Dönemin Türk Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş, “savaş uçaklarına takılan bombaların kayışlarının gevşemesi sonucu bombaların köyün üzerine düştüğünü” açıkladı. Türk yargısı sorumlular hakkında hiçbir soruşturma ve yargılama yapmadı. Yakınları 2006 yılında son çare olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yolunu tuttular. Avrupa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “yaşam hakkını düzenleyen 2 ve gayri insani muameleyi yasaklayan 3’üncü maddelerinin” Türk hükümetince ihlal edildiğine hükmetmişti.
Türkiye öldürülenlerin yakınlarına 2 milyon 305 bin Euro maddi tazminat ödeyecek. Kararın ertesi günü Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “katliamla ilgili soruşturmanın yeniden başlatılabileceğini” söyledi. Oysa Ergin’in üyesi olduğu AKP grubu ve hükümeti BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken tarafından “1990’lı yıllarda Kürt illerinde yaşanan katliam ve köy yakmalarının ortaya çıkarılması, geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin açığa çıkarılması” için verilen Meclis araştırma önergesini reddetti. Bu kırk yıllık savaşta yaşanmış olan bir dizi insan hakları ihlalinin ve katliamla devlet ve toplumun yüzleşmesine ket vurmak ve sorumlularının aklanma istemidir.
Katliam mağdurları adına davayı Avrupa Mahkemesi’ne götüren avukat Tahir Elçi, Koçağıllı ve Kuşkonar katliamı ile Roboskî katliamlarının örtüştüğünü ve kararın Roboskî için de emsal oluşturacağını söyledi. Her iki katliamda da sivil kişiler heder alındı; Türk savaş uçakları gerçekleştirdi, hükümetler sessiz kaldı; sorumluları hakkında yargı harekete geçmedi; hükümet özür dilemedi.
26 Mart 1994’te yaşanan katliam için “bombaların kayışları koptu” diyenler ile 28 Aralık 2012 Roboskî katliamı için “yanlışlıkla oldu” diyenler aynı kurumun, aynı zihniyetin kişileri.
1990’larda insan hakları savunucularının sesini duymayanlar, kapılarından kovanlar 2012’de barış yürüyüşçülerinin sesini duymadılar, kapılarını kapattılar. Savaşın insan hakları ihlalleri ile yüzleşmek ve barışın sağlanması amacı ile Roboskî’den Ankara’ya 50 gün yürüyerek varan barış yürüyüşçülerinin görüşme talebine AKP grubu kapılarını kapattı ve görüşmedi.
Roboskî mağdurlarının ve barış yürüyüşçülerinin sesini duymayan kapılarını kapatanlar yarın Barzani ve Perwer’i ağırlayacaklar.
Şivan Perwer kırk yıldır Kürt yoksulluğunun, ezilmişliğinin, katliamının ve özgürlüğünün ozanı ve çığlığı. Mesud Barzani kırk yıldır Güney Kürdistan’da Kürt özgürlük davasının militanı ve lideri. Mesud Kürt özgürlük önderi Mustafa Barzani’nin oğludur. Perwer ve Barzani yarın Türk başbakanı Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Kürtlerin kadim şehri Amed’e gelecekler. Erdoğan’ın Amed ziyareti kuşku yok ki bir yerel seçim yatırımı ve gezisidir. Ne hazindir ki her iki şahsiyet Erdoğan’ın seçim malzemesi olacaklar.
Halepçe’yi yaşayan Barzani ile Halepçe’nin acılarını ezgilerine taşıyan Perwer Roboskî ile yüzleşmeyen, Roboskî’ye bir özrü çok gören Erdoğan’ın elini sıkacaklar. Amed halkı neredeyse her Newroz bayramında Barzani ve Perweri kentlerine davet ettiler. Ancak her seferinde Barzani ve Perwer davetlere katılmadılar. Amed’in davetini reddedip Amed’e gelmeyenler Amed’in kültürel ve siyasi varlığını reddeden ve yok sayan devletin başındaki kişinin daveti üzerine Amed’e gelecekler. Newroz’a gelmeyenler AKP’nin düğününe katılacaklar. Doğrusu Barzani ve Perwer’e sormak isterim; katılacağınız nikah töreni AKP ve Erdoğan hükümeti ile sizin nikahınız mı yoksa?
Unutmayın nikay kıyacağınız kişi aralarında Faysal Sarıyıldız, Muharrem Erbey ve Selma Irmak’ın da bulunduğu sekiz bin insan hakları savunucusu ve Kürt siyasetçisini hapiste tutuyor.
Unutmayın sizin nikah kıyacağınız kişi daha üç gün önce sizin mücadelesini verdiğiniz ve ezgilerini söylediğiniz katliamcı tarih ve hak ihlalleri ile yüzleşmek için Sayın Baluken’in verdiği önergeyi reddeden partinin başında.
Unutmayın nikah kıyacağınız kişi Roboskî katliamı olduğunda hükümetin başındaydı ve katliamın mağduru Kürtlerden bir özrü esirgedi.
Koluna gireceğiniz ve nikah kıyacağınız kişiye dikkat lütfen!
Roboskî ve Erdoğan’a Amed’de eşlik edenler
Şırnak’ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerini 26 Mart 1994’te Türk savaş uçakları tarafından bombalandı. Aralarında çocuklar ve hamile kadınların da bulunduğu 41 kişi yaşamını yitirdi.