İran ve Hizbullah’ı suçlayıp, babası gibi bir suikastte kurban gideceğini açıklayarak istifa eden Lübnan Başbakanı Saad el Hariri, Riyad’da Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile bir araya geldi. Kral Salman-Hariri görüşmesi aynı zamanda Ortadoğu’da ABD-Suudi Arabistan ittifakıyla İran’a yönelik yeni konseptin işaretlerini de taşıyor. 

Görüşmeyi duyuran El Arabiya televizyonu, “Tahran yönetimi Arap ülkelerinin içişlerine karışıyor” diyerek İran’ı eleştiren Hariri-Kral Selman bin Abdulaziz’in görüşmesinde başka detay vermedi. 

Hariri, İran ve Hizbullah’ı suçlayarak istifa ettiği Cumartesi gününden bu yana Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunuyor. 

Kendisine yönelik bir suikast planı olduğunu savunan Hariri, Suudi Arabistan’ın ezeli düşmanı olarak görülen İran’ı ve Lübnan Hizbullah’ını bölgede anlaşmazlıklar yaratmakla suçlamıştı. 


‘Komplonun hazırlandığını hissediyorum’

Hariri yaptığı açıklamada, “Refik el Hariri’nin (Lübnan’ın 2005 yılında suikaste uğrayan eski başbakanı ve Saad el Hariri’nin babası) öldürülmesinden önceki havayı andıran bir iklimdeyiz. Hayatıma yönelik, gizli kapaklı bir komplonun hazırlandığını hissediyorum” ifadelerini kullanmıştı. 

Öte yandan Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı Tamer el Sabhan da dün yaptığı açıklamada Hariri’nin istifasının ardından “Lüban asla eskisi gibi olmayacak” dedi. 

Saad El Hariri’nin babası Refik El Hariri de istifa ettiği 2004 yılına kadar Lübnan’da başbakanlık yapmış, 2005 yılında ise 2 ton TNT yüklü araçla yapılan saldırıda hayatını kaybetmişti. 

Suikast kurbanı Refik El Hariri, 1965’te gittiği Suudi Arabistan’da Kral Fahd’ın kız kardeşi ile evlenmiş, daha sonra inşaat şirketini kurmuş ardından Suudi Arabistan’da petrol şirketleri ile yaptığı anlaşmalar ona büyük bir servet kazandırmıştı. Hariri, Ayrıca bankacılık, bilişim, yayın ile medya sektörlerinde de çalışmalarda bulunmuştu. Suudi Arabistan ve Kraliyet ailesiyle ilişkiler sayesinde dünyanın sayılı zenginleri arasına girmişti. 


Yeni bir operasyona start verildi

Hariri’nin İran ve bu ülkenin, Lübnan’daki en büyük müttefiği Hizbullah’a yönelik sert açıklamalarla birlikte istifa etmesi, Suudi-ABD öncülüğünde İran karşıtı yeni hamleden bağımsız görünmüyor. 

Cumartesi gününden bu yana baş döndürücü gelişmeler alt alta konulduğunda puzzelın bütün parçaları, bir araya gelmiş oluyor. 

* Cumartesi günü Hariri istifa etti. Ancak, istifa ettiği yer ülkesi Lübnan değil, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dı.  

*  Cumartesi akşamı, Yemen’den bir balistik füze, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a fırlatıldı, füze havada imha edildi. Riyad yönetimi, daha çok İran’ı kastederek misilleme hakkının saklı olduğunu duyurdu.  

* Bu füze saldırısının hemen ardından Suudi Arabistan’da kraliyet ailesi içinde 11 prens, 4 bakan, onlarca eski bakan ve işveren yolsuzluğa karıştığı gerekçesiyle Kraliyet Kararnamesi ile gözaltılan alındı. 

*  Eski maliye bakanı, Aramco Petrol Şirketi Yönetim Kurulu üyesi İbrahim el-Assaf, Ekonomi Bakanı Adel Fakieh, eski Riyad Valisi Prens Türki bin Abdullah, Kraliyet Mahkemesi eski Başkanı Halid el-Tuvaiciti, Binladin İnşaat Şirketi Başkanı Bakr bin Ladin, 3 büyük kanalın sahibi Velid bin Tallal, medya patronu Velid İbrahim gibi isimler, gözaltına alınan onlarca kişiden sadece bir kaçı. 

* Operasyonun başında geleceğin kralı veliaht prens Muhammed bin Salman’ın bulunduğu bu operasyonun bir yolsuzluk operasyonundan ziyade Suudi Arabistan’da İran karşıtı yeni bir yapılanmanın habercisi olduğu belirtiliyor. 

*  Operasyonun, bölgedeki gelişmelerin yanı sıra kraliyet ailesindeki iktidar kavgasıyla da bağlantısı var. 

Uzmanlar bu operasyonunu aynı zamanda Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın siyasi kontrolünü artırma hamlesi olarak yorumluyor. 

BBC’ye konuşan, London School of Economics’in Ortadoğu Merkezi’nde konuk öğretim üyesi olarak bulunan Prof. Madavi El-Raşhid, gelişmeyi yolsuzlukla mücadele bağlamında değerlendirmenin zor olduğu belirtiyor: “Bunu, yolsuzluk karşıtı bir adım olarak görmek çok zor. Bu, Muhammed bin Salman’ın kendisine yönelik desteği konsolide ettiği bir tasfiye hareketi. Karşısında kalan son kuzenini de (Prens Miteb bin Abdullah) ortadan kaldırmak istiyor. Bu kuzeni, son derece modern paramiliter güçleri kontrol ediyor ve veliaht prensine karşı çıkma gücünü elinde tutuyor.”

*  Verileri bu şekilde alt alta yazarken, ABD Kongresi’nde, İran’ın Irak’taki vurucu gücü durumundaki Heşdi Şabi milis yapılanması için getirilen tasarıyı da gözdan kaçırmamak gerekiyor. Heşdi Şabi’ye bağlı Esayip Ehli Hak ile Hizbullah-Nuceba adlı grupların terörist ilan edilmesi için ABD Kongresi’ne tasarı sunuldu. Tasarıda, her 2 grup İran yanlısı olarak gösterildi. 


Tillerson da hedef göstermişti

Geçtiğimiz günlerde de ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yaptığı açıklamada, DAİŞ’in artık Irak’ta yenildiğini belirterek Heşdi Şabi ve İran Devrim Muhafızları’nın yurtdışı yapılanması Kudüs Gücü’nün Irak’ı terketmesini istemişti. 


HABER MERKEZİ