Rojava’nın bütün kentlerinde, kasabalarında, nahiyelerinde ve köylerinde devrim gerçeği yaşanmaya devam ediyor. Acısı, güzellikleriyle halk devrim gerçeğini yaşamaya devam ediyor. Acısı, zorlukları devrime yönelik gelişen saldırılar, o politikaların devamı olan kuşatma, açlıkla terbiye etme ve irade kırmaları sonucu zaman zaman yaşanıyor. Ancak buna rağmen devrimi gerçekleştiren Rojava halkı ve halkları her türlü zorluğa göğüs gererek onunla mücadele ediyorlar ve yaşamlarını acıdan sevinç yaratarak sürdürüyorlar.
15 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslararası komplonun yıldönümünün yaklaştığı bu günlerde devrim gerçeğini insan daha çıplak, daha yakından görebiliyor. Bunu görmek için Rojava’nın herhangi bir köyü, kasabası ya da kentin sokaklarından geçmek yetiyor. Köylerin, kasabaların, kentlerin sokakları, yüksek yerleri ve binaları daha şimdiden karalara büründürülmüş. Kara yası anlatıyor. Ama özellikle Rojava’daki Kürtler için öfkeyi, nefreti ve komploculardan intikam almayı anlatıyor. Ve yine devrimin ruhunun yaratıcısına güçlü sahiplenmeyi anlatıyor.
Rojava’daki hayatın akışını bu günlerde yaklaşan uluslararası komplonun yıldönümünde yükselen öfke belirliyor. Çünkü insanlar bir zamanlar bırakalım Kürt renklerini Kürt oldukları dahi kabul edilmeyen Rojava’da, şimdi ellerinde bayrakları hayatın akışı içinde akıp gidiyorlar. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar her kesimden ve yaştan insanlar şimdi bu akışın içindeki yerlerini alıyorlar.
Uluslararası komplonun yıldönümünün yaklaştığı bu günlerde Rojava halkının ve haklarının neler yaşadığını merak ettiğim için çıkıp sokaklarda dolaştım. Tanıdık, tanımadık bir sürü sima ile karşılaştım. Tanıdık bir ana bana yaklaşarak yüksek bir binanın başından sarkıtılan uzun siyah renkli bezi göstererek, "İşte gördüğün gibi komplo kınamak, öfkemizi göstermek için şimdiden hazırlanıyoruz. Devrim yaparak intikamımızı onlardan aldık, ama bu yetmiyor Önderliğimizi özgürleştirince gerçek intikamımızı almış oluruz. Şimdi onun için çalışıyoruz ve başaracağız" diyerek devrimin gerçeğini anlatıyordu.
Kara uzun bez asılırken durup bakmakta olan genç bir kadına yaklaştım. Neye bakıyorsunuz diye sorduğumda, şunları söylemeye başladı: "Komplonun gerçekleştiği günleri düşünüyorum. O zaman henüz altıncı sınıfa giden bir çocuktum. Önderliğimizin esir alındığı gün okula gitmiştim. Babam Önderliğimizin esir alındığını öğrenince okula geldi. Kolumdan tutarak hadi kızım gidiyoruz. Egemenlerin, sömürücülerin, ihanetçilerin okullarında okumayacaksın bundan sonra dedi. Beni o gün okuldan alıp gitti. Birkaç gün sonra okuluma döndüm, ama ondan sonra Önderlikle ilgili herhangi bir gelişme yaşandığında babam gelip ilk günde olduğu gibi beni okuldan alıp götürüyordu. O yüzden kara rengi görünce çocukluğum, çocukluğumda yaşadığım ancak çok fazla farkında olmadığım o acı geliyor aklıma."
Bir yerde yaşanan devrimin ya da herhangi bir sistemin gerçeğini anlamak için o yerin sokaklarında yürümek, sokak lambaların altında oynayan çocuklarını oyunlarını görmek yetiyor. O kent, kasaba ve köylerin duvarlarına asılan afişleri, resimleri görmek yetiyor.
Devrim gerçeğini tüm çıplaklığıyla kentlerin, köylerin, kasabaların nahiyelerin sokaklarından geçerken görmek mümkün. Çünkü her yer sarı, kırmızı, yeşilli renklere bürünmüş. Damların üzerine çekilen bayraklar rüzgarın esintisiyle dalgalanıp duruyor. Özel günlerde ise bu renk o kat daha artıyor.
Geçtiğimiz günlerde çıkıp Êfrîn'in merkezindeki Demirci ve Devrimci Kawa heykelinin olduğu meydana yürüdüm. Demirci Kawa heykelinin arkasındaki yüksek binaya asılmış olan büyük afişi görünce gözlerim doldu. Afişte Kürt Halk Önderi’nin büyük bir fotoğrafı ortaya yerleştirilmişti. Sağına Deniz Gezmiş’in, yanına Mandela’nın bir tane gençlik fotoğrafı soluna ise Che Guevera'nın fotoğrafı yerleştirilmişti. Bir grup afişin karşısına oturmuş afişe bakıyorlardı. Afiştekileri tanımak istedikleri belli oluyordu. Kürt Halk Önderini tanıyorlardı. Ancak diğer devrimci önderleri tanımıyorlardı. Ama tanımak için büyük çaba harcadıkları belli oluyordu.
İşte bu afiş Rojava Devrimi'nin gerçek ruhu, mimarlarını anlatıyordu. O yüzden gözlerim dolmuştu. Ve sonunda işte Demirci Kawa, Ernesto Che Guevera, Mandela, Deniz Gezmiş Êfrîn’de, Êfrîn’de gerçekleştirilen devrimde yaşıyor demekten alamadım kendimi. Gerçek olan da oydu. Çünkü devrimi onların izinde yürüyenler gerçekleştirmişti. Devrimin mimarı Kürt Halk Önderi de onların ardılı olarak, onların çizgisini yaşatmak için bu mücadeleyi sürdürdüm diyor. Uluslararası komplonun yıl dönümünün yaklaştığı bu günlerde Rojava’da öfke kabarmış durumda. Çünkü devrimlerinin sahibi, önderi bir komplo ile kendilerinden koparılmış. Bunu en iyi de Rojava’da yaşayan halk ve haklar biliyor. Zira devrimin önderi, öncüsü, ruhunun yaratıcısı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan yirmi yılını buradaki haklarla geçirmişti. Onlarla bu devrimi hazırlamıştı.
O yüzden Rojava'daki hayatın akışına bu günlerde damgasını vuran uluslararası komplo karşı yükselen öfkedir. Bu öfke bir ananın dediği gibi devrimin Önderi özgürleşmeyene kadar da dinmeyecek…
Rojava’da devrim gerçeği ve hayatın akışı