Roj TV’nin kapatılmamasını “AKP devletinin diplomasisine vurulmuş bir şamar” olarak değerlendiren KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, kararla birlikte Danimarka hukukun leke almaktan kurtulduğuna dikkat çekti. Mahkemenin “Roj TV’yi PKK maddi destek sağlıyor” tespitine karşı çıkan KCK, televizyonun Avrupa’da yaşayan Kürtler tarafından desteklendiğini hatırlattı.

Roj Tv davasında Kopenhag Mahkemesi’nin nihai kararını açıklanması ve televizyonun lisans hakkını iptal etmemesinin yankıları sürerken, konuya ilişkin bir açıklama da KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı’ndan geldi. Wikileaks belgelerinde görüldüğü davanın kirli pazarlıklar sonucu yürütüldüğünü hatırlatan KCK, mahkemenin kararını “Ortayı bulmaya çalışarak bir biçimde çıkış yolunu bulmaya çalıştı” şeklinde yorumladı.

Türk devletinin bütün diplomasisini, ekonomisini ve siyasetini devreye koyarak aldırmak istediği sonucun çıkmadığı bu kararın AKP devletinin diplomasisine vurulmuş bir şamar olduğu belirtilen açıklamada „Türkiye’nin bölgede bir taşeron olarak kullanılması hatırına, ABD’nin baskısıyla AB’nin PKK’yi terör örgütleri listesine aldığını savunan KCK devamla “PKK’nin Roj TV’ye maddi destek sağladığı tespiti yanlıştır. Mahkemenin bu yöndeki tespit ve kararı doğru değildir” denildi.

Biz değil Kürtler destekliyor
Roj TV’nin maddi olarak Avrupa’da yaşayan Kürtler ve Kürdistanlı kurumlar tarafından desteklendiğine dikkat çeken KCK’nin bu konudaki tespitleri ise şöyle: “Hiçbir adil hukuk anlayışı halkımızın kendi sesi olan Roj TV gibi yayın organlarını ve değişik kurumlarını desteklemesini suç sayamaz. Desteği sağlayan PKK değil, Avrupa’da emeğiyle yaşayan, alın teri döken emekçi Kürt halkıdır. Kürt halkının haklı dil, kültür, var olma ile diğer ulusal hakları doğrultusunda yürüttüğü mücadelesi hukuki ve meşru bir mücadeledir; Kürt halkı bu mücadeleyi her alanda daha da geliştirerek yükseltecektir.”



Türkiye Gazeticiler zindanına dönüştü
Özellikle Kürt halkının sesini susturmaya dönük yapılan operasyonlarda onlarca Kürt gazetecisinin tutuklanmasını Kürdistan’da düşünce özgürlüğüne tahammül sınırlarının ne kadar dar olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden KCK 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin şu görüşleri dile getirdi:

“Tutuklu gazeteciler sıralamasında dünyada ikinci sırada bulunan ve bu anlamda bir gazeteci zindanına dönüşen Türkiye’de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü karşılamak tuhaf olduğu kadar aynı zamanda acı bir gerçeği ifade etmektedir. Bu temelde her şeye rağmen, düşünce özgürlüğünden ve gerçeğin sesi olmakta ısrar eden tüm gazetecilerin gerçek bir gazeteciler gününü yaratmak üzere daha fazla mücadele etmek zorunda oldukları açıktır.”



Kürt halkını ve demokrasi güçlerini, AKP’nin gençleri katledenlere açıkça teşekkür ederek ve ardından pişkince ödüllendirerek cesaretlendirmesi karşısında demokratik sesini yükseltmeye, katliamcı faşist uygulamalara karşı sessiz kalmamaya çağıran KCK son olarak “Daha örgütlü bir biçimde mücadeleyi yükselterek AKP’nin İmralı İşkence Sistemi’ne ve katliam politikalarına karşı toplumsal muhalefetini ve eylemliliğini yükseltmeye çağırıyoruz” görüşünü dile getirdi.

QANDİL  / ANF