
Halen devam eden savaşın doğal olarak Rojava ekonomisi üzerinde büyük bir etkisi var. Savaşın sürmesi nedeniyle yeni yatırımlar ve iş alanları ertelenmek zorunda kalıyor. Bütçenin yüzde 70’e yakını cephede devam eden savaşa harcanıyor. Rojava’daki ordunun silah, cephane, lojistik ve giysi ihtiyacını karşılamanın bedeli aylık 10 milyon doların üzerinde. Savaşın yoğunlaştığı dönemlerde bu rakam daha da yükselebiliyor. Bu nedenle ordunun ihtiyacını karşılayacak kaynakların sağlanması için de girişimler var.
Geliri olmayan şehit ailelerine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Bazı ailelere geçimlerini sağlayabilmeleri için araziler devredilirken, kooperatifler içinde de yer almaları sağlanıyor. 2016 yılında şehit ailelerine ve yoksul ailelere yönelik yeni kooperatifler de kuruldu. Bunun süreklileştirilmesi ve geliştirilmesi için ticaret alanlarına yönelik atölye ve dükkan açılması gibi çalışmalar var. Geliri olmayan şehit ailelerine fon verilerek ya da temel ihtiyaçları karşılanarak da destek sunuluyor.
Bütçenin diğer bölümü kamu hizmetleri ve Rojava’nın kendini finanse etmesine yönelik çalışmalara harcanıyor. Henüz kendi kendine yeten bir ekonomik yapılanma oluşturulamadığı için savaşla birlikte ambargonun etkileri de yoğun. Ambargo döneminde sebzeden giyime tüm fiyatlarda büyük artış yaşanıyor. Yine ambargo nedeniyle Rojava’nın en büyük gelir kaynağı olan petrol ve buğdayın dahi satılamaması, ekonomiyi oldukça zorluyor. Yaşanan zorluklara ve yoksulluk sınırına rağmen halk, bu dönemin atlatılacağının inancıyla metanetle karşılıyor.
PETROL REZERVİNİN YÜZDE 10’U
Rojava’nın en büyük sorunlarından biri de enerji sorunu. Devrimin ilk yıllarında karşılaşılan sorunlar aşılmış olsa da tamamen giderilmiş değil. En büyük petrol rezervleri Rojava’da olmasına rağmen petrol rafinerileri bu bölgede kurulmamış; petrol burada işletilmemiş. Rejim döneminde günlük 400 varil kapasiteye sahip bu kuyulardan çıkarılan petrol, Humus’a taşınmış. Rejim döneminde Rojava’da açılan -kesin rakam olmamakla birlikte- bin 500 civarındaki petrol kuyusunun ancak yüzde 10’u işletiliyor. Ancak belli bir düzeyde rafine edilen petrolle yakıt ihtiyacı gideriliyor. Çıkarılan petrol sadece Cizîrê ve Kobanê kantonlarının ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılıp ambargo nedeniyle dışarıya hiçbir satış yapılamıyor. Rafine edilen petrol tankerlerle her kentteki belediyelere gönderilerek, görevlilerin denetiminde komünlere ve benzin istasyonlarına dağıtılıyor.
Rojava’da petrol ürünlerinin fiyatı ise sudan ucuz. Bir litre su 75 Suriye lirasıyken, bir litre mazot 35, benzin ise 65 Suriye lirası. (Bin litre mazotun fiyatı yaklaşık 70 dolar.)
Rojava’dan çıkarılan petrol Efrîn Kantonu’na ulaştırılamadığı için burada fiyatlar daha yüksek. Efrîn’de mazotun litresi 500 liradan satılıyor. Aynı şekilde rejimin hakim olduğu Şam gibi kentlerde de mazot fiyatı 500 Suriye lirasını buluyor.
Petrol ürünlerinin kullanıldığı alanlardan biri de tüpgaz. Daha önce 4 bin lira olan bir tüpgaz, bugün 2 bin liraya satılıyor. Dêrik’te tam kapasiteyle çalışan tüp dolum tesisleri, tüm ihtiyacı karşılıyor. Fabrikalarda günlük 9 binin üzerinde tüp dolduruluyor.
