Rojava Kantonlarında 6 mülteci kampı bulunuyor. Bu kamplarda savaştan kaçan yaklaşık 40 bin mülteci yaşıyor. Şehba, Halep ve Musul’dan Rojava’ya yoğun göç oluyor. Özerk Yönetim BM, AB’den göçmenlere yardım yapılmamasına tepkili.
Suriye’nin 5 yıldır yaşadığı krizli ve çatışmalı ortamda tüm saldırılara ve ekonomik ambargolara karşın tek istikrarlı alanı olan Rojava’ya göçmen akışı sürüyor.  Musul ve Irak’tan da yoğun göç alan Rojava sınırlı imkanlarına rağmen mültecileri geri çevirmiyor ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Ancak başta BM ve uluslararası kuruluşlar Rojava’daki mültecilere gerekli desteği sunmuyor. Rojava Özerk Yönetiminde bulunan 6 mülteci kampında yaşayan 40 bin göçmen ciddi sorunlarla karşı karşıya.
Yüz binlerce kişinin göç ettiği Rojava’da ve Kuzey Suriye’de yaşanan ekonomik ambargo ve savaş durumuna rağmen imkanları olmayanlar hazırlanan kamplara yerleştirilerek barınma, su ve yemek ihtiyaçları Rojava Demokratik Özerk Yönetimi tarafından karşılanıyor. Rojava Kürdistan’ın her 3 Kantonu’nda yer alan toplam altı mülteci kampında şu an 40 bin civarında mülteci yaşıyor ve bu sayı her geçen gün artıyor.
Özellikle Şehba bölgesi, Halep çevresi ve Musul tarafından göçlerin günlük olarak arttığı Rojava ve Kuzey Suriye’de göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamada çok ciddi bir sıkıntı yaşanırken bu konuda yalnız bırakılıyor.
Türkiye’nin göçmenleri bir koz ve politik malzeme olarak kullanmasına karşın milyonlarca dolar yardımda bulunan Avrupa en yoğun göç alan ve ekonomik ambargo altında bulunan Rojava’ya bu konuda hiçbir yardım yapılmıyor. Tüm başvurulara rağmen uluslararası alanda mülteciler konusunda çalışmalar yürüten kurumlarda görevlerini yerine getirmiyor.
Göçmenlerin gelişi ve yaşanan sıkıntılar konusunda durumları birbirine benzeyen üç kantondan Cizre Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi yetkilileri ve Rojava’da bulunan 6 mülteci kampından biri olan Hol Kampında bulunan mülteciler ve kamp yönetimi göçmenlerin yaşadıkları sıkıntılar ve ihtiyaçlarını konuştuk.

6 kampta 40 bin mülteci
Suriye’de DAİŞ ve SUK çetelerinin gayri insani ve ahlaki uygulamalarından kaynaklı 800 bin üzerinde insan Rojava Kantonlarına göç etti ve bu sayı her geçen gün daha da artıyor. Göçmenlerden imkanları olanlar Rojava’da ev kiraladı veya yakınlarının yanlarına yerleşti. İmkanları olmayanlar ise Demokratik Özerk Yönetimin göçmenler için hazırladığı kamplara yerleştiriliyor. Bu kamplarda şu anda 40 binin üzerinde insan yaşıyor ve göçmenlerin büyük bir bölümü Şehba bölgesinden diğerleri ise Suriye’nin DAİŞ işgali altındaki merkezlerden ve Irak’tan…
Cizire Kantonu İçişleri Konseyi başkanı Kenan Berakat Suriye’nin yaşadığı krizli durumun bütün halkları etkilediğini, Rojava’nın da ciddi çete saldırılarına uğradığına dikkat çekiyor. Berekat, bu saldırılar kırılıp bölgeler güvenlikli bir sisteme kavuşunca Rojava halklarının yerlerine geri döndüklerini dile getirerek, “Ama Suriye’nin diğer bölgelerinde göç yaşanıyor. Göçmenler yönlerini güvenli ve istikrarlı yerlere çeviriyorlar. Bu noktada Rojava’nın Cizîrê, Efrin ve Kobanê Kantonları yoğun göç alıyor. Bizlerde Rojava Demokratik Özerk Yönetimi yetkilileri olarak imkanlarımız doğrultusunda ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Hem de güvenliklerini sağlıyoruz” diyor.

