Roboskî’de çocukların kendi objektifinden çektikleri fotoğraflardan oluşan sergi devam ediyor. Çocukların içine girdiği psikolojiden kurtulmaları ve yaşamlarında yeni ufukların açılması için 3 ay önce köyde birçok kurumun desteğiyle üniversiteli gençler tarafından komün düzeninde sanat ve fotoğraf atölyesi açıldı. 16 Kasım 2012 tarihinde çalışmalarına başlayan atölye çalışması içerisinde Van Fotoğrafçılar Kulübü, Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Akademisi ve Narphoto gibi dört kurum var. Atölyeye yoğun ilgi gösteren Roboskîli çocuklar, katliamla birlikte içlerinde biriktirdikleri duyguları dışa vurmak için atölyenin yolunu tuttu. Geçtiğimiz günlerde köyde ilk sergiyi açan atölyede farklı yaş gruplarından 70 kişi eğitim alıyor.
Hikayem bir annenin çığlığı
Sanat ve fotoğraf atölyesinde eğitim alan 11 yaşındaki Özkan Encü, köylerinde açılan sanat atölyesine gitmesindeki en büyük etkenin köylerindeki bombardımanla yapılan katliam olduğunu söyledi. Encü, “O zaman akşamdı ve kimse gece gelip çekemedi. Daha önce kamera ve fotoğraf makinesi neydi bilmiyordum. Üç aydır atölyeye gidiyorum ve şimdi fotoğraf çekmeyi öğrendim. Allah korusun başka bir katliam veya köyümüzde bir olay olursa onu çekmeye çalışacağım” dedi. Encü, eğitim gören herkesin bir hikayeyi anlatmak için çalıştığını, kendi hikayesinin de ‘Bir annenin çığlığı’ olduğunu söyledi.
Okula gitmek istemiyorum
5. sınıf öğrencisi Ahmet Encü ise şimdi okula gitmek istemediğini, evde oturup katledilen abisinin fotoğrafına bakmak istediğini, akşamları da sürekli abisini rüyasında gördüğünü söyledi. Encü, “Fotoğraf çekmeyi öğrendim. Şimdi ‘Roboskî’de kış’ konulu bir hikaye üzerine çalışıyorum. Roboskî’yi çekip dünyaya tanıtabilmek için fotoğrafı öğreniyorum” dedi.
Hep katliamı düşünüyoruz
İlköğretim 8. sınıfta okuyan ve katliamda abisini kaybeden Kıymet Encü de, “Evde sürekli aklımıza katliam gecesi geliyordu. Sorunlarımızı, dertlerimizi fotoğraflara, kağıtlara dökerek dışa vuruyoruz. Bu şekilde beynimizi kemiren dertlerimizi dünyaya gösterebilme fırsatı buluyoruz. Benim anlatmaya çalıştığım hikaye ‘Hayat mücadelesi’. Dayım on yıl önce mayına bastı ve kolunu kaybetti. Onun hayatla mücadelesini yazı ve fotoğraflarla anlatmaya çalışıyorum” dedi.
Roboskî’de ateş herkesi yaktı
Kader Encü, katliamdan sonra köye gelen misafirleri çekmek için fotoğraf çekmeyi öğrendiğini belirterek, “Ateş düştüğü yeri yakıyor diyorlar ama Roboskî’ye düşen ateş herkesi yaktı. Onun için binlerce kişi köyümüze gelip gidiyor, ben de onları çekmeye çalışıyorum. Kendimizi daha iyi anlatabilmemiz için fotoğrafı öğrendim” diye konuştu.
Çocuklar çözüm istiyor
Çocuklara ders vermek için üniversite okuduğu Wan’dan gelen Azad Doğru, “Şimdi aynı karelere farklı noktalardan bakabilmeyi öğrendiler. Fotoğraf üzerinde yoğunlukta konuşabiliyoruz. Çocukların bilinçaltına attıkları durumları dışa atmak için herkes kendine göre bir konu belirliyor ve onun üzerinde çalışıyor” dedi. Genellikle herkesin katliamla ilgili konular seçtiğinin altını çizen Doğru, çözüm isteyen çocukların katliam öncesi ve sonrası gibi bir mukayese yaptığını söyledi.
Sessiz kalmamak için
Katliamda ağabeyini kaybettiğini söyleyen Selma Alma, “Köy yaşamının fotoğraflarını çekiyoruz en çok da mezarlıktaki anneleri çekiyoruz. Roboskî katliamına ve başka katliamlara sessiz kalmamak için fotoğraf çekmeyi öğrenmek istedim” dedi. Esma Encü de, katliamda amcasını kaybettiğini, fotoğraf çekmeyi tam öğrendiğinde de Roboskî halkının yaşadığı acıları, dramları ve sorunları dünya ile paylaşmak istediğini dile getirdi.
JİHAT AKÇA-CENGİZ OÐLAÐI - DİHA/ŞIRNEX