ELEKTRİK SORUNU ÇÖZÜLÜYOR
Ekonomi ve kalkınmanın temel ayaklarından biri olan elektrik sorunu da çözülmeye çalışılıyor. Çetelerin işgalinden kurtarılan Kobanê Kantonu’ndaki Tişrîn Barajı’ndan elde edilen elektriğin yerleşim yerlerine ulaştırılması halinde elektrik sorunu yüzde 60 oranında çözümlenmiş olacak. Kobanê Kantonu ve Cizîrê Kantonu’nun birçok kentine elektrik ulaştırıldı. Qamişlo, Serêkaniyê ve Hesekê dışındaki diğer yerleşim yerlerinde elektrik sorunu büyük oranda çözülmüş durumda. 24 saat verilememesi nedeniyle jeneratörler de kullanılıyor. Jeneratörler kullanılarak elde edilen elektrik, genel ihtiyacın yüzde 10 gibi bir bölümünü karşılıyor. Bazı kentlere büyük jeneratörlerle bu sorun giderilmeye çalışılıyor. Rojava ekonomisinin kendisini finanse edebilecek düzeye ulaşması halinde elektrik üretimi için santral kurulması düşünülüyor.
SANAYİDE ATILIM HAZIRLIÐI
Sanayi, Rojava’nın en yoksun bırakıldığı alanlardan. Rejim döneminde ağırlıklı olarak Şam, Humus, Latkiye ve Hesekê kentleri sanayi bölgesi olarak geliştirilmiş. Bu nedenle Hesekê dışındaki Kürt kentlerinde kayda değer bir yatırım yok. İş alanları atölye ve küçük işletmelerle sınırlı bırakılmış. Sanayileşme engellendiği için Rojava, dışa bağımlı hale getirilmiş. Devrimin inşa sürecinde sanayileşmenin gelişmesi için de yoğun bir çalışma var. Fakat elektrik sorununun henüz giderilmemiş olması, sanayi ve inşaat sektörünün gelişimini önlüyor.
Şu an için koşullar büyük iş alanlarının açılmasına elvermediğinden öncelikle daha önce üretimde olan fabrikalar onarılarak kullanıma hazır hale getirilmeye çalışılıyor.
Sanayi malzemelerinin üretimi henüz yapılamıyor olsa da onarımı için çok sayıda atölye bulunuyor. Qamişlo’daki sanayi fabrikası bu alanda en büyük kapasiteye sahip. Tarım aletlerinin tümü dışarıdan getirliyor. Malzemelerin büyük bir kısmı Irak, Şam ve ambargo olmadığı takdirde Türkiye’den karşılanıyor.
Hesekê’de ise tüm sanayi kollarının çalışacağı organize sanayi sitesinin hazırlıkları yapılıyor. Sanayi sitesi, 180 dönümlük arazide kurulacak. İki yıl içinde tamamlanması planlanan sitenin açılması ile birlikte sanayinin tüm dallarına ait 3 bin iş yeri olacak. Sitenin kooperatif örgütlenmesiyle kurulacağını belirten Hesekê Ekonomi Geliştirme Merkezi üyesi Abdulvahap Pirani, elektrik sorununa kısa sürede çözüm bulacaklarını, Rojava’yı tarımın yanı sıra sanayinin merkezi haline getireceklerini söylüyor. Şavaş koşullarına rağmen ekonomi ve inşa çalışmalarını hızlandırdıklarını belirten Pirani, sitenin kuruluş çalışmalarını belediye ve Hesekê Sanayi Odası’yla birlikte yürüttüklerini ifade ediyor.
FABRİKA SAYISINDA ARTIŞ VAR
Gıda sanayiinde açılan fabrika sayısı da giderek artıyor. Qamişlo’da daha önce dünyaca ünlü konservelerin üretildiği fabrika, Rojava Ekonomi Komitesi’nin sağladığı kredi desteğiyle işler hale getirildi. Fakat ambargo nedeniyle Rojava dışına satış yapılamıyor. Bunun dışında Kobanê’deki konserve fabrikası şu an üretimde.
Dêrik’te günlük 20 ton kapasiteli mercimek fabrikasıyla birlikte mısır ve cips üretimi için açılan bir fabrika da var.
