Türk devletinin Suriye ile neden ve nasıl ilgili olduğu Hewlêr konsolosluğuna gönderilen dışişleri talimatıyla belli olmuştur. Kürtlerin hak kazanmasını engellemek için kirli bir savaş yürütmek istediği görülmüştür. Her zaman olduğu gibi şimdiye kadar en büyük arzusu olan KDP-PKK savaşını Suriye üzerinden yaratmak istediği anlaşılmıştır. Tabii bu savaşı gerçekleştirmek için Suriye’de PYD ile diğer Kürt örgütlerini karşı karşıya getirmeyi hedeflemiştir. Suriye üzerinde Türk devletinin kara propagandayı neden bu kadar yaptığı Hewlêr konsolosluğuna gönderilen provokasyon belgesinde de görülmektedir.
Rojava Kürdistan’da en güçlü parti PYD’dir. PYD’nin içinde yer aldığı halk meclisi Kürtlerin çoğunluğunu temsil etmektedir. Bazı yerlerde PYD dışında Kürt örgütlerinin hiçbir etkisi olmadığı gibi, bazı yerlerde ise küçük birkaç örgütün toplam oranı yüzde yirmi civarındadır. Bu durum Türk devletini ürkütmüştür. Şu anda demokratik bir seçim olsa Kürdistan’daki oyların yüzde yetmiş beş ve seksenini PYD’nin içinde yer aldığı halk meclisi temsilcilerinin alacağı açıktır.
Eğer Suriye’deki mitingler karşılaştırılırsa bu gerçek açıkça görülür. Öte yandan PYD ile diğer Kürt örgütlerinin taban bileşimi de farklıdır. PYD mitinglerinin yarısını kadınlar oluşturuyor. Kadınların bu düzeyde siyasi etkinliklere katılması dünyada az görülür. Ortadoğu’da ise sadece Kürtlere ait bir gelişmedir. Kürt Halk Önderi’nin Kürt kadınları üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğu Rojava’da da görülmektedir. Bu durum PYD’nin Kürt toplumu içindeki etkisini gösteriyor. Diğer Kürt örgütlerinin mitingleri ise bir zamanlar Çetin Altan’ın belirttiği gibi erkek erkeğe geçmektedir. Bu durum bile PYD’nin Rojava Kürtleri üzerindeki etkisinin büyüklüğünü kanıtlamaktadır.
Türk devleti Rojava’daki küçük örgütlere dayanarak Kürtlerin arasında çatışma yaratmak istiyordu. Ancak PYD’nin yapıcı yaklaşımıyla Kürtler arası birlik yönünde adımlar atılmıştır. Eğer diğer gruplar PYD’nin gücüne sahip olsalardı kesinlikle böyle bir yaklaşım göstermezlerdi. Ama PYD Türk devletinin oyunlarını bozmak için birlik konusunda ısrarlı olmuştur. Yine Kürt kadınının tutumu siyasi güçleri birliğe zorlamaktadır. Sonuçta bir adım atılmıştır.
Bu durum Güney Kürdistanlı siyasi güçlerin değil, PYD’nin ve Kürt kadınının başarısıdır. KDP lideri ve bölge yönetim başkanı Mesut Barzani PYD dışında hiçbir Kürt partisinin Suriye’de politika yapamayacağını görerek PYD’ye böyle bir davet yapmıştır. Böylece PYD ve Halk Meclisinin şimdiye kadar izlediği politika sonuç almıştır.
Şu anda Batı Kürdistan, halk meclisi yönetiminin denetimi altındadır. Bu yönetimde Kürt kadınlarının da önemli bir ağırlığı vardır. Mevcut durumda ne Suriye devletinin ne başka bir siyasi gücün Kürdistan’da varlığı söz konusudur. Devlet Rojava’da tamamen etkisizleşmiştir. Şu anda Suriye’de devletin etkisinin tamamen kırıldığı yer Kürdistan’dır. Türk devletinin kışkırttığı bazı siyasi güçler, halk meclisinin hakim olduğu bazı alanlara girmek istemişlerse de direnişle karşılaşmışlardır.
