
Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kürtajla ilgili yasa hazırlamakla görevlendirdiği Sağlık Bakanı Recep Akdağ, tecavüz sonucu hamile kalan kadınların doğurmasını savundu! Önceki gün açıklama yapan Akdağ, “Bazen ‘Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?’ vesaire gibi şeyler söyleniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar” dedi. AKP’nin kürtaj sınırını 4 haftaya indirmeyi amaçladığı ifade edilirken, kadın doğum uzmanları, kürtajın gerçekleşebilmesi için gebeliğin en az beş haftalık olması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca Türkiye’de 10 hafta olan yasal sürenin 12 haftaya çıkarılması gerektiğini savunuyorlar.
‘Kürtaj değil Roboskî cinayettir’
AKP’nin kürtaj tartışmalarıyla somutlaşan kadın düşmanı politikaları dün ve önceki akşam İstanbul, Bursa ve İzmir’de protesto edildi. Dün Fomara Meydanı’nda toplanan Bursa Kadın Platformu üyeleri, “Kadınların isyanı AKP’yi boğacak”, “Kürtaj değil Roboskî cinayettir” dövizleri taşıdı. Düdük çalıp, zılgıtlar çekerek yürüyüşle AKP Bursa İl Başkanlığı binasına gelen kadınlar adına yapılan ortak açıklamada, “Roboski’de 34 insanın katili olanlar, kadınların bedenleri ve kimlikleri üzerinden konuşamazlar. Eline, diline sahip çık Sayın Başbakan, bedenimiz bizimdir” denildi. Kadınlar, yaptıkları eylemin bir başlangıç olduğunu belirterek, “Bedenimiz üzerinden siyaset yapmaya devam edenlere dünyayı dar ederiz. Bu yürüyüş ilk uyarıdır” dedi.
KESK: Kadın düşmanı yaklaşım
İstanbul’da da KESK’li Kadınlar, Erdoğan’ın kürtaj ile ilgili açıklamalarına Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Şube binasında düzenlendikleri basın toplantısı ile tepki gösterdi. KESK’li kadınlar adına açıklama yapan Evrim Dirican, AKP iktidarı ile birlikte yeniden şekillendirilen sistemin; kadınların bedeni, doğurganlığı, emeği, kadın kimliği üzerinde yeniden tahakküm kurmak istediğinin altını çizdi. “Kürtajı Uludere katliamıyla benzeştirip cinayet olarak tanımlayacak kadar akıl dışı fikirlerle karşımıza çıkmaktadır. Bu yaklaşım; kadın bedenine el koyma, kadını yok sayma yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, Uludere katliamının hesabını vermek yerine, üstünü örtme, sorumluluğu üstünden atma yaklaşımıdır. Bu yaklaşım kadınları katil ilan eden, kadın düşmanı bir yaklaşımdır” diyerek, Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösteren Dirican, “Kadınların sokak ortasında katledilmesini seyreden, kendi dini referans ve yaşam tarzını topluma faşizanca dayatan zihniyetin kürtajı-sezaryeni cinayetle eşleştiren yaklaşımını kınıyor ve buna karşı mücadele edeceğimizi bir kez daha beyan ediyoruz” diye konuştu.
‘Uludere’nin hesabını ver!’
İzmir Kadın Platformu üyesi kadınlar da önceki akşam Erdoğan’ın “Her Uludere bir Kürtajdır” açıklamasına tepki göstererek, “Kürtajla uğraşmayı bırakın Roboski’de öldürülenlerin hesabını verin” dedi. Cumhuriyet Meydanında bir araya gelen yaklaşık 300 kadın, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne yürüyen kadınlar, burada 3 saat sürecek bir oturma eylemi başlattı. İzmir Kadın Platformu üyeleri adına açıklama yapan Gulizar Aytekin, kadın bedeninin üzerinde ne erkeğin ne de devletin herhangi bir tasarrufu olmadığını söyledi. AKP iktidarının amacının kadınları aile içinde ikincil bir konuma hapsetmek olduğunu söyleyen Aytekin, “Başbakanın ve hiç bir otoritenin bedenimiz üzerinden, erkek egemenliğini her gün yeniden inşa etmesine izin vermeyeceğiz. Kürtaj hakkımızla uğraşmayı bırakın! Roboski/Uludere’de öldürülenlerin hesabını verin!” dedi.
DİHA