Fransa ve Avusturyalı kadın gazeteciler Rojava’yı gezmişler ve izlenimlerini kendi kamuoylarına ve dünyaya aktarmışlardır. Rojava’daki kadın devrimini çok çarpıcı bir biçimde vermişlerdir. Öyle ki, Avrupa’daki kadın özgürlüğünün ne kadar yanılgılı olduğunu görmüşlerdir. Aslında bu gerçekliği dünyadaki tüm kadın örgütleri görüyorlar; ama oryantalist yaklaşımlarla gerçeği ifade etmiyorlar. Kürtler nasıl olur da kadın özgürlüğünde öncü olur, bunu sindiremiyorlar. Yoksa herkes bu gerçekliği ifade eder.
Türkiye'de herkes Kürt kadın gerçeğini ve bunun yarattığı gelişmeleri çok yakından görüyor; ama Türkiye'de var olan büyüklük kompleksi bu itirafı yapmalarını engelliyor. Türk devleti zaten Kürt’teki bu gelişme görülmesin diye özel savaşı ve psikolojik savaşı yürütüyor. Hala Kürdistan'da, Kürtlerde gericilik var algısı yaratacak haber ve değerlendirmeleri medyaya servis ediyor. Ama başarılı olamıyor. Çünkü kuzey Kürdistan'a giden her kadın ve her vicdanlı insan yaşanan büyük kadın devrimini ve bunun sonuçlarını görüyor. Gerçek demokratikleşmenin ve özgürlüğün Kürdistan'da geliştiğini ve yaşandığını görüyor. Kuşkusuz Rojava’ya gidenler devletin ve çeşitli güçlerin özel ve psikolojik savaş perdesi olmadığı için bu gerçekleri daha iyi görüyorlar. Özellikle kadınlar Rojava Devrimini hayranlıkla izliyorlar. Hem de Kürt Halk Önderi'nin paradigması ve kadın özgürlüğüne dayanan özgürlük çizgisi tam yerleştirilmediği halde!
Kuşkusuz kadın devrimi Ortadoğu için daha da önemlidir. Bu topraklar hem neolitik dönemdeki özgür kadın gerçeğine sahiptir, hem de kadın açısından köklü kırılmaların ilk yaşandığı coğrafyadır. Bugün bu kırılma din ve İslam adına daha da derinleştirmiştir. Halbuki Hz. Muhammed’in en büyük yardımcısı ve destekçisi Hz. Hatice’dir. Hz. Peygamber ve Hz. Hatice ilişkisi ve Hz. Hatice’nin İslamiyet’in gelişmesindeki yeri bilinirse bugünkü kadın gerçeğinin İslamiyet’in çıkmasındaki kadın gerçeğiyle ilişkisi olmadığı görülür. Kadın-erkek ilişkisinde modelin Hz Muhammed- Hz. Hatice ilişkisi olduğu görülür. Bu ilişkinin daha iyi anlaşılması ve irdelenmesi İslamiyet’e inanan kadın-erkek tüm insanlar için gereklidir.
Kürdistan'daki özgür kadın hareketi neolitikten bu yana Hatice kişiliği dahil tüm özgür ve demokratik karakterdeki kadın duruşunun sentezini ifade etmektedir. Rojava Devrimindeki kadın da bunun yaşamdaki somut ifadesi olmaktadır. Rojava Devrimi ve Kobanê direnişi özgür kadın gerçeğini tüm dünyaya tanıtarak Özgürlük Hareketi'ni daha fazla güçlendirmiştir. Direniş, Özgürlük Hareketi'ni bugün daha fazla güçlendirmektedir. Bu ideolojik ve teorik duruş karşısında hiçbir ideolojik ve siyasal gücün dayanması mümkün değildir.Bugün Kürt Özgürlük Hareketi ve Rojava Devrimi Kobanê saldırısından öncekinden daha güçlüdür. Kobanê direnişi gerçekleri ortaya çıkararak devrimi güçlendirmiş; düşmanlarını da zayıflatmıştır.
YPJ savaşçılarının savaş siperlerinde erkeklerle omuz omuza mücadele yürütmesi tüm dünya kadınlarının onurudur. Tüm özgürleşmek isteyen kadınların mücadelesidir. Kadın, neolitiğin anavatanı olan Ortadoğu'da yükselecek; kadının tarihine yakışır konuma gelecektir. Yürüttüğü mücadele ile Ortadoğu'daki kadının tarihsel gerçekliğinin ortaya çıkmasını engelleyen gericiliği yıkarak Ortadoğu'dan başlayarak sadece kadını değil, tüm insanlığı kurtaracaktır.
Modernist kadına karşı Önder Apo’nun öncülüğündeki Özgürlük Hareketi'nin kadın mücadelesi ve profili yükselecek, kapitalizmin çürüttüğü kadınla din adına kadının özgür ve demokratik kimliğinin açığa çıkmasını engelleyen iradesiz kadın geriletilip özgür ve demokratik yaşamın bayrağı özgür kadınla bu topraklara dikilecektir.
Rojava'da direnen kadın tüm kadınların ve insanlığın onurudur