Yeni yıla Roboski katliamı ile girildi. 35 insanımız bombalanarak katledildi. Her yönüyle planlı ve mesaj amaçlı olduğu anlaşılan Roboski katliamı Kürtler’de büyük bir infial, Türkiye’de ise umursamazlıkla karşılandı. Liberal ve demokratlarda ise şaşkınlık ile karışık bir tepki yarattı. Katliamın sonuçlarının en trajik yanı ise, Türk halkının içerisinde bulunduğu vurdumduymaz tavırdı. İnsanların katledilmesi Türk toplumunda insani ve vicdani bir durum yaratmadı.
Devlet karakteri iyi irdelendiğinde ise bu katliam için şaşıranlara şaşmak gerekiyor, zira devlet varlığını koruma adına her zaman Roboski tipi katliamlara başvurmaktan çekinmemiştir. Tarihine dönüp baktığımızda Roboski örneklerini çokça görmek mümkündür. Madımak, Gazi, Güçlükonak, Kortek vb katliamların tümü, Roboski gibi mesaj ve toplum mühendisliği için işlenmiş cinayetler değilmidir?
Roboski katliamının bu kadar yankılanması ise süreç ve bu kadar açık bir katliamın beklenmemesindendir. Türkiye’de devlet gerçeğini iyi tahlil edemeyenler artık devletin bu katliamları gerçekleştiremeyeceğini düşünürken, yurtsever ve devrimcilerin önemli bir kesiminin bakış açısı ise artık devletin bu tarz katliamlara cesaret edemeyeceği yönündeydi. Görüldüğü gibi iki tespitte boşa çıktı, devlet toplumsal mücadeleler karşısında her zaman olduğu gibi, Roboski’de olduğu gibi katliamları yöntem olarak kullanmaya devam ediyor ve edecektir, çünkü devlet aygıtının demokratikleşme süreci sağlıklı dinamiklerle yürümüyor. İkinciside özgürlük mücadelesi ne kadar toplumsallaşsa da, kitlesel yaygınlık ve güç kazansa da devlet zihniyeti her zaman Roboski katliamı gibi yöntemleri kullanma cesaretine sahiptir. Roboski katliamından kısa süre önce yaşanan Kazan vadisi, Bingöl, Dersim kimyasallarla gerçekleştirilen katliamlar faşist devlet karakterinin tezahürüdür. Dolaysıyla faşizmin “cesareti” her zaman vardır, bu onun savaş karakteridir.
Roboski katliamı çok net göstermiştir ki devlet aklı halen katliam yöntemini hala bir karşı devrim faaliyeti ve yöntemi olarak kullanıyor ve sürdürüyor. Yine devlet aklı korucu dahi olsa kürde tahammül edemiyor ve katletmekten çekinmiyor.
Öte yandan Roboski’nin toplumsal ve siyasal anlamda da gösterdiği ve açığa çıkardığı kimi sonuçları da görmek mümkündü.
Öncelikle en önemli sonuç Sayın Demirtaş’ında belirttiği gibi, Türkiye’de yaşayan halklar arasındaki duygu bölünmesi ciddi boyutlara ulaşmış, ruhsal kopuş aşamasına gelmiştir. Van depreminde devrimci- demokratların ve medya desteği ile işaretlerinin görülmesine rağmen, üstü örtülen kopuş bugün net olarak ortadadır. Türk halkı Roboski’de sivillerin katledilmesini görmemiştir, önemsememiştir, duyduğunu da yönetenleri gibi gerekçelendirmiştir. Yaşanan katliam Türk halkı nazarında bir şey ifade etmemiştir. Ruhsal psikoloji Van’da depremzedelere kolilerde taş ve bayrak gönderenlerin ruh haline dönmüştür. Kürtler ise katliamı iliklerine kadar hissetmiş, Türk toplumundan ruhsal kopuşu biraz daha artmıştır.
Roboski’nin sonuçlarından biride özgürlük hareketi ve devlet mücadelesinde, AKP artık devlet olarak hareket etmektedir. Hükümet olan AKP, iktidarlaşma sürecini tamamlamaktadır. Saflaşma artık PKK - AKP(devlet) şekline bürünmüştür. Yeminli PKK düşmanlarının canhıraş bir şekilde katliamı devlete yıkarak AKP aklama çabaları, katliama uydurulan kılıflar bu gerçeği örtemiyor. AKP artık devlettir demeye az kaldı. Ulus devletçi Kemalist Ergenekoncu çizgi tüm alt ve üst yapı kurumları ile tasfiye edilirken AKP’nin yeşil anlayışı devlete egemen oluyor.
Katliam ve katliamın sonrasında yaşananlar artık yeni ve geri dönülmez bir sürecin başladığını, mücadelenin bu minvalde yol alacağını gösteriyor. Herkes yeni duruşunu bu gelişmeler üzerinden değerlendirmeli. Roboski yeni bir kırılma noktasıdır. Doğru anlayan, doğru konumlanan kazanan olacaktır.