Sürekli balları insanlar tarafından çalınan bal arılarının neden bal yapmayı sürdürmesi anlamsızlığını kavrayamadığım gibi bunu da pek anladığım söylenemez. Ben hep o küçümsenen maceracı tarafta oldum. Bunun nedeni küçükken okuduğum Che Guevera ve Jules Verne kitaplarında olmalı. Sol entelijansiyaya muhtemel herşeyi çok bildikleri gibi itiraf etmeliyim ki ben küçük burjuva bir maceraperestim. Bu, mortgage borçlanmasıyla 20 yıl ev alma akli stratejileri yerine saat kulelerine ateş etmeyi neden tercih ettiğimi açıklıyor sanırım. Akli dünyayı bal arılarına bırakıyorum.
Bu zamanlardan biri yaşanıyor yanıbaşımızda. Siz televizyonlardan sadece ürkek kameralardan çekilmiş, ateş edenler, öldürülme sayıları, kaçırılma haberleri, tecavüz fetvaları yani bütünüyle bir savaşı seyrederken hemen onların arkasında bir devrim saklı. Adalet sarayı elimizde ama nasıl mahkemeler kurmalı? Ne yapıcaz bu kadar belgeyi? Tapular, ceza kararları, alım satım kontratları, ihbar mektupları, itiraflar, ihtilaflar, hakim cüppeleri, tokmakları ve herşey... Ne yapmalı? Hepsinin köküne kibrit suyu mu yoksa cüppeleri siz mi giyeceksiniz?
Ele geçirilen otomobiller ne olacak? Heval araba lazım. Git oradan al. Hangisini? Al işte. İktidarların atları bağlı orada. Tek çeker, dört çeker, çift kabin tekerlekli ilktidarları. Mal müdürünün, defterdarın, bahşişlerin ve rütbelerin. Dağıttığımızda bulaşmaz mı bahşiş ve iktidar kol kola yeni ufuklara?
Burası kimindi? Devletin. Devlet mi? Kim o? Nerde? Bilmem adliye sarayında olabilir. Yakılacaklar arasında ya da yapıştırıp başımıza koyacaklarımız. Toprağı ne yapalım? Üstümüze işleriz. Sensin o. Tut şunun ucundandan da devrim olsun. Kanaviçe gibi herkese ev yapsak ya Rojava diye bir yer var desinler. Herkesin evi varmış orada ve adalet artık saraylar da değil orada yaşarmış.
Ken Loach’ın “Ülke ve Özgürlük”ünü izlediniz mi yok sinemada değil Rojava’da oynuyor. Eh tabiki başka oyuncularla. Rojava iki sınırın arasında Savaş mı Devrim mi!
Rojava-savaş ve devrim
Bazen kitap okurken kitaba düşersiniz ya. Birden yaşanılanların ortasında hissedersiniz. Mesela hiç Paris Komünü’nde geçen bir kitap okurken bunu istediniz mi? İlk barikat kurulurken ya da 1848 isyancıları birbirinden habersiz saat kulelerine ateş ederken onlardan biri olmak? Çok küçükken başlayan maceracı bir duygu belki bu ve herkes tarafından küçümsenen. Eh tabi insanların daha önemli işleri var, kredi kartı sahibi olmak, itinasız borçlanmak, onu ödemeye çalışıp borçlanmaya devam etmek ve yeniden borçlanmak...