
MAHİR YILMAZKAYA / ANF / KOBANÊ
Asimilasyon altında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Kürtçe, Süryanice, Türkmence dilleri, artık eğitim dilidir.
2011 yılında Suriye’de başlayan halk ayaklanmalarıyla birlikte Kürt halkı da 19 Temmuz 2012 tarihinde Kobanê’den başlayarak Rojava’nın tüm kent ve köylerine yayılan ve Rojava’yı da aşan bir devrimin startını verdi. Kantonlar kuruldu, ortak yaşam ve çoğulculuğu esas alan yönetimler oluşturuldu. Bir yandan Türk devleti ve desteklediği DAİŞ, Nusra ile türevleri çetelere karşı savaş sürdürülürken diğer yandan toplumsal yaşam inşa edildi. Rojava genelinde eğitim kurumları da Rojava modelinin eğitim perspektifiyle işlemeye başladı.
BAAS rejiminin tekçi eğitim sistemi terk edilerek Kürtçe, Arapça, Süryanice, Türkmence ve diğer dillerde eğitim veriliyor. Halklar ve diller mozaiği olan Ortadoğu için bir model niteliğinde olan eğitim kurumları ve akademilerinde eğitilen öğretmenler, ana dillerinde eğitim veriyor.
Kürtçe okular ve akademiler
Kürt Dil Kurumu (SZK) Rojava’da eğitim sistemini oturtmaya çalışırken, Kürt dili de Rojava’daki tüm okullarda resmileşti. BAAS’ın eğitim müfredatı bırakıldı. Birçok akademi ve enstitü kuruldu. Buralarda Kürt dilinin gelişimi için öğretmenler yetiştirildi.
* 11 Ağustos 2013’te ilk dil ve edebiyat akademisi Şehîd Ferzat Kemenger adıyla Efrîn’de açıldı. Kürt dili eğitimiyle, bölge okullarında görev yapabilecek öğretmenler yetiştirildi.
* SZK ve Rojava Öğretmenler Birliği öncülüğünde 28 Ekim 2013’te ilk Kürt Dili ve Edebiyatı Enstitüsü; Şehîd Viyan Amara adıyla açıldı.
* SZK tarafından 24 Ekim 2013’te Qamişlo’da dil, tarih ve Kürt edebiyatı için Celadet Bedîrxan Akademisi açıldı. Daha sonra Kobanê’de de Şehîd Viyan Amara Enstitüsü açıldı.
* 29 Ağustos 2013’te Cizîrê