Rojava, Önder Apo ile direniyor

Merwan ZERDEŞT yazdı —

  • Özgürlüğü için direnme ilkesini geliştiren, yurtseverlik ölçülerini yaratan Önder Apo olmazsa bu karanlık vahşet karşısında kim aydınlık umudunu taşıyarak direnebilir?

MERWAN ZERDEŞT

Hepimizin gözü ve kulağı Rojava’da. Küçük bir toprak parçası üzerinde kopan bu büyük fırtına, yaşanan bu büyük kıyamet… Gözümüz ve kulağımız Rojava’da diyoruz ama yanan ve hisseden bir kalp (fuad) olmadan Rojava’dan yükselen sesleri (acının acısı, öfkenin öfkesi, umudun umudu, dünyayı kül etme ve dünyayı yeniden yaratma istemi) anlamak mümkün değil. 

Fuad, kalbin bir acıyla, aşkla veya heyecanla yanıp tutuşması. Fuad, kalbin içindeki görme-anlama noktası, yani göz hakikati görecek akıl doğruyu kavrayacak ve tasdik edecek. Fuad, insanın en derin hislerinin ve hüzünlerinin barındığı gönül katmanı. Rojava, kalbimizin yanmış hali ve de anlama noktası. Rojava, en hüzünlü ve en coşkulu halimiz. Turuncusu, kırmızısı bir yana Kezî Devrimi’nin yurdu. Rojava için üzülürken, Rojava için tutuşurken, Rojava için savaşırken, kalp Fuad olmalı.

Uluslararası Komplo'nun güncellenmesi

Önder Apo’nun Rojava’ya dönük soykırım saldırılarını, 15 Şubat Uluslararası Komplosu’nun güncellenmiş, tekrarlanan hali olarak değerlendirdiği, uluslararası komploda yer alan güçlerin Rojava’ya dönük soykırım saldırılarını örgütlediğini vurguladığı basına yansıdı. O zaman, kopan tüm bu kıyametin nedenini ve hedeflerini değerlendirmeden ne saldırıları anlamak ne de soykırım saldırılarını kırıp kurtuluşu sağlamak mümkündür. Zaten Rojava yönetimi de Rojava’ya dönük saldırıların nasıl büyük bir oyun ve komplo sonucu başlatıldığını son günlerde değerlendirmeye başladı ve daha da değerlendirmek gerekiyor.

Uluslararası Komplo, 9 Ekim 1998’de Önder Apo’nun Şam’dan çıkartılmasıyla başladı. Önder Apo bu komplonun III. Dünya Savaşı’nın yaygınlaştırılması hedefiyle gerçekleştirildiğini, temel amaçlardan birinin yüzyıla yayılacak bir Kürt-Türk savaşı başlatmak olduğunu görerek komployu boşa çıkarttı. Kürt halkı da Önder Apo’nun etrafında kenetlenerek, Önderliğine güvenerek, soysuz girişimlere onurla cevap vererek komploya cevap verdi. Sonuçta, PKK yenilenerek tüm bölgeyi ve dünyayı etkileyen bir özgür yaşam hareketine, özgür kadın hareketine dönüştü.

Önder Apo’nun 2. Uluslararası Komplo olarak tesbit ettiği saldırılar ise 7 Ocak’ta Halep’te başlatıldı. Yani birinci komplo Şam, ikinci komplo Halep merkezli gelişmiş oldu. Bu iki kentin tarihsel özellikleri bir yana, Önder Apo’nun en uzun süre kaldığı, en büyük emek verdiği, binlerce özgürlük kadrosu, yüz binlerce yurtsever insanı eğittiği kentler. Rojava Devrimi de Önder Apo’nun Şam-Halep’te yürüttüğü çalışmaların, verdiği emeğin sonucu. Önder Apo, 9 Ekim 1998’de Şam’dan çıkartıldı ve fiziki tasfiyesi hedeflendi; 7 Ocak 2026’da ise Önder Apo’nun paradigması ve ona dayalı sistem ve yaşam, Halep özelinde tasfiye edilmek istendi. Her iki komplonun da merkezinde Önder Apo, onun büyük emeklerinin yarattığı değerler ve bu değerlerin oluşturduğu özgür yaşam sistemi var. 9 Ekim Komplosu, yüzyıllık Türk-Kürt savaşını; 7 Ocak Komplosu da Kürt-Arap savaşını hedeflemişti.

Özgür ülke ve yaşam direnişi

Rojava halkı, varlığına yönelik bu büyük tehlikeyi görerek, devrimin yarattığı değerlere sahip çıkarak, onurunu koruyarak direniyor. Artık Rojava’da halk ve savaşçı ayrımını fark etmek çok mümkün değil, gerekli de değil. Onurlu insanların büyük varlık direnişi son hafta içerisinde tüm Kürdistan’ı ve dünyayı sarstı. Naziler, Sovyetler’i kuşattığında, halkın 1418 gün ve gece süren Büyük Anayurt Savaşı’na benzer bir savaş, küçük Rojava topraklarında 'Özgür Ülke ve Özgür Yaşam Direnişi' olarak sürüyor. Acıyla ve umutla…

Rojava'da bugün direnenler kimdir?

