Birkaç aydır yazmıyordum, yazamıyordum. Mesleki çalışmalarımdaki dönemsel yoğunluk nedeniyle birkaç ay gazetemizden izin almıştım. Tekrar yazmaya başlamanın zorluğunu biliyorsunuz. Sanki yaşanmış birçok şeye değinmeden bugünden başlanamayacak duygusu uzun aradan sonra yazmanın en büyük zorluğu. 

Yazmadığım dönemlerde gerek medyadan izlediklerim, gerekse sosyal medyadaki tartışmalardan kafamda şekillendirdiğim konu, 1970’li yılların ikinci yarısından bugüne kadar kısa bir PKK ve KDP tarihini kendi yaşadıklarım ile anlatmaktı. Bu konuyu bir gün yazmak süzü ile ertelemek zorunluluğu benim için oldukça sıkıcı. Ancak şimdi Ağrı’da yaşanan, ölümle sonuçlanan olay oldukça önemli.

Öncelikle olayda yaşamını yitiren insanlarımızın yakınlarına sabır, halkımıza baş sağlığı diliyorum.

Henüz ne olduğu, nasıl olduğu konusunda yeterince bir bilgi yok. Bu nedenle değerlendirmelerin doğruya yakın olma ihtimali de az. Ancak birçok soru sorulabilinir.

Seçim startı verildiğinden bu yana, HDP Eşbaşkanı Demirtaş iki defa vurgulu bir biçimde seçim öncesi provokasyonlar olabileceğini ve hatta kendi yaşamının tehlikede olduğunu açıkladı. Duyumlarımız var dedi...

Sonra Roboskî’de ‘bulaşıcı hastalık’ taşıyorlar ihtimali üzerine katırlar katledildi… Katırların topluca katledilmesine neden olan hastalık ne olabilir ki? Nasıl ve kime bulaşır?..

‘Kürdün katırını öldürmek’, Roboskî’nin katırlarını öldürmek mesajı içinde hangi sembolleri taşır ki...

Sonra Ağrı’da baharın gelişini kutlamak için yapılan fidan ekme etkinliği kana bulandı… Tam da Cemil Bayık’ın bir Alman gazetecisi ile yaptığı röpartajın ertesi günü. Cemil Bayık, “Biz artık Türkiye ile silahlı savaşmak istemiyoruz” demişti. Hemen ertesinde “PKK’liler birliğimize saldırdı ve onları etkisiz hale getirdik” diye açıklama yaptı Türk ordusu... Tesadüf mü? Neden Genelkurmay Başkanlığı Cemil Bayık’ın açıklamalarını boşa çıkarma geyreti içinde olabilir ki...

Roboskî’nin katırı… Ağrı’nın fidanları… Savaşın panzehiri canlı kalkanlardan Cezmi Budak’ın canı alındı… Yine yaşamını yitiren gerillaların olduğu belirtiliyor. Bu nasıl bir mesaj? Size de IŞİD’in verdiği mesajları çağrıştırıyor mu?...

Bir de üstüne Tayip’in ve adamlarının yaptığı açıklamalara bakın. Bu, İçişleri Bakanlığı‘ndan; “Kamu düzenini zedeleyen, vatandaşlarımızın güvenliğini riske atan bu tarz gelişmelere karşı devletimizin tüm kurumları gerekli tüm tedbirleri almaya ve uygulamaya kararlıdır.’’ Çağlayan Adliyesi’ndeki güvenliği sağlayamayıp üç kişinin canına mal olan baskın sanki olmamış gibi... Kamu düzeni anlayışlarımız da farklı. Bunların kamu düzeni anlayışı da moda deyim ile ‘Türk usulü’ olsa gerek.

En önemlisi de Tayip Bey’in dedikleri. Ağrı’da 25 Gerilla varmış! Nerden biliyor Erdoğan orda 25 gerilla olduğunu?Şu cemaatin tele-kulakları gerçekten bitirildi mi? Bir açıklasalar Tayip Bey nerden biliyormuş orada 25 gerilla olduğunu… 

Kendi elleri ile mi koydular?

Soruları çoğaltabilirz…. Gelecek günlerin hiç de iyi olmayacağının sinyalleri var, sembolleri var...

İşte şimdi parlamentoda güçlü bir HDP’ye ihtiyaç olduğunun en iyi kanıtı. İnsanlarımızı, doğamızı, hayvanlarımızı bu katliamlardan korumak için HDP olmalı!