Müge Tuzcuoğlu'nun 28 Aralık 2011’de Türk savaş uçaklarının  Roboskî ve Bejuh köylerinin sınıra sıfır noktasında katlettiği çocukları hatırlamak ve hatırlatmak için onbeş yazarla birlikte kaleme aldığı ''İstenmeyen Çocuklar/Zarokên Nexwestî'' kitabı İletişim Yayınlarında çıktı. Tuzcuoğlu’nun Türkçe ve Kürtçe olarak yayınlanan derlemesine Zeynep Altıok Akatlı, Selma Alma, Kadir Bal, Rakel Dink, Banu Güven, Ehmed Hüseyni, Canan ve Ali Naki Kaftancıoğlu, Haydar Karataş, Hüda Kaya, Ümit Kıvanç, Özgür Mumcu, Neşe Özgen, Fahreddin Hacı Selim, İbrahim Yaylalı yazılarıyla katkıda bulundular.

Tarihe not düşmek yeter mi?

''28 Aralık 2011’de, Türkiye’ye ait savaş̧ uçakları, Şırnak/Uludere’de Roboskî (Ortasu) ve Bêcuh (Gülyazı) köylerinin sınıra sıfır noktasında, kaçağ̆a gitmiş 34 köylüyü ve katırlarını bombalayarak öldürdü. Bir cümleye sığ̆mayacak bir olay; bir insanlık tarihine sığ̆mayacak bir olay, hiçbir sözle anlatılamayacak bir olay... Hepsine sığ̆dırdık! Hepimiz çok etkili, çok çarpıcı yazılar yazdık. Bilmeyen insanlara anlattık. Tarihe not düştük. Ve yarın oldu!''
Tuzcuoğlu kitabına yazdığı girişinde Roboskî Katliamındaki tarihe düşülen notu bu kayıt ile anlatıyor. Ancak tarihe not düşmenin tek başına yeterli olmadığını da belirtiyor.  Tuzcuoğlu kitabında hatırlama biçimlerini sorgulayarak, dayanışma kültürünün önemine vurgu yapıyor. Tuzcuoğlu farklı hatırlamalar yapma üzerine yoğunlaşarak, sorgulama ve kenetlenme, dayanışma kültürü oluşturma üzerinden bu çalışmaya başladığını belirtiyor. ''Yani acılarımızı, katliamlarımızı, sızılarımızı dayanış̧mayla bir araya geliş̧le, ortak güç ile hatırlasak? '' diyerek, hayalinin başladığını söylüyor.  Önce Şirnexlı ve Amedli arkadaşlarıyla planlamalar yaparlar. Yazarlar, çizerler, gazetecilere tarihe not düş̧ürmek, hatırlatmak, unutturmamak amaçlı Roboskî hikâyeleri yazdırmak isterler. Daha sonra Roboskîli gençlere sorulur, çok iyi düş̧ünmüşsünüz. Roboskî ne kadar anlatılırsa, ne kadar gündemde tutulursa o kadar iyi! mesela yazarlar arasında, Dostoyevski olmalı, Tolstoy olmalı... diyebilecek kadar acının büyüklüğünü, dünya çapında yazarlara anlattırmak isteyecek kadar acıyı dillendirmeyi naifçe ifade ederler.

İstenmeyen çocuk olmak

Ve hikayeler yazılır. Tuzcuoğlu hikayelerde karşılaşılan, yüzleşilen durumu kitabına giriş yazısında saptarken 'İstenmeyen çocuklar'' adının da kendiliğinden yazıldığını belirtiyor.  ''Sonra fark ettik; bu hayatlar, bizim daha önceden değ̆iş̧en hayatlarımızdı! Hatırladığ̆ımız sadece Roboskî olmadı! Yazarların hepsi, kendi hayat hikayelerini de yeniden hatırladılar! Televizyonların, Roboskî olayını uzun süre haber yapmamasını, biz zaten medyadaki daha önceki çatırdamalardan yaş̧amıştık. Öldürülen babaların çocuklarıyla görüş̧ürken, ne kadar çok öldürülen babamız var olduğ̆u gerçeği ile, yıldönümleri dışında bir daha yüzleş̧tik... Ve kadınların asilliğ̆i en çok gözlerimizde belirdi. Babanın, kocanın ardından o dik duruş̧! Zor ve dik duruş. Bu duruşun yanında olabilmek için rüyalarına kadar girmek gerekti ve üş̧enmedik rüyalara konuk olduk. Roboskî inadına, en çok da gülümsemek adına ve ortak yürümek şiarına; o kadar çok uğ̆raş̧mışız ki, bir sürü ‘istenmeyen çocuk’ olduk. “Her kürtaj bir Uludere’dir”e cevap veren kadınların lafından alıntıyla:“E o zaman devlet, Uludere’de istemediğ̆i çocuklarını mı öldürdü?” Sistem, belki de ilk defa bu süreçte, bu kadar sert bir şekilde, “sade” bireyleri, sadece tek bir lafları nedeniyle “istenmeyen” ilan edebiliyor. ''Bunun da ötesinde, sistem “artık” tek bir lafımız, tek bir duruşumuzla bile her bir bireyi istenmeyen gazeteci, istenmeyen yazar, istenmeyen avukat, istenmeyen siyasetçi ilan edebiliyor. Tek bir lafa, eleş̧tiriye, hayır’a, karş̧ı çıkış’a bile tahammül edemiyor.''

Antropologluktan gazeteciliğe...

1983 yılında Hopa'da doğan ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Antropoloji bölümünü bitiren Müge Tuzcuoğlu,  2002-07 yıllarında Evrensel gazetesinde gazetecilik yaptı. Daha sonra gazeteciliği bırakıp antropolog olarak Diyarbakır’da çocuklarla çalışan ve yoksullukla ilgili çalışmalar yürüten Tuzcuoğlu, Sarmaşık Derneği’nde yöneticilik yaptı. Diyarbakır’da çocuklarla yaptığı derinlemesine röportajları içeren “Ben Bir Taşım” adlı kitabı Evrensel Yayınları tarafından yayınlandı. 8 Mart 2012'de yapılan KCK operasyonunda Diyarbakır'da gözaltına alınan ve tutuklanan Tuzcuoğlu, 25 Eylül 2012 tarihinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye oldu.


KÜLTÜR SERVİSİ