Uludere Roboskî’de otuz dört gencecik insan yaşamını yitirmesine rağmen katliamın sorumlularından hesap sorma yerine tartışmaların arkası kesilmiyor. Olayın yaşandığı gün televziyonlara yansıyan görüntüler vicdanı olanlara artar da yeter bile. Faili bilinen bu olayın bu kadar tartışılması, sorumlularının yargı önüne çıkarılıp hesap sorulmaması vicdanları zorluyor.
Olayın yaşandığı gün BDP yetkilileri Roboskî’ye gitmiş, olayı yerinde incelemiş ve olayı yaşayan görgü tanıkların ve köylülerin verdiği bilgiler temelinde bir katliamın yaşandığına kanaat getirmişti. Televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler de katliamı ve katliam ardından yaşananları gözler önüne sermişti. Katliam görüntüleri daha dün gibi hafızalardadır. Çoğu aynı aileden yirmiyi aşkın genç, toplam 34 kişi Roboskî katliamında soykırımı aratmayacak bir biçimde katledilmişti. Katliam ardından Beşir Atalay bölgeye giderek olayla ilgisi olmayan korucuların aileleriyle görüşmüş ve traji-komik bir şekilde göstermelik bir baş sağlığı dilemişti ve AKP Hükümeti ölenlerin ailelerine para tazminatıyla bu işin üstünü kapatmaya çalışmıştı. AKP, Kürt halkının ve demokratik çevrelerin baskısı karşısında bir komisyon oluşturmuş, olayın sorumlularını sözde açığa çıkaracağını vaat etmişti. Aradan beş aya yakın bir zaman geçmesine rağmen bu konuda tek bir adım atılmamış, tersine yaşanan katliam sıradan bir olaymış gibi ele alınıp geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Yaşanan katliamın emrini kimin verdiğinden çok kimin istihbarat verdiğine dönük tartışmalar iç siyaset malzemesine dönüştürülerek bu katliamdan AKP başta olmak düzen partileri yararlanmaya çalışmıştır. İnsansız hava araçlarında basına yansıyan görüntüler köylü gençleri ve gençlerin geçim derdi için kullandığı katırları net bir biçimde gösteriyor. İstihbarat görüntüleri bu kadar net iken ‘vur emrini’ kim verdi? Kürt halkı bunun cevabını, bu katliamın sorumluların kim olduğunu biliyor ve hesap vermelerini istiyor. Türk ordusu yaptığı açıklamayla katliamın üzerini örtmeye çalışırken aslında katliamın sorumlusunun kendisi ve AKP Hükümeti olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Kürt halkı tarafından operasyonlarda kullandığı kimyasallar nedeniyle kimyevi Necdet diye bilinen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in geçmişi ortada. Son günlerde Roboskî katliamın istihbarat bilgilerine dönük yaptığı açıklamalarla Erdoğan bu katliamın ortağı olduğunu ve katliamı sahiplendiğini ortaya koydu. ABD’nin Pentegon’dan savunma bakanın yaptığı “İstihbaratı biz verdik” açıklamalarına dönük Erdoğan’ın “Türk askerimize bedel ödettirilmek isteniyor. Gözcü dediğimiz insansız hava araçları TSK’lerin emriyle hareket ederler, kendi insansız hava araçlarımızla bu adımı attık” diyerek aslında bir nevi sorumluları ABD’de aramayın sorumluları biziz demektedir.
Yurttaşını katleden bir devletin, onun hükümetinin Kürt halkına ‘özür’ değil hesap vermesi gerekir. Bir halka yaşattırılan katliam için sadece özür dilemek yetmez. Sadece özür dilensin diyenler yaşanan katliamın ne anlama geldiğinin bilincinde olmayanlardır. Kürt halkı ve duyarlı demokratik çevreler yaşanan bu katliamın peşini bırakmayacak, bu katliamın emrini verenden ve uygulayandan bir gün mutlaka hesap soracaktır.