Kürt rock’ın serüveni 40 yıl önce Koma Wetan ile başladı. Ülkeden uzakta bir araya gelen dört genç, o dönemde dünyaya hakim olan müzikleri kendi anadillerinde söylediler. 1973’te kurulan grup 18 yıllık müzikal yaşamına tek bir albüm sığdırdı. 1989 yayınlanan „Baê Paîzê“ adlı albümünün üzerinden yıllar geçse de bugün hala ilk günkü gibi canlı bir şekilde dinleniyor. Yarın, İstanbul Live’da grubun solisti Kerem Gerdenzeri ile beraber Rojhan Beken, Ferec, Artîn’in de katıldığı 40. yıl etkinliği düzenleniyor. Gerdenzeri ile Koma Wetan ve Kürt Rock’ı üzerine söyleştik.

Kürtçe rock ilk Koma Wetan’la başladı. Grup nasıl bir araya geldi?

Grubu 1973’te kurduk. Öncesinde de çalışmalar vardı, ama grup olmamıştık, Kürt ve dünya müziği ile ilgilenen arkadaşlar olarak başka bir coğrafyada olmak sanırım bizi bir araya getirdi. 1970’lerde Rusya’da da rock grupları vardı. Rus ve Gürcü grupları da dinliyorduk. Bu gruplarla arkadaşlığımız vardı. Biz de neden Kürtçe Rock yapmıyoruz diye düşündük. Dört kişiydik. Bateride Rafaêlê Şamilê Dasinî (Kürt), klavye Lêvon Grigori Şexbazyan (Ermeni), solo gitar Omerê Sebriyâ Recevî (Kürt), bas gitar, solist ve grubun yöneticisi bendim.

Yaşadığınız ülkenin dilinde de söyleyebilirdiniz. Neden Kürtçe’yi seçtiniz?

Repertuarda İngilizce, Gürcüce, Rusça söylüyorduk. Jimi Hendrix, Beatlas, Pink Floyd dinliyorduk. Mesela Beatles’ın şarkısını Kürtçe’ye çevirmek olmazdı. Şarkılar Kürtçe yeniden yapılmalı, yaratılmalıydı. Sözü, müziği Kürtçe olmalıydı. Folklor nedir? Herkesin kendi ulusal kıyafetlerini giymesidir. Bir İngiliz, kendi kıyafetlerini, Rus kendi ulusal kıyafetlerini giyer. Biz Kürtler de kendi giysilerimizi giymeliyiz diye düşündük. Elbisenin renginden kimin olduğunu anlayabiliyorsun. Melodileri iyi duyabildiğin zaman ezginin rengini tanıyorsun.

İlk albüm fikri nasıl ortaya çıktı?
Kafkaslarda yaşayan şairlerimiz Ordixane Celil, Mikaili Reşid, Ezîzê Îsko, Letîvê Huseyn, Karlênê Çaçanî gibi şairlerin tekstleri üzerine çalışıyorduk. Ben de müzik yapıyordum. Sonra arkadaşlarla toplanıp aranjesini yapıyorduk. Herkes fikrini sunuyordu. Bütün bunlar bir araya gelince albüm yapma fikri de kendiliğinden doğdu. 1978-79’da Gürcistan’da müzik festivali yapıldı. Bizi de çağırdılar. Festival Gürcü ve Sovyet ülkelerinde canlı yayınlandı. 1979’da albümün demosunu (fonogram) yaptık. Proje, Moskova’daki Sovyet Kompozitörleri Komisyonu’ndan geçtikten sonra plak 1989’da çıktı.

Albüm çıktıktan iki yıl sonra grup dağıldı...

Evet.1991’de Sovyetlerin dağılması ile ekonomik problemler yaşadık ve grubumuz dağıldı. Daha sonrasında Moskova’ya geçtim ve hala burada müzikal yaşantımı sürdürüyorum. Diğer grup üyeleri de hala Gürcistan ve Ermenistan’da yaşıyor. Bazen konuşuyoruz. Bazıları müziği bıraktı, bazıları da başka işlerde çalışıyor.

Sovyetler gruba destek veriyor muydu?

Evet veriyordu. Özellikle o dönemde enstrüman sıkıntısı çok fazlaydı. Gürcistan Kürtlerinden Kerem vardı, o ayarladı. İlk enstrümanlarımızı onlar verdi. Sovyetlerin Kürt kültürünün gelişmesine çok katkısı oldu.

Albümünüzün gelirini Halepçe katliamından zarar görenlere bağışladınız...