Peki bu halk, on binlerce vahşinin kuşatması altında nasıl direnebiliyor? Savaşçılar ve halk, hangi düşünceye ve duyguya dayanarak direnebiliyor? Önder Apo’nun özgür yaşam felsefesi, Rojava çocuklarının, gençlerinin, yaşlılarının, kadınların ve de bu özgür kadınların kezîlerinin direnişinin can suyu değil mi? Özgürlüğü için direnme ilkesini geliştiren, yurtseverlik ölçülerini yaratan Önder Apo olmazsa bu karanlık vahşet karşısında kim aydınlık umudunu taşıyarak direnebilir? Bugün Rojava'da direnenler, Önder Apo'nun ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin ışığı etrafında birer pervane…

Önder Apo'ya kimler, niye saldırıyor?

Peki tam da bu süreçte parıldayan bir ışık olan Önder Apo’ya dönük saldırılar neden bu kadar yoğunlaşmış durumda? Özgür ülke, özgür yaşam, özgür toplum ve özgür kadın felsefesini geliştiren, “benim 50 yıllık mücadelem bir Kürt aklı yaratmak içindir” diyen Önder Apo gerçekliğine kim, neden saldırıyor? On yıllardır Kürt ulusal bilincini, ulusal birliği geliştirmek isteyen Önder Apo ile Kürt halkı, Kürdistan gerçekliği arasındaki bağı kim, neden kopartmak istiyor? İmralı direnişi ile Rojava direnişini kimler birbirinden kopartmak, hatta karşıtlaştırmak istiyor? Hakikate dil ve el uzatan bu alçaklığı görmek de direnmenin bir parçası, hatta koşuludur.

Ağır askeri kuşatma ve saldırılar kadar, Rojava Devrimi’nin temellerine yönelik ideolojik-politik saldırılar var. Önder Apo’nun paradigmasına, mücadelesine, emeğine ve yürüttüğü muazzam direnişe saldırı var. Rojava halkının kuşatılmışlığından, içinde olduğu zorlu koşullardan faydalanabileceğini düşünen bölgesel ve uluslararası merkezlerin, devrimin mirasını kendi projelerine ve ajandalarına ekleme çabaları çok yoğun. Önder Apo’nun demokratik ulus projesi ile ulusal birliği karşı karşıya getirmeye çalışan, Bakur-Başûr ve Rojhilat’ta ayaklanan ve Rojava’ya akan Kürdistan yurtseverliğini dar milliyetçi potada eritip yeniden şekillendirmeye çalışan, Kürdistan halkının Rojava’da buluşup kaynaşan büyük yurtseverlik duruşunu kendi çizgisinin hanesine yazmaya çalışan çok. Rojava halkını köşeye sıkıştırdığını düşünüp elindeki can simidini satmaya çalışanlar da çok, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek isteyenler de.

Direnmeyi mümkün kılan düşünce

Kürtler, Rojava halkı ağır bir varlık-yokluk savaşının içinde ve kuşkusuz bu savaşın güncel öncelikleri ve aciliyetleri var. Soğuktan yaşamını yitiren Kürt çocukları görüyoruz… Varlık savaşı, direnme gücü kadar, direnmeyi mümkün ve sürekli kılan düşünceyi de gerektirir. Rojava halkı bu duygu ve düşünceye sahip olduğu, Önder Apo gerçekliğini bildiği için direniyor. Rojava halkı Qamişlo, Dêrik, Amûde, Dirbesiyê, Hesekê’de direnirken, bunun İmralı direnişi ile bağını biliyor, Kürt varlık savaşının merkezinde İmralı’nın ve Önder Apo’nun olduğunu unutmuyor. Kürt varlık savaşını bugüne kadar taşıyan Önder Apo’yla kurtuluşa yürüyeceklerini biliyor ve Önder Apo’nun direnişi ile buluşuyor.

Kürt ülkesini yok etmeyi, Kürt varlığını dağıtmayı, Kürt aklını ve duygusunu öldürmeyi hedefleyen bu soykırım savaşından da Kürtler kurtuluşla çıkacakttır. Bunu başkalarının kurtuluş planlarıyla yapmayacaklardır. Daha çeliğe su vermeyi bilmeyenler, çeliği sertleşmiş bu halkın iradesini daha fazla göreceklerdir. Ne ütopyayı ne de distopyayı yaşamayanlar (her ikisinden de hep kaçanlar) Rojava’nın dününü ve bugününü bilemez, yarınına da vaaz veremez. Kürtler, bugün yalnızca askeri bir savaş vermiyor, tam bir anlam savaşı içindeler. Bir kezîden bir düşünce ve duygu devrimi yaratan, devrimi ören Kürt kadınları varken kimse Kürt'ün açlığından kendine darı ambarı çıkartmayı beklememeli, çünkü bu akbabalıktan beter…

Kürtlerde ve özelde Êzîdîlerde kezînin anlamına ilişkin kısa bir alıntıyla bitirelim: “Êzîdî inancında saç, yalnızca güzellik onurunu temsil etmez, aynı zamanda varlığın haritasını işaretlendirir. Kezî, Êzîdî inancında yer ve gök arasında, acı ve umut arasındaki köprüdür. Her Êzîdî kadını için bir kezî örmek, bir hikâye örmektir. İşte bugün Rojava’da, Bakurda, Başûr’da ve Rojhilat'ta kadınlar kezîleriyle yeni bir yaşamın haritasını çiziyor, özgürlük hikayelerini örüyor. Bu etik ve estetik gücü yaratan Önder Apo’yu selamlayarak…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.