Kobanê ve Efrîn arasındaki yolun kapalı olması nedeniyle zeytin diyarı Efrîn’de üretilen ürünler diğer kantonlara ulaştırılamıyor. Savaş döneminden sonra Kobanê’de zeytin daha az üretilse de buradaki zeytin fabrikası iki kantonun ihtiyacını kısmen gideriyor. Dirbêsiyê yakınında açılan yağ fabrikasında ise günlük 50 ton yağ üretiliyor.
Bununla birlikte Rojava genelinde 20’nin üzerinde un fabrikası var. Fabrikalarda Kobanê ve Cizîrê kantonlarının günlük 550 tonu bulan un ihtiyacı fazlasıyla karşılanıyor.
Ayrıca bazı kentlerde kooperatif tarzında fırın ve pastaneler açılıyor. Bunlar arasında kadınların işlettikleri de var.
İNŞAAT YENİDEN CANLANDI
Savaşın şiddetlendiği dönemde durma noktasına gelen inşaat sektörü, Rojava’daki kazanımlar ve devrimin inşasıyla birlikte yeniden canlandı. Buna bağlı olarak inşaat malzemelerinin hammaddesi ve malzeme satışını yapan özel sektöre ait iş yerleri ve tuğla fabrikalarının sayısında da artış var. Dirbêsiyê’de kooperatif tarzında kurulan inşaat atölyesinde öncelikle kurumların temel ihtiyaçları gideriliyor. Çimento, ambargo olmadığı dönemde Güney Kürdistan’dan getirilse de şu an Kobanê’den karşılanıyor. Kobanê’de bulunan çok sayıdaki çimento fabrikası kantonların ihtiyacını karşılamaya yetiyor. Demir üretimine ise henüz geçilmiş değil. Demir ihtiyacı daha çok hurda demirin işletilmesiyle karşılanıyor.
Bununla birlikte her şehirde tuğla üretiminin yapıldığı çok sayıda fabrika var. Fabrika üretimleri günlük 5 bin ile 10 bin tuğla arasında değişiyor. Hesekê’deki briket fabrikası da 20 bin adete çıkarma kapasitesine sahip. Özel sektöre ait bu fabrikanın üretimini sürdürebilmesi için Ekonomi Komitesi yakıt yardımında bulunuyor. Dêrik’te kurulan inşaat kooperatifinin de gelecek yıl içinde üretime geçmesi bekleniyor.
ULAŞIM SORUNU GİDERİLECEK
Rojava yönetimi, ulaşım sorununu gidermeye çalışıyor. Rejim döneminde ulaşım hizmeti sunulmadığı için uzun vadeli yol çalışması gerekiyor. Toplu taşıma araçlarının kullanılamadığı Rojava’da otomobil ve diğer araçların tümü dışardan alınıyor. Toplu taşıma araçlarına geçilmesi için girişimler olsa da Güney Kürdistan’ın uyguladığı ambargo nedeniyle bu araçların geçişine izin verilmemiş. Şu an daha çok belediyelerin denetiminde özel sektöre ait minübüslerle şehirler arası yolculuk yapılıyor. Mazot fiyatının düşük olması nedeniyle yol ücreti de oldukça düşük. Örneğin Dêrik ile Qamişlo arasındaki 100 kilometrelik yol için sadece 300 Suriye lirası (yaklaşık 60 cent) ödeniyor. Rojava coğrafyasının dağlık olmaması nedeniyle yol çalışmasının daha kısa sürede ilerleyeceğini belirten Ekonomi Komitesi, koşullar elverdeği takdirde gelecek yıllarda tramvay hattı kurmayı planladıklarını belirtiyor. Rojava kentleri arasında savaş döneminden önce kullanılan Kuzey Kürdistan sınırındaki demir yolu hattı ulaşım için hazır olsa da Türk devletinin saldırıları ve güvenlik nedeniyle şu an kullanılması uygun görülmüyor.
Bununla birlikte yol onarım çalışmaları da sürüyor. Rojava’da 2015 yılında Cizîrê Kantonu’nda 40 kilometre yol yapılmış. Derik, Qamişlo ve Hesekê’de asfalt için gerekli malzemeyi işleten fabrikalar çalışır durumda. Yol yapımımın bu yıl daha hızlı ilerlediği belirtiliyor.