1988’de Halepçe katliamı olmuştu. Haberlerde izledim. Kampanya başlatmışlardı, banka hesap no’ları geçiyordu altyazıda. Biz de plağın gelirlerini, Halepçe mağdurlarına gönderdik. Kasetin üzerine de „Bu plaktan elde edilen gelir Halepçe’de zarar görenler için Londra’da açılan banka hesabına aktarılacaktır’ ibaresi yazıldı.

Katliamın geçmişteki adı Halepçe’ydi bugün ise Roboskî. Sanatçılar bu katliamları yeterince işleyebiliyor mu?

Geçmişten bugüne Kürt halkı hep katliamlarla maruz kalıyor. Dün Halepçe yaşandı bugün Roboskî. Sanatçıların bu katliamları bir şekilde insanlara ulaştırması gerekiyor. Ama yaşananlar o kadar trajik ki, bunu ifade edebilir misin bilemiyorum. Yazılanlar önemli, sözler ne kadar anlatabilecek. Bir şarkı yapmak istesem, oturup yapamam, onların acılarını nasıl yazabilirim ki...

O dönemde yakaladığınız konsept bugün hala çok canlı bir şekilde dinleniyor. Zaman eskiyor ama şarkılar yeniden mayalanıyor dinleyenlerin zihninde. Albümün sırrı nedir?
Nasıl anlatayım bilemiyorum. Grup üyelerinin dünya ve Kürt müziğini iyi tanımaları albümün müzikalitesini ortaya çıkarma anlamında çok etkili oldu.
Sadece rock’ı değil geleneksel müziği, blues, cazz dinliyorduk. Ayrıca dile de hakimdik. Wetan hem gelenekseli hem de modern müziği bir araya getirdi. Geleneksel Kürt şairlerin şiirlerini besteleyerek modern müzikle buluşturdu. Edebi bir eser ortaya çıkardık. İnsan büyüdükçe daha da gelişiyor. İlk başta müzik kaliteli olduğu için seviyorlar. İnsan yaşadıkça yeni duygu ve düşünceleri öğreniyor. Bu duygu ve düşünceler ışığında albümü dinledikçe albümde yeni anlamları keşfediyor. Her seferinde aldığı haz farklı oluyor.
 
Peki ülkeden uzakta olmak müziğinize nasıl yansıyor?
Tabii ülkeden uzak kalmak insanın üzerinde çok güçlü bir özlem duygusu bırakıyor. Şarkılarda da özlemle birlikte ülkeden uzak kalmanın yarattığı duygular yansımasını buluyor. 2007’de Amed’i gezdim. Dicle kıyısına gittik, orada oturdum, kavak ağacı altında. Küçüklüğümde annem kavak ağaçları hakkında hikayeler anlatırdı. Ben de annemin anlattığı kavak ağacı bu mudur dedim. Duygulandım, yüreğim kıpırdadı. On Gözlü Köprüyü gördüm. Altından akan suları... Çok duygulandım. Moskova’ya döndüğüm zaman Amed üzerine şarkı yazdım, „Rojbaş Amed“. Dolaşırken gördüklerimi yansıttım şarkıma.

Kürt Rock müziğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün çok fazla Kürtçe rock yapan kimse yok. Şimdi yüz-ikiyüz rock grubu olmalıydı. Ama bu konuda çok eksiklikler var. Koma Rewşen, Çar Newa, Siya Şeve, Rojan Beken, Mirady, Jan Axin, Fereç var. Ama sayıları çok az. Grupların artmaları lazım. Bana ‘gençsin’ diyorlar ama rock grupları çok olsaydı daha çok genç olacaktım. Tabii bunun yanında çok iyi müzik yapanlar da var. İçinde iyi şarkılar da var. Giderek daha iyisini yapacaklar inanıyorum. O zamanlar Koma Wetan, rock opera karışımı bir şeyler yapmak istiyorduk. Çalıştık ama yapamadık. Şimdi hala bu konu üzerine çalışıyorum.


Kerem T. Gerdenzerî kimdir?
Kerem T. Gerdenzerî 6 Mart 1952’de Gürcistan’ın Tiflis kentinde doğdu. 12 yaşında okulda gitar dersi almaya başladı. 1968’de müzik çalışmalarına devam etti. 1973’te Koma Wetan kuruldu. Grubun ilk albümü 1989’da yayınlandı. 1991’de grup dağıldıktan sonra Gerdenzerî  4 solo albüm çıkardı. Azadî (1998) Hewar (2001), Sitranên Kerem T. Gerdenzerî bi Orkestor (2001), Sitranên hilbijartî ji alboman Kerem T. Gerdenzerî (2002). Gerdenzeri Moskova’da yaşamını sürdürüyor.


ÖNDER ELALDI