Çelik'in ardından açıklama yapan Mahabat Akın, 15 Mart 2011'de Suriye'nin yıllardır Esad diktatörlüğü tarafından ezilen halk kitlelerinin ayaklanmasına tanıklık ettiğini hatırlattı. Bu iç savaş sırasında Kürtlerin Esad diktatörlüğü ile emperyalizm güdümlü çetelerin yanında durmadığına dikkat çeken Akın, Rojava halkının kendi haklarını koruyarak özgür-demokratik sistemlerini inşa etmeye başladığını söyledi.
AKP savaş suçunun ortağı
Suriye'deki savaşta en büyük acıyı kadınların ve çocukların yaşadığına vurgu yapan Akın, Türkiye'nin El Kaide güdümlü El Nusra Cephesi'ne kucak açtığını ifade etti. Reyhanlı'da 52 kişinin yaşamını yitirdiği ve onlarcasının yaralandığı katliamın bu çeteler tarafından yapıldığının itiraf edildiğini, ancak bu çetelere hala sınır kapılarının açılmaya devam edildiğini ifade etti. El Nusra çetelerinin sivil halka yönelik katliam, kadınlara taciz, tecavüz ve fuhuş saldırısı ile halkın göçe zorlanmasının ve sonuçta Rojava'nın insansızlaştırılmasının hedeflendiğini belirten Akın, AKP hükümetinin de bu suça ortak olduğunu vurguladı. AKP hükümetine ve devlete seslenen Akın, "Demokratik Ortadoğu'nun güvencesi olan Rojava halkının yönetimini tanıyın, insan boğazlayan bu barbar, gerici çetelerden desteğinizi çekin" dedi. Akın son olarak Türkiye halklarına da "Rojava halkının mücadelesi aynı zamanda kadınların özgürleşme mücadelesidir. Sessiz kalmayın" çağrısında bulundu.
DÖKH Mersin bileşenleri de, Rojava halkıyla dayanışma amacıyla başlattıkları "Rojava'daki halkımız yalnız değildir" kampanyası kapsamında dayanışma çadırı açtı. DÖKH üyesi kadınlar adına açıklama yapan Heybet Geçkin, kadınlar olarak bütün kurumlarımızla ambargo altında olan Rojava halkına yardım edeceklerini belirtti. Açıklama ardından kadınlar, insani yardım malzemelerini dayanışma çadırına teslim etti.
DİHA/ANKARA-MERSİN