ENFLASYON ORANI YÜKSELDİ
Rojava’da sıkıntı yaşanan çalışmalardan biri de piyasada hakimiyetin sağlanamaması. Alışverişte Suriye lirası kullanılıyor; dış alım satımın tümü dolar üzerinden gerçekleşiyor. Bir doların karşılığı yaklaşık 500 Suriye lirası (15 Nisan itibariyle) Suriye lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle piyasadaki fiyatlar sürekli yükseliyor. Enflasyon üst düzeyde. Bu durum savaş nedeniyle oldukça yoksullaşan halkın yaşamını olumsuz etkiliyor.
Para biriminin oluşturulması uzun süreyi alacak bir çalışma olarak görülse de bunun girişimleri var. Bankacılık sistemi de henüz oluşturulmuş değil. Rejimden kalan sistem işliyor. Fakat Rojava’da ziraat alanında bir banka ve ticaret alanının açılması planlanıyor.
ÇALIŞMA KOŞULLARI
Yoksulluğu üst düzeyde yaşayan halka yönelik fon ve yardımlardan ziyade, üretime çeken bir ekonomik sistem uygulanmak isteniyor. Kendi iş alanlarını kurarak kooperatiflerle üretime dahil olacak bir toplum hedefleniyor. Bu çerçevede tüm kesimler üretime dahil edilmek istense de ağırlıklı olarak gençler ve kadınlar çalışıyor. Ekonomisi daha çok tarıma dayalı olduğu için buğday ekiminin yapıldığı birkaç ay dışında ciddi bir işsizlik yaşanıyor. Üretimde çeşitliliğin sağlanıp farklı iş alanlarının açılmasıyla işsizlik giderilmeye çalışılıyor. Rojava’daki işsizlik oranı ve istihdam edilenlerin sayısı için kesin veriler yok. İşsizlik oranı savaş döneminde yükselse de devrim sürecinde yüz binlerce kişiye iş imkanı sağlandığı belirtiliyor.
Bazı bölgelerde öğretmen ve memur maaşları halen rejim tarafından ödeniyor. Rejimin memurlara ödediği maaş 35-40 bin Suriye lirası arasında değişiyor. Daha önce 250 dolara denk gelen ücretler şimdi yaklaşık 80 dolar düzeyinde.
Rojava bölgesinde çalışan işçi ve memurların maaşı da 30 ile 40 bin lira (60 ile 80 dolar) arasında değişiyor.
Çalışma koşullarının düzeltilmesi üzerinde de duruluyor. Çalışanların haklarını savunmak ve çalışma standartlarını oluşturmak için iş yasası hazırlanıyor. İş hukukunun sağlanması ve iş yasasının hazırlanması amacıyla Rojava yönetimi, TEV-DEM, hukukçular ve Ekonomi Komitesi ortak bir çalışma yürütüyor. Rojava Sanayi ve Ticaret Odası’nın (Odeya Bazirganî û Tîcarî ya Rojava) kuruluşuyla da bu alanda önemli bir adım atıldı. Rojava Sanayi ve Ticaret Odası’nın şu an itibariyle 9 kentte şubeleri oluşturuldu ama Rojava’nın tümüne taşınacak. Bununla birlikte sendikalaşmanın sağlanmasına yönelik girişimler de var.
ROJAVA İLETİŞİM AÐINI KURUYOR
Rojava Devrimi’nde yeniden kurulan alanlardan birini de basın-yayın oluşturuyor. Devrimle birlikte bu alanda atılım yapılarak, yazılı ve görsel alanda basın kurumları oluşturuldu. Basın çalışmalarının en önemli ayağı ise Rojava’nın her alanından oluşturduğu iki yüze yakın muhabir ağıyla Hawar Haber Ajansı (ANHA). Bunun dışında 24 saat yayın yapan Ronahi TV ve haftada iki gün Arapça, bir gün Kürtçe olarak yayın yapan Ronahi gazetesi de var. En yaygın iletişim araçlarının başında ise radyo geliyor. Devrim sürecinde açılan 10’un üzerinde radyo yayın yapıyor. Basın ve iletişim kurumlarında çalışanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Özellikle radyo çalışanlarının yüzde 80’ine yakını kadınlar.
