Bazı şeyleri anlatmak ve yazmak için bazen kelimeler kifayetsiz kalır. Cümleler anlatamaz insanın meramını. 12 Eylül darbesinden sonra 5 Nolu Diyarbakır zindanında yaşanan vahşet ve direniş gibi. 5 Nolu’da yaşananları hiç bir şey yeterince dile getiremez. Dörtlerin ateşle dansını, bedenini ölüme yatıranların metanetini, insan çığlıklarını, işkence seanslarını ve insanlıktan çıkan işkenceci cellatların nasıl bir canavara dönüştüklerini anlatmak, yazmak çok zor. Görmek, yaşamakta da yetmez, hissetmek gerekir. 

5. yılına giren Rojava Devrimi de öyle. 21. Yüzyılın damgasını vuran, insanlık tarafından hayranlıkla izlenen bu devrim için ne söylersen söyle, ne yazacaksan yaz, bir yanı eksik kalır. Rojava Devrimi de bir duygudur, yazılmamış bir şiir, söylenmemiş türkü, çalınmamış bir senfoni, ‘kalem yazmaz’ bir sevdadır. 

Rojava Devrimi, yüz yılda bir görülen tatlı bir rüyanın gerçekleşmesi, suyun fidana, fidanın dala, dalın meyveye durması, yeni bir ruh, yeni bir yaşam, şair dediği gbi ‘sapına kadar namuslu’ yeni bir umuttur.

Rojava Devrimi, sadece, Kobanê, Efrîn, Qamişlo değil, rengiyle, kokusuyla ve ruhuyla Diyarbakır, Ağrı ve Dersim, Makû, Urmiye ve Mahabad, Kerkük, Süleymaniye ve Hewler’dir. Kürdün nefesi Kürdistan’dır.   

Rojava Devrimi, tarihe mal olmuş 20. yüzyıldaki Stalingrat Direnişi’nin 21. Yüzyılda Rojava’da tekrarlanması, hatta fazlasıdır. Ev ev, sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle bir direnme, Cizre, Sur ve Nusaybin’in direnişinin de mayasıdır.

Rojava Devrimi, Demirci Kawa’nın yaktığı özgürlük ateşini, zindanda Mazlum Doğan ve kahraman dörtlerden Ferhat, Necmi, Mahmud ve Eşref’in, harladığı bir alevdir. Yaşama doymamış genç bedenlerini bedenleri ölüme yatıranlar Kemal, Hayri, Akif ve Mahmut’un yazdıkları destanın bir benzeridir.  

Rojava Devrimi, düğüne gider gibi dağlara kurşun eritmeğe koşan ve namusun miheng taşında vuruşan Egitler’in, Bedranlar’ın, Erdalların, cesaret ve kahramanlığıdır.   

Rojava Devrimi, Dağkapı’da asılan Şeyh Said’in, Çar Çıra’da asılan Qadı Muhammed’in, Elazığ’da asılan Seyid Rıza’nın, karnı deşilen, namusunu korumak için kendini Munzur’a atan onurlu Kürt kadınının, Dersim’de mağaralarda fare zehiriyle katledilenlerin Kürdün intikamıdır.  

Rojava Devrimi, kötülükleri yeryüzünden silmek, insanlık üzerindeki kara bulutları dağıtmak için yıldızların bir araya toplandığı bir insanlık arenası, Amerikalı, Kanadalı, Almanyalı, Avusturyalı, İtalyalı, Koreli, İngiliz, Kürt, Türk, Arap, Çerkez ve başka halk çocuklarının birlikte tuttuğu bir halaydır. 

Genç delikanlı ile genç kızların, amca-dayı ile yeğenin baba ile oğulun, kardeş ile kardeşin beraber yürüdükleri bir yol arkadaşlığıdır. Hep beraber namluya mermi sürme, hep beraber, gezden gözden arpacıktan bakma, hep beraber tetik çekmedir. 

Rojava Devrimi, DAİŞ zalimine ve her türlü destekçilerine karşı bir gazap, Serikaniyê’de, Grê Spî’de, Hasekê’de, Minbic’te, Tabqa’da ve Rakka’da DAİŞ’in tepesine inen Zaloğlu Rüstem’in gürzü, Kürdün kabaran öfkesidir. 

Rojava Devrimi, Miştenur’da göğüs göğüse vuruşların, Kobanê’nin her karış toprağını kanlarıyla sulayan kahramanların yazdığı bir destandır.       

Lozan’da çizilen Kürdün yazgısını değiştiren, yeni bir dönemin başlangıcı, Lozan antlaşması denilen en paçavrayı tarihin çöplüğüne atmanın adıdır. 

Rojava Devrimi, Suriye’deki halkların ve inançların demokratik ve özgür geleceklerini öz güçleriyle kurdukları, herkesin özgür ve eşit olacağı, kimsenin kimseyi ezmeyeceği örnek bir projenin adıdır. Bu anlamda da „Rojava Devrimi bir Ortadoğu devrimidir.“ Rojava Devrimi, ortak bir emek, ortak bir yönetim ve ortak bir var olma atılım, Halkların önünde kurulan bentleri bir bir yıkan bir nehirdir. 

Rojava Devrimi, kadın rölünün öne çıktığı, kadının toplumsal yaşama bir renk kattığı, topluma bir dinamizm kazandırdığı, Arîn Mîrkan’ın kahramanlığıyla zirveye çıkan bir kadın devrimidir. Kadın gerillaların Besê, Zekiye Alkan, Zeynep Kınacı, Rahşan Demirel, Sema Yüce, Gülnaz Karataş’tan devraldıkları bayrağı daha yükseklere çıkarmağa çalıştıkaları tabur tabur, alay alay ön saflarda yer aldıkları, annelerin mevzilere ekmek ve silah taşıdıkları; zılgıtlarla çocuklarını savaşa gönderdikleri cenazelerinde de zılgıt çektikleri Jin Jiyan Azadî’dir.

Rojava Devrimi, hendeklere, ambargolara rağmen onurlu duruşundan taviz vermeyen, ‘kardeş’ adı altında devrimi tasfiye çalışan hesaplarını bozan, bebekleri sütsüz, yaralıları ilaçsız, halkı azıksız bırakarak teslim almak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakan, bir devrimdir. Sahte kardeşliğin ipliğini pazara çıkaran bir gerçekliğin ifadesi, sözüm ona diploması adına Avrupa sokakların ‘Yaşasın Erdoğan, Kahrolsun PYD’ diyen bağıran, hain Kürtler’in suratına patlayan bir şamardır.

Rojava Devrimi, bir parça insanlık bir yurtseverlik duygusunu taşıyan her parçadaki Kürdün, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar koruması ve yaşatılması gereken özgür bir gelecektir.