önce Rakka çevresinde Esad güçlerini geriletti. Ardından 10 Haziran'da Musul'u işgal ederek İslam Devleti ilan etti ve adını da bu adla değiştirdi. Hızını alamadı önce Şengal'i alarak Êzîdî Kürtlere karşı soykırıma girişti. Sonra Bağdat yerine Mahmur ve Başur'a yöneldi. HPG ve müttefiki devrimciler, Şengal Kürtlerini kurtaran hamleyi yaptılar Mahmur'u geri aldılar.
Buna karşı IŞİD ilk hedef olarak, Erdoğan diktatörünün de yönlendirmesiyle, Eylül ortasında Rojava Devrimi güçlerine saldırtıldı. Kobanê'yi kuşattı. Birkaç ay süren çetin Kobanê direnişi Kürtlerin Stalingrad'ı oldu. Erdoğan'ın "Kobanê düştü" hayali, yaşanan acılardan ve şanlı direnişten sonra suya düştü. Rojava Devrimi güçleri Kobanê'nin kurtuluşundan sonra Doğu'ya ve Güney'e doğru hızla ilerlediler. Grê Spî'yi alarak Cizire Kantonuyla birleşmeyi gerçekleştirdiler. Güney'de Teşrin barajını ele geçirerek Ankara'nın kırmızı çizgisini Teşrin barajına attılar.
Rusya 2015'te Esad rejimi yanında savaş uçaklarıyla yeralınca Esad ve müttefikleri yeniden savaş başarıları kazandılar.
Bu gelgitten sonra, önce Rusya'nın öngirişimiyle Viyana görüşmeleri yapıldı. Bir uzlaşma eğilimi yakalandı ve sonra kararlaştırılan Cenevre 3 başladı. ABD ve AB emperyalistleri Esad'ın devlet başkanlığından çekilmesi şartını dayatmaktan bu kez vazgeçmek zorunda kaldılar.
Cenevre 2'yi, ABD ve AB emperyalistleri ile Suudi ve Erdoğan faşizmi Suriye'de vekalet savaşını kızıştırarak, IŞİD'i destekleyerek boşa çıkarmış ağır savaşa dönüştürmüşlerdi.
Cenevre 3'ü de yine ağır savaşa dönüştürmeyi başaracaklar mı?
Anlaşılan bu kez, efendilerinden daha çok Suudi monarkı ve Erdoğan diktatörü kara ordularıyla Suriye işgaline girerek savaşı yoğunlaştırmak ve efendilerini destek vermek zorunda bırakıyor.
Suudi resmi yetkilisi kara ordusunu Suriye'ye sözümona IŞİD'e karşı savaşa sürmeye hazır olduğunu sunarken, "Türkiye ile koordine içinde" demeyi de ihmal etmedi. Daha önce Erdoğan-Davutoğlu "tampon bölge işgali", "YPG Fırat'ın batısına geçerse Cerablşus'u işgal ederiz" tehditleri savurdular. O zaman Suudi monarkının elebaşları Ankara'nın olası işgalini askeri bakımdan da destekleyeceklerini ilan etmişlerdi. Şimdi "Türkiye'yle koordine içinde" işgal edelim diyorlar.
Bu açıklama, Davutoğu'nun Genelkurmay Başkanı ile birlikte Riyad toplantısından sonra yapıldı ve o toplantıda H.Akar, saha askeri elbiselerini giyerek veya giydirilerek savaşa hazırlık resmi vermişti. Suudilerin açıklamasından hemen sonra Karkamış'taki tank ve toplardan Cerablus'a atışların başladığı haberleri medyaya düştü.
Muhtemelen ABD ve AB emperyalistleri, biraz teredütten sonra ya sessiz kalarak veya düşük sesle destek açıklayarak, uşaklarının Suriye işgaline onay verecek. ABD savaş uçaklarının Rakka'yı bombalamak için acele ettiği haberleri basına sızdırıldı. Bu yolla ABD-AB-Ankara-Riyad cephesi, işgal edeceği, alacağı alanlarda kendi nüfuzunda bir hakimiyet şekillendirerek Rusya-Esad-İran cephesini ve Rojava Devrimi'ni geriletmek istiyor.
Suudi monarkı, lejyoner asker kiralayarak Yemen işgalini başlattı. Kısa sürede alacağını düşündüğü Yemen'de şimdi yenilgi alıyorken, Suriye'de başarı mı kazanacak?
Erdoğan-Davutoğlu ikilisi Suriye'de Şam'da Emevi Camii'nde 3 gün sonra namaz kılacağı ve Rojava'yı işgal edeceği savaş kararındaydı. Bu kanlı macera iflas etti ama halkları yokedici savaş girdabına soktu. Şimdi YPG Efrin ve Mınbiç taraflarından Cerablus'a doğru ilerlerken, yeniden "IŞİD"e karşı görünümüyle Ankara sömürgecileri savaş pişiriyor. Bakur'da soykırımcı savaşı yenilirken Rojava'da savaş kumarı oynuyor.
Monarkla diktatörün pansünnicilikle de karekterize olan ikiz kardeşliği, Rojava ve Suriye'de olası işgalde hızla iflas edecek. Hatta ağır yenilgi bile alabilir. Güçler arasındaki ilişki 5 senelik süreçte hiç olmadığı kadar savaş maceracılarının aleyhine.
Fakat halklara daha ağır yıkım ve katliamlar getirmeyi göze alacakları daha fazla ihtimal.
Halklarımız kırk katır mı kırk satır mı çıkmazına karrşı Rojava Devriminde olduğu gibi, bağımsız ve kendi kurtuluşları amacıyla hareket ederek bu kanlı girdaptan çıkabilirler, çıkmalıdırlar.