Matbaa konusunda ise henüz sıkıntı aşılmış değil. Efrîn ve Cizîrê kantonlarında bir maatbaa olsa da ihtiyacı karşılayamıyor. Bu nedenle okullardaki defter ve kitap ihtiyacı da yeterince yerine getirilemiyor. Dêrik, Rimelan, Qamişlo kentleri ile Efrîn ve Kobanê kantonlarında bu yıl içinde yeni matbaaların açılması için çalışmalar var. Fakat matbaada kullanılan kağıt Rojava dışından getiriliyor.
Rojava’da telefon ve internet ise şu an Suriye ve Türkiye telefon hattı üzeriden sağlanıyor. Kobanê Kantonu’nda Türkiye telefon hattı, Cizîrê Kantonu’nda ise her iki hat kullanılıyor. Telefon görüşmeleri sağlansa da iletişimin güçlü olmaması, sık sık bağlantının kopması ciddi sorunlar yaratıyor. Bu nedenle Rojava’da genelde çift kartlı telefonlar kullanılıyor. Rojava’ya ait iletişim ağının sağlanması için girişimler var. İnternet ve telefon sistemi için anlaşma yapılan şirketin kısa sürede çalışmalara başlaması, Rojava’ya ait internet ve telefon ağının bu yıl içinde hizmete geçmesi bekleniyor.
TEKSTİL SANAYİİ GELİŞİYOR
Tekstil alanında önemli adımlar var. Tekstil sanayiinin merkezi olarak Efrîn öne çıkıyor. Savaş döneminde Halep ve diğer kentlerde olan atölyelerin büyük çoğunluğunun sonrasında Efrîn’e taşınması nedeniyle kanton, bir tekstil merkezi haline geldi. Şu an 400’ün üzerinde tekstil atölyesinin bulunduğu Efrîn Kantonu’nda üretilen ürünler, tüm Suriye kentlerine gönderiliyor. “Rojava Kurdistanı Giyim Yatırımcıları Birliği Komünü” adı altında örgütlenen bu alanda istihdam edilenlerin sayısı 17 bine yakın. Bunun yanında Efrîn’de kumaş fabrikası da bulunuyor. Efrîn ve Kobanê arasındaki bölgeyi çetelerin işgal etmesi nedeniyle şimdilik buradaki ürünler diğer kantonlara ulaştırılamıyor.
Diğer kantonlarda ise kumaş ve tekstil ihtiyacı ambargonun olmadığı süreçlerde Güney Kürdistan ve Türkiye’den getiriliyor. Rojava’nın pamuk ihtiyacı daha çok Serêkaniyê ve Dirbêsiyê’den karşılanıyor.
Bu yoğunlukta olmasa da Rojava’nın birçok kentinde yüzlerce terzi atölyesi var. Bunlar içinde Kobanê, Amûde ve Serêkaniyê’de olduğu gibi kooperatif tarzında kadınların işlettiği atölyelerin yanı sıra özel sektöre ait atölyeler de var.
Tekstil merkezlerinden biri de Hesekê. Rojava’nın tüm ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip iplik fabrikası kullanıma hazır olsa da mühendis ve uzman iş ekibi bulunamadığı için şu ana kadar üretime geçmemiş. Daha önce üç vardiya olarak çalıştırılan fabrikada günlük olarak 6 ton pamuk işlenerek 900 işçi istihdam edilmiş. Uzun aradan sonra iplik fabrikası, 1 Mayıs’ta üretime açılacak. Elektrik ve uzman ekibin yeterli olmaması nedeniyle başlangıçta tek vardiya olarak 8 saat üretim yapılacak. Fabrikada 270 işçi çalışabilecek. Bir günde bir buçuk ton pamuk işlenecek fabrikada, 1,2 ton iplik de üretilecek. Üretilen iplik, tekstil alanında kullanılacak. Artık olarak kalan 300 kilogram ise medikal pamuk ve dekorasyon malzemesi olarak değerlendirilecek.
Yine Hesekê’de bulunan çırçır fabrikasının bu yıl içinde çalıştırılması bekleniyor. Fabrikanın üç vardiya çalışması halinde günlük işlenmeye hazır 75 ton çıkarılabilecek.
Dengir Güneş