En fazla göç Efrin’e
Rojava’nın tüm kantonlarına göçler yaşanırken DAİŞ çeteleri ve SUK elemanları arasındaki çatışmalardan dolayı Şehba bölgesinden yüzbinlerce insan yönünü Efrin Kantonu’na çevirdi. Efrin Kantonu’nda 27 Ekim 2014’te açılan Rubar kampında bir ay önce yapılan araştırmaya göre 30 binin üzerinde göçmen yaşıyor ve Şehba bölgesinde yaşanan gelişmelerden dolayı son bir aylık süreçte bu sayının hızlı bir artış gösterdiği belirtiliyor.
26 Ocak 2015’te Kobanê kent merkezinin DAIŞ çetelerinden temizlenmesinden sonra, evleri çeteler tarafından yıkılmış yurtlar için 1 Mart 2015 tarihinde Miştenur Kampı kuruldu. Başlangıçta yüzlerce Kobanêli aileden oluşan kampta şu an yeniden inşa çalışmalarından dolayı ailelerin sayısı azalmış durumda. Kampta yaşayan yurttaşların büyük çoğunluğu Rakka, Minbic, Cerabluslu ve Şam’dan gelen yurttaşlardan oluşuyor.
Cizîre Kantonu Dış İlişkiler Konseyi üyesi Sena Deha Rojava devriminin ruhu gereği mağdur durumda olan bütün insanlara kapılarını açtıklarını ve yardımcı olmaya çalıştıklarını dile getiriyor ve ekliyor: “Babê ve Şehba’daki savaşın gelişmesiyle beraber göç dalgasında çok fazla artış oldu. Rojava Özerklik Yönetimi olarak göçmenlerimizin barınma ve yaşamsal ihtiyaçlarını gidermek için çok çaba harcıyoruz.”

Göç akışı sürüyor
Rojava’da bulunan toplam 6 mülteci kampı Cizire Kantonu’nda yer alıyor.
KDP’nin Iraklı göçmenlere kapılarını kapatmasından dolayı binlerce göçmenin Rojava’ya akın etmesi üzerine 21 Nisan 206’da açılan Hol kampında da şu an 5000 üzerinde mülteci yaşıyor. Yerleşimcilerinin büyük bir bölümü Musul’dan olan kampın sayısı göçün devam etmesiyle birlikte her geçen gün daha da artıyor. Yine Rojava Kampı’nda da Irak’lı mülteciler yerleştirilmiş durumda.
Newroz Kampında ise DAİŞ’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’i işgali sürecinde KDP tarafından savunmasız bırakılan yüzlerce Êzîdî ailesi yerleştirilmiş. Kampta şu anda 3 bin 400 kişi yaşıyor.
Sêrêkaniyê’nin 40 km batısında bulunan Mebrûka Kampı 25 Mayıs’ta açıldı. Kampta çoğunluğu Rakka’dan gelen 300’den fazla kişi yaşıyor.

İmkanlar kısıtlı, BM’den yardım gelmiyor
Cizirê Kantonu Toplumsal İşler Konseyi üyesi Mahmut Karo, Suriye’de en yaşamsal alanın Rojava olduğunu bundan dolayı da sürekli göç aldığına dikkat çekiyor: “Bizde buradaki insanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz ama imkanlarımız kısıtlı olduğu için istediğimiz hizmet tam sunamıyoruz. Çünkü Rojava toprakları üzerinde hala savaş devam etmekte ve ambargolar uygulanmaktadır.
Kamplarımızda, insanlarımız en önemli ihtiyaç su, yemek ve sağlık malzemeleridir. Bütün devletler göçmenlere yardım etmesi için Türkiye’ye çok yüksek miktarlarda yardımlarda bulunuyor, ancak Türkiye’ye gelen yardımların ancak onda biri bize gelmiyor.”
Cizîre Kantonu Dış İlişkiler Konseyi üyesi Sena Deha ise mültecilerin koşullarını iyileştirmek maddi imkanlarının yetmediğini ve bulundukları koşulların yarattığı zorluklardan dolayı BM’ye yardım talebinde bulunduklarını belirterek şunları söyledi: “Yaşadığımız ambargo durumu var, Sêmalka kapısı kapalı, Türkiye sınırları kapalı, savaş koşulları devam ediyor. Yardım malzemelerini bize ulaştırmakta zorlanıyorlarsa finansal destek sunarak yardımcı olabileceklerini BM yetkililerine ilettik. Ama bu konularda gerekli yardımı görmedik.
Bildiğiniz gibi yaz mevsimi içerisindeyiz ve bundan ötürü birçok hastalık gelişiyor. Bu yüzden ilaç stoğumuz neredeyse hiç kalmadı. Bu yüzden BM’ye ve bütün insani yardım kuruluşlarına bir an önce harekete geçmeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz.”

Hol kampında ilaç, su sıkıntısı
Mahmut Karo, Rojava Demokratik Özerk Yönetiminin tüm çabalarına karşı mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya imkanlarının yetmediğini bu konuda belirgin örneğin Hol Kampı olduğunu söyledi.
Karo, Hol Kampı’nda yaşanan sıkıntılar ve kamp yerleşimcilerinin ihtiyaçları konusunda şunları söyledi: “Hol kampı için yakın bir alanda içme suyu bulunmamasından dolayı her gün tankerlerle 100 km mesafeden içme suyu temin etmeye çalışıyoruz. Bu da başlı başına bir maliyet gerektiriyor. Ayrıca ağır hasta olan insanlarımız var, yazın gelmesiyle beraber havalar çok sıcak olduğu için bazı hastalıklarda baş göstermekte. Bu hastalıklarla mücadele etmek için ilaç sıkıntısını çok fazla yaşıyoruz.
Bu konuda BM ve dış ülkelerden yardım gelmesini bekliyoruz. Buradaki insanlarımız çok mağdur durumda kalıyor ancak yardım etmekle mükellef olan devlet ve kurumlar Rojava’ya yardım etmiyorlar.
Örneğin 3 bin 500 kişilik Hol kampının vantilatör ihtiyacını karşılamak için gereken maliyet 300.000 dolar. Bir de diğer ihtiyaçlar eklendiğinde yaşadığımız zorlanmayı anlamamak güç değil. Sadece günlük soğuk su ve buz ihtiyacını karşılamak bile bir milyon Suriye lirası kadar maliyeti var. Bizimde koşullarımız belli, gerçekten çok zorlanıyoruz. Bazen bize ulaşan yardımlar oluyor ancak az sayıda ve kalitesiz malzemeler gönderiyorlar, bu da halkımızın mağdur durumda kalmasına sebep oluyor.
Burada bazı insanlarımız gece battaniyesiz, toprağın üzerinde yatıyor, çıplak ayakla dolaşıyor. Çok zor koşullarda insanlarımız yaşam mücadelesi veriyor, bu insanlarımızın acil yardıma ihtiyacı var ve gün geçtikçe sayıları artıyor.
Biz Cizre Kantonu Toplumsal İşler Konseyi ve diğer göçmenlerden sorumlu kurumlarımız olarak elimizden geleni ardımıza koymadan yardımda bulunmaya çalışıyoruz. Ancak BM ve Batı devletleri bu duruma çok fazla gerektiği önem vermiyorlar. Bu konuda biraz daha duyarlı ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz”



Günde 200 hasta

Hol kampının sakinlerinden Naime Abdul ciddi ihtiyaçlarının olduğunu ve çocuklarının az yemekten ve sıcaktan zehirlendiklerini belirterek, “Bizim için şu an en önemli şey gıda, battaniye, döşek gibi ihtiyaçlar” diyor.
Kamp sakinlerinden Kedbiye Abdal, DAİŞ’in ellerindeki he rşeyi aldığına dikkat çekerek, “Biz burada kalıyoruz ama birçok ihtiyacımız var. Mesela Ramazan ayındayız ama bir soğutucumuz yok ve perişan oluyoruz. Su ve gaz ihtiyacı önemli” diyor.
Hol kampında sağlık hizmetleri noktasında görev yapan Heyva Sor a Kurdistan üyesi Abdülaziz Xalef günde 200 hastaya baktıklarını ve ilaç verdiklerini belirterek ilaçlarının hastalarına yetmediğini söylüyor. Xalef Kampta en çok hava sıcaklığı, toz ve yiyeceklerden dolayı ishal vb. hastalıkların görüldüğünü ifade ediyor: “Çocuklar için acil ishal kurutucu gerekiyor. Yine büyüklerin bazı hastalıkları var onlarında ilaçları elimizde yok. Yine kapasitemiz buradaki sağlık hizmetlerine yetmiyor. Sabah erkenden geliyoruz ve akşam 16:30’a kadar sürekli hastalara bakıyoruz. Çölün ortasındayız, hem insanlar için hem de sağlık hizmetleri ve ilaçların korunması için klima ve buzdolabı gerekiyor.” ‘

UNESCO’nun ayıbı: 1200 aileye 118 çadır

Hol kampı yöneticilerinden Ciwan Silo ise şunları söylüyor: ‘’Mesela suyu Haseke’den getiriyoruz. Gidiş geliş 100 km’yi geçiyor. Günde 5 araba su getirmek için gidip geliyor. Çok zorlanıyoruz. Mültecilerin sayısı sürekli artıyor. Ama BM’nin yardımı hemen hemen yok gibi. Mülteci ailelerin sayısı 1200 ama yardım olarak gönderilen çadır sayısı 118. Uluslararası alanda mültecilerin sorunlarıyla ilgilenen tüm kurumların bu noktada Rojava’ya yardımda bulunmaları gerekiyor. Çünkü imkanları en kısıtlı alan Rojava olmasına rağmen en fazla mülteci akışının yaşandığı ve onlara kucak açan bölge yine Rojava. Mesela uluslararası kurumlar Türkiye’ye mülteciler konusunda yardım ediyorlar. Bu yardımı bize de yapmalılar. Bu konuda BM’i ve ilgili kurumları Rojava’ya yardıma çağırıyoruz” dedi.


BERİTAN SARYA / CİLO JİNDAR / QAMİŞLO