
Başbakan bu mayın haritasını Roboskî olayı nedeniyle dillendiriyor. Halbuki Roboskîlilerin gidip geldiği yolu ordu çok iyi biliyor. Bu patikalar tamamen ordunun kontrolündedir. Bu patikadan ne gerillalar geçer ne de askerler geçer. Bu nedenle Başbakan kafa karıştırmak ve ölümler konusunda kuşku uyandırmak için bu sözleri sarf etmiştir. Böylece İdris Naim Şahin’in “bunlar terör örgütünün piyonlarıdır, kaçakçılıktan terör örgütü yararlanıyor” sözü desteklenmiştir. İdris Naim’in öldürülmeleri haklı gösteren tutumunu sürdürmüştür. Şimdi bu yaklaşım içinde olan birisi suçluları bulmayı değil, suçluları temize çıkarmaya çalışır. Zaten çaba budur.
Daha önce de belirttik; tüm kamuoyu da biliyor. Roboskîliler korucu oldukları için yıllarca devletin bilgisi dahilinde sınır ticareti yapıyorlar. Çünkü böyle alenen kaçakçılık yapılamaz. Buna rağmen ölen çocukları öldürülmüş kaçakçılar olarak göstermek bazı gerçeklerin saklanmak istendiğinin kanıtıdır. Van sınırında yüze yakın kaçakçıyı öldürenlerden hiçbir hesap sorulmadığından bir hatadır oldu deyip bunları da unutturma hesabı içindedirler.
Şu kesindir: bu çocuklar ve gençler sivil oldukları biline biline öldürülmüştür. Yani terörist sanıldı bu nedenle vuruldu diye bir şey yoktur. Böyle bir istihbarat hatası da yoktur. Başbakan’ın Ahmet mi, Mehmet mi ne bilsinler sözü de tamamen ölümleri meşrulaştırmanın söylemidir. Sivil olduklarını biliyorlardı; ancak bu sivillerin içinde birkaç PKK’li olduğunu sanıyorlar. İşte sorun böyle başlıyor. Üste, yani Genelkurmay ve Başbakanlığa soruyorlar, siviller de var, vuralım mı diyorlar, aldıkları cevap vurun oluyor. İşte itiraf edilemeyen gerçek budur. Başbakan’ın üstünü örtmek istediği gerçek de budur. Birkaç PKK’liyi öldürmek için yüzlerce sivili gözlerini kırpmadan öldürme zihniyetinde olduklarının açığa çıkmasını istemiyorlar. Bu nedenle kaçakçılık söylemiyle olayı muğlaklaştırıp kafaları bulandırarak geçiştirmeyi ve üstünü örtmeyi hedefliyorlar.
Zaten yargısız infaz yaptırmayız deyip asker ve komutanlarını koruyor. Aslında burada koruduğu kendisidir. Çünkü siviller de olsa içinde terörist varsa öldürün emrini veren kendisidir. Bu nedenle yargısız infaz yaptırmam diyor. Sanki faili belli olmayan bir olay varmış gibi! Kimse yargısız infaz yapmıyor ki, vuranlar belli, emir verenler belli.
Roboskî olayı açığa çıksın diyenlere yapılan bir suçlama da “PKK’ye hizmet ediyorsunuz, güvenlik güçlerinin mücadele azmini kırıyorsunuz” olmaktadır. Bu dil en fazla 1990’lı yılların kirli savaşı döneminde kullanılıyordu. Şimdi bu dili Başbakan, AKP ve yandaşları kullanmaktadır. Dün kirli savaşı örtmek için kullanılan dil, bugün de AKP’nin kirli savaşını örtmek için kullanılmaktadır.
Başbakan hem suçlu hem güçlü deyiminde olduğu gibi üste çıkmak için öldürülen askerlerden ve kaza ile öldürüldüğü için HPG tarafından özür dilenen sivillerden söz ederek duygu sömürüsü yapıyor. Bırakalım 1990’lı yılları, AKP döneminde halka, sivillere yapılan zulmü ve öldürmeleri sıralasak sayfalar dolar. Kimyasal silahlarla, en son teknikler kullanılarak öldürülen yüzlerce gerillalardan söz etmiyoruz. Savaşın sürdüğü ortamda iki tarafın da kayıpları oluyor. Ancak sivillere yönelik saldırı bilinçli olarak devlet ve AKP Hükümeti tarafından yapılıyor. Halkı korkutmak için bu yola başvuruluyor. Bunun yüzlerce örneği var. Buna rağmen bizim zamanımızda faili meçhul cinayetler kalmadı yalanını söylüyorlar. Kendisinin kırk televizyonu kırk gazetesi var ya, böylece toplumu aldatıp yönlendireceğini sanıyor. Türkiye’de bazı kesimleri kandırabilir, ama başta Amedliler olmak üzere tüm Kürt halkı çocuk ölümlerinin tanığı olduğu için bu tür yalan ve demagojilere inanmazlar.
Kadın, çocuk, genç, yaşlı AKP Hükümeti’nde yüzlerce sivil katledilmiştir. Hem de polis ve asker tarafından bilinçli katledilmiştir. Bu nedenle birkaç sivilin ölümünü sürekli dillendirmek bu gerçeği örtemez. Kuşkusuz sivillerin ölümü kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez. Ancak kendisinin öldürdüğü yüzlercesinin yanında birkaç tane ölümü gündeme getirmek ikiyüzlülük ve utanmazlıktır. Özelikle savaş politikasını izleyerek bu ölümlere sebep verdiğinden daha büyük bir utanmazlıktır.
Şimdi bu Başbakan hala elinde Roboskî gibi bir katliam dururken gidip Amed’te demagoji ve yalan söylemlerinden birini yine tekrarlayacaktır. Yıllarca toplumu oyalamak ve beklenti içinde tutmak için yine bu sorunu biz çözeceğiz diyecektir. Kürtlerin demokratik siyasi iradesi binlerce siyasetçi tutukluyken demokrasiden, demokratik adımlardan ve yeni anayasadan söz edecektir. Özcesi toplumu oyalayıp beklenti içinde tutup Kürtler üzerinde yeni egemenlik ve kültürel soykırım sistemini pekiştirip güçlendirme söylemini ve politikasını bir daha tekrarlayacaktır.