Türk devletinin ya da onun etkisindeki basının dediği gibi PYD’nin Suriye devletiyle birlikte hareket ettiği söylentisi tamamen bir kara propagandadır. Kürt halkı örgütlülüğü ve halk gücüyle devleti Kürdistan’dan söküp atmıştır. Bazı yerlerdeki devlet daireleriyse hiçbir etkisi kalmayan binalardan ibaret hale gelmiştir. Kürt halkı amiyane deyimle herhangi bir saldırıyı tükürükle boğacak durumdadır. Çünkü yediden yetmişe tüm Kürtler örgütlü haldedir. Eğer silahlı bir saldırı devlet ya da başka güçlerden geldiği takdirde kendilerini savunacak savunma örgütlenmesi de sağlanmış bulunmaktadır.
Artık Suriye’de Kürt halkını bölen ya da Türk devletine ve diğer siyasi güçlere işbirlikçilik yapan kimi Kürtler ortaya çıkmazsa Kürtler Suriye’de Demokratik Özerkliklerini şimdiden kazanmışlardır. Bugünden sonra bazı işbirlikçi Kürtlere dayanmadan Kürdistan’da hiçbir siyasi gücün etkili olması düşünülemez. Buna Suriye devleti de dahildir.
Bu açıdan Kürt grupları arasındaki birlik önemli olmuştur. Kürt halkı siyasi statülerini kim kabul ederse o siyasi güçle hareket ederler. Çünkü Kürtlerin statüsünü kabul etmek aynı zamanda Suriye’nin demokratikleşmesi anlamına gelecektir. Kürtler Kahire toplantısına diğer muhalif güçlerle birlikte katılmışlar, ama Kürtlerin siyasi statüsü kabul edilmediği için geri çekilmişlerdir. PYD diğer muhalif güçlerin Kürt statüsünü kabul etmesi için çok çaba göstermesine rağmen bu güçler Türk devletinin isteği nedeniyle Kürtlerin taleplerini kabul etmemişlerdir. Kürtler tabii ki Kürtlerin statüsünü kabul etmeyen hiçbir gücün yanında, arkasında ve yedeği olamaz. Suriye’deki rejim bundan sonra nasıl şekillenirse şekillensin Kürtlerin statüsünü kabul etmeden Kürdistan’da hakim olamaz. Kürdistan’da artık herhangi bir siyasi rejimin meşruiyeti ancak Kürtlerin Demokratik Özerklik’ini kabul etmesiyle mümkün olur.
Kürt toplumunun Suriye’de ayağa kalkışı muazzamdır. Kürt kadını buradaki özgürlük ve demokrasi mücadelesine de ağırlığını koymuştur. Orada da özgürlük ve demokrasi Kürt kadını tarafından Kürt toplumunun ruhu haline getirilmiştir. Rojava’da Kürt statüsünün içeriğini de karakterini de Kürt kadınları belirleyecektir. Oluşacak Kürt statüsünde Kürt kadınları ağırlığını koyacaktır.
Kuşkusuz birlik oluşturmak önemlidir. Ancak hala tehlike ortadan kalkmamıştır. Türk devleti Rojava’yı karıştırmak için her yolu deneyecektir. Kara propagandayla Kürdistan’daki saldırısına zemin yaratmaya çalışacaktır. Güney Kürdistanlı güçleri ve onun etkisindeki partileri kışkırtmaya devam edecektir. Bu nedenle tüm parçalardaki Kürtler duyarlı olmalı, Suriye’deki Kürt devrimine destek vermeli, bir saldırı anında Rojava’daki Kürt halkının yanında olduğunu göstermelidir.
Suriye’yi demokratikleştirecek tek güç Kürtlerdir. Kürtlerin statüsünü tanımayan, Kürtleri Suriye rejiminin etkin parçası yapmayan hiçbir proje Suriye’yi demokratikleştiremeyecektir. Özcesi Suriye’de demokrasinin anahtarı Rojava Kürtlerinin elindedir.
Rojava’da birliğin ve özgürlüğün harcı kadınlar