Kürtçede ‘rizî’ çürük, çürümüşlük demektir. Birey belirleme ifadesi olarak da düşmüşlüktür rizî.
‘Rizî’ utanma duygusundan arınmış, kendine olan saygıdan çıplak olmuş, toplum nezdinde de itibarsızlaşmış kişiliktir.
Rizî, yani çürümüş insan kişiliği yerel değil, evrenseldir. Dünya çürümüş kişliklerle doludur. Yeryüzü tarihi, rezil, ‘rizî kişiklerin’ anatomisi, diktatörler de tükürülen yüzler galerisidir.
Sanıldığı gibi ulusal kurtuluş hareketleri, salt demir ökçeli yurt hırsızı, özgürlük gaspçısı işgalcilere karşı savaşmıyor. Çürüyüp kokuşmuş işbirlikçilerle mücadele, enerjinin büyük kısmını emiyor bazen.
Amerika kıtasının sahibi Kızılderililerin soykırımında, düşmanlarına istihbarat hizmeti veren, iz sürücülük, onlara yol göstericilik (rehber) yapanlar, yine Kızılderililerdi.
Kızılderili kabileleri, bu çürük kişiliklerle savaştan arta kalan enerjilerini, beyaz adama harcıyorlardı.
Yahudi, Ermeni kırımında, benzer haller yaşandı. Kendi hakının kanına giren çürük Ermeni, Yahudi az değildir.
Kürdistan tarihi ise soysuz ,’rizî’lerin ihanetiyle kirlidir. Amcasının canını almak için peşine düşen kelle avcılarını, ta Bedirhan Paşa’dan beri biliyoruz. Kayın babasını, bacanağını tuzağa çekip teslim alanları Şeyh Said isyanından tanıyoruz. Seyid Rıza’nın da izini süren bir yeğeni vardı.
‘Kor’ Hüseyin Paşa ikili oyunda mekik dokuyor, bu yolda can veriyordu.
1984’den sonra sergilenen destanımsı şövalyeliklerin yanında düşmüş, yerde çürümüş kişiliklerin sayısız rezilliği de seyredildi.
Ancak zaman duragan değildi. Yalnız dünya ileri giderken AKP 1920’lerin parti devleti modeline dönüş yapıyordu. Amentüsü yalan, dolan ve talan olan rejim lumpenleşmeyi dayatıyordu.
Lumpenlerin düzeninde ayıba ayıp demek ayıptı. Katiller, fazilet ağacı, çaldıkları elinde yakalanan hırsızlar, mağdurdu.
Rejimin Cumhurbaşkanı, masa başında uydurulmuş ayetlerle yüceltiliyordu. Cumhurbaşkanı da iftar yemeğine davet ettiği dünya ülkeleri elçilerine, muhtarlara yaptığı konuşmayı tekrarlıyor, sesini yükselterek, onlara ne zaman, nerede, nasılı meçhul, delil ve dayanakları sıfır bir atışla “7 bin tane Kürt gerilla’yı katletmekle övünüyordu.
Dünya insanlaşırken, bunlarda düzey buydu. Cinayet ve kırım kanı övünç…
Ve bu düzey, insanlaşma varken, bütün bir bölgeye yayılmış Kürt mücadelesini kırımla çözeceğini vaddediyordu halkına.
Devletin lumpen aklı buydu. Yalan dolan yollarında öldürerek Kürt hareketini bitirecek, kitleyi devletsever yapmak için de yeni bir siyasi parti kuracaklardı. Pari için tasarlanan personel hazırdı:
AKP tipi rizî Kürt adını tipolojisi ve Demirel’in 1970’de başvurduğu yöntemle kurulacak ‘mebus pazarında’ satın alınacak milletvekilleri…
HDP’den koparılacak (her kimse) milletvekili, AKP tipi İslam Partisi’nin lideri olacakmış.
İslamı da çürütenlerin hayali bu.
Ancak Kürt hareketini tanımadıkları, bilmeye, öğrenmeye zekalarının yetmediği açık. Kürtler, bugüne kadar benzer entrikaya şahit oldu.
Hiçbiri tutmadı ki, Hizbillaha eş olarak kurulacak IŞİD İslamının partisi tutsun!..
Ama lumpen aklı bu. Hayalini gerçek sanıp, peşinden koşar...