İlk göze çarpan coğrafyanın büyük oranda tarım alanlarıyla kaplı olmasıdır. Herhangi bir yerde durun ve bakın, mutlaka çevreniz büyük tarlalarla çevrilidir. Tarım alanları bütün coğrafyanın yüzde 80'ine tekabül ediyor. Onyıllar önce Baas rejimi, Cezire bölgesini devletin tarım deposuna çevirmeye başladı. Tarım alanlarında sadece buğday ve arpa biçilip ekilmekte ve başka ürünlere izin verilmemektedir. Uygun olmasına rağmen sebze bile üretilmedi. Bunun için bir sulama sistemi de geliştirilmeye başlandı. Sulama Kuzey Kürdistan'daki pamuk ve mısır ürünleri için olduğu kadar yoğun yapılmamakta ve özellikle yağışın az olma durumunda devreye girmektedir. En iyi verimi almak için tarım alanları arasında hiç bir ağaca da izin verilmemiş. Diyarbakır ovasına benzerlik burda da var. Bu da hayvan ve bitki örtüsünü ciddi oranda düşürmüş. Kuşların dışında başka büyük hayvan yoktur.
İkinci özellik coğrafyanın neredeyse tamamen düz olmasıdır. Üç yerde sadece küçük dağ ve tepeler bulunmaktadır. Cezire'nin kuzeydoğusunda Derik kentine yakın 693 metre yüksekliğinde bir tepe var, ancak burada da tarımın yapılması önünde engel değil. Bu yükseklik alanda iki tane sulama amaçlı orta büyüklükte baraj vardır (her biri 20-30 metre yüksek). Cezire'nin güneydoğusunda Şengal Dağı'nın batı yamaçları bulunmaktadır. 10 Km kadar Rojava bölgesine giren dağlar Güney Kürdistan'da 1400 metreye kadar yükselmektedir. Rojava'daki yükseklik sınırda 500 metreyi ancak bulmaktadır. Cezire bölgesinin güneybatısında batıdan doğuya bir dağ silselesi daha var. Yaklaşık 600 metreye ulaşan bu dağlar tahminen 100 Km uzun ve 50 Km'den fazla genişdir.
Ve hiç bir yerde orman yoktur! 100 yıl öncesine kadar Derik bölgesi ve dağlarda biraz orman varmış, ama onlar da halk tarafından ısınma amaçlı kesilmiş. Kürdistan'ın birçok yerinde orman bir defa yok oldu mu, iklimsel ve topraksal nedenlerden dolayı bir daha kendiliğinden yetişmediğini de hatırlatalım. Cezire'de yaşayan halk, ormanı ancak ya televizyon ve fotoğraflardan ya da Êfrîn ile Akdeniz sahillerinden tanıyor. Köylerin çoğunda bile pek ağaç yoktur. Bu da olayın biraz da kültürel sorun olduğunu gösteriyor.
Cezire'nin yağış miktarı fazla değil, ama sade kuru tarım için yetecek düzeydedir. Yıllık yağış 300 ile 400 milimetre arasında ortalama olarak değişiyor ve Nisebîn ile Urfa'nın güney kesimleriyle benzerdir.
Yağışın az ve sıcak karasal iklimin mevcut olmasından dolayı akarsuların çoğunun yaz aylarında kurumasına neden oluyor. Üstüne sulama amaçlı akarsuların kullanması da eklenince orta büyüklükteki arasuları bile yazın kurutabiliyor. En büyük akarsu Cezire'nin kuzeydoğusunda 40 Km boyunca sınır olan Cizre nehiridir. Bu nehirin beslenmesi ancak Kuzey Kürdistan'ın dağlarında gerçekleşiyor. Cezire'nin içinden akan diğer önemli suların hepsi Kuzey'den geliyor. Bunların arasında iki tanesi biraz büyüktür, bunların biri Qamişlo diğeri de Serêkaniyê'de Rojava topraklarına giriyor ve güneye doğru akıyor. Gelen akarsuların hepsi, yukarıda bahsi geçen güneydoğu ve güneybatıdaki dağlardan dolayı (yükseklik yaratıyorlar) Haseke kentine doğru akıyor ve orda birleşiyor. Aralarında kışın ve ilkbaharın yatağında su taşıyan çok sayıda dere bulunmaktadır. Haseke'de zaman zaman büyük akarsuya dönüşen nehir güneye doğru akıyor ve Deir-ez-Zor'a yakın bir yerde Fırat nehriyle birleşiyor.