
78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, açılış konuşması yaptıktan sonra Rojava’dan gelen heyet üyeleri konuştu. Rojava Halk Meclisi Eşbaşkanı Abdulsalam Ahmad, Suriye ve Batı Kürdistan tarihini özetleyerek, son çatışma döneminde neden üçüncü bir yol çizdiklerini anlattı. Suriye’deki çatışmaların mezhepsel çatışmalara ve egemenlik savaşlarına dönüşmeye başladığını belirten Ahmad, Rojava’yı bu egemenlik savaşından uzak tuttuklarını ve kitlesel halk eylemlilikleri ile halkın devlet kurumlarına el koyduğunu söyledi.
Çağdaş bir yönetim
Efrîn, Cizîrê ve Kobanê‘deki kanton ilanları sürecini aktaran eden Ahmad, Cizîrê‘de rejim güçlerinin hala mevcut olduğunu ancak Rojava’nın tamamının kendi kontrollerinin altında olduğunu söyledi. YPG’nin ÖSO’ya karşı durduğunu; daha sonra El Nusra ve şimdi de IŞİD’in bölgelerine saldırmaya çalıştığını dile getiren Ahmad, “Büyük bir direnişle YPG bu saldırıları kırdı. Bizim bölgelerimizde şimdi de facto bir hükümet kurulmuş durumda. Yasal kurumlarımız ve yasalarımız var. Halkların ihtiyaçlarını giderecek tüm kurumlar kurulmuş durumda. Bütün halkların ve inançların temsilini bulduğu çağdaş bir yönetim” şeklinde konuştu.
4 ay sonra seçimlere gideceklerini belirten Ahmad, seçimler için evrensel normları belirlediklerinip Arap, Kürt, Süryani, Türkmenler için kotalar koyduklarını söyledi.
Tüm halkların direnişidir
Rojava’daki direnişin tüm halkların direnişi olduğunu da vurgulayan Ahmad, Rojava’da olası bir kırılmanın yaşaması durumunda bunun tüm Ortadoğu’yu etkileyeceğini ifade etti. Ahmad, “Rojava’daki yönetim yeni bir tecrübe. Herkes bunu görmeli, barış içinde yaşamak ve yönetim modelimizin tüm Suriye’ye yaymak istiyoruz” dedi.
Muhalefet ile görüşmeler
Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhhamedê Musê, Suriye muhalefetinin yetersizliğinden dolayı oluşturdukları projeyi anlattı: “Diktatörlük rejimini yıkmak, Rojava’da demokratik sistem oluşturmak, Halkların ve hakların tanınmasını sağlayarak Suriye muhalefetini oluşturan bir kongre yapılandırmak”
Arap muhalefeti ile görüşmeler yaptıklarını; İstanbul’da da Suriye muhaliflerine bağlı gruplarla görüştüklerini aktaran Musê, Suriye Ulusal Konseyi’nde siyasi heyet içerisinde yer alan grupların olumlu karşıladığını, bunun için çalışmalara devam edeceklerini söyledi.
Demokratik Özerklik modeli
PYD MYK Üyesi Beşîra Derwîş de PYD’nin amaçları hakkında bilgiler verdi. Derwîş, “Biz Demokratik Özerkliğin halkların sorunlarına çare getirecek en yeni model olduğunu düşünüyorduk. Biz bu projeyi ilk önce PYD’nin adına sunduk ama gördük ki Rojava’da herkes bunu istiyor” dedi.
TEV-DEM Diplomasi Komitesi Sözcüsü Çinar Salih da Rojava’nın halkların birlikte barışçıl bir şekilde yaşam yeri olduğunu ve ulus devlet mantığının bugüne kadar bölgedeki birçok halkın birbirine karşı ön yargısı oluşturduğunu kaydederek, “Bunun için bizim için en önemli prensip bu ön yargıları ortadan kaldırmaktır. Bizim için insanların yaşamları ve hakları kutsaldır. Burada yaşayan insanlar özgürce yaşıyorsa bu bizim için kutsaldır” diye konuştu.
‘Türkiye ile diyaloga açığız’
Konuşmaların ardından kahvaltıya gelen davetliler, heyet üyelerine sorular yöneltti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “Kürt halkının kendi yönetimini tanırız” sorusu üzerine Ahmad, olumlu gördüğünü söyleyerek, “AKP Hükümeti, kendi içindeki Kürtlerle barışırsa diğer parçadaki Kürtlerle de barışacaktır. Türkiye’nin özerk bölgeleri de desteklemesi lazım” dedi.
“PYD ve AKP Hükümeti arasında süre giden bir ilişki var mı?” sorusu üzerine Ahmad, şu an öyle bir diyalogun olmadığını, ancak Türkiye ile diyaloga açık olduklarını söyleyerek, “Türkiye ile Rojava arasındaki kapıların açılması ve resmi bir diyalogun kurulması lazım” diye cevap verdi.