Kürkçü, bu yargısını Roboskî Katliamı'yla izah etti. Çoğu çocuk 34 kişinin Türk savaş uçaklarınca katledildiğini hatırlatan Kürkçü, "Bugüne kadar ne Adalet Bakanlığı'nın denetim alanındaki, etki alanındaki mahkemeler ne Millî Savunma Bakanlığı'nın etki alanındaki Genelkurmay Başkanlığı ne de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurduğu komisyonlar, bakanlarını, başbakanlarını, Genelkurmay başkanlarını bu olayın sorumlusu olarak yargı önüne taşımayı, onların eylemlerini ortaya çıkartmayı ve değerlendirmeyi sağlayamamışlardır" dedi.

Bir yıldır Roboskîlilerin cenazeleriyle, hayatlarını kaybeden evlatlarıyla baş başa, kendi kaderleriyle baş başa, Hükümetin tehdidi altında, evlatları her gün tutuklanma tehdidi altında, kendi evlatlarının katillerini, bu olayın sorumlularını aradıklarını kaydeden Kürkçü,  şöyle devam etti: "Uludere Komisyonu bu gerçeği açığa çıkartmayı başaramadı, çünkü bilgi kaynağı olarak bir tek yere baktı, Genelkurmay Başkanlığı. Genelkurmay Başkanlığı'nın bilgi vermeyi reddettiği her durumda elleri kolları bağlı olarak, çaresiz bir kurum olarak bir kenarda kaldı."
Bu olayı çözmenin o kadar da zor olmadığını belirten Kürkçü, Başbakan Erdoğan'ın 14 Kasım 2012 tarihindeki gazetelerde yer alan bir demecini anımsattı. Başbakan'ın sınır ötesi harekat konusunda kendinde olan “vur” emri yetkisini angajman kuralları değiştiği için Silahlı Kuvvetler'e devrettiği yazıyordu. "Buradan şu sonucu çıkartmak çok mu zor?" diye soran Kürkçü, şöyle cevap verdi: "Demek ki 28-29 Aralık 2012 günü 'vur' emri yetkisi Başbakan'daydı. 28-29 Aralık 2012 gecesi 2 F-16 jet uçağını kaldırıp 34 savunmasız köylüyü öldürtmek üzere emir verme yetkisi sadece Hava Kuvvetleri Komutanı'nda olamazdı, Genelkurmay Başkanı'nda olmalıydı çünkü hiyerarşi böyle işliyordu. Demek ki o zaman, önümüzde, siyaseten Hükümetin; doğrudan doğruya, şahsen Başbakan'ın; askeri olarak Genelkurmay Başkanı'nın sorumlu olduğu bir katliam var."
Göz göre göre yapılmış bu katliamın hesabının yargı ve yasama (Meclis) tarafından sorulmadığını belirten Kürkçü, Hükümet ve Genelkurmay blokajına dikkat çekti.
Askeri vesayetin aslında doğrudan doğruya hükümet eliyle kullanılan bir yeni vesayet sistemi haline geldiğini vurgulayan Kürkçü, "Meclis bununla yüzleşmelidir. Bu işi yapacak mıdır, yapmayacak mıdır; 34 köylünün kanı yerde kalacak mıdır, kalmayacak mıdır; 2013’te bunu göreceğiz. Bunu sormayan Meclis'in de, Hükümetin de, ordunun da iki yakasındadır elimiz."

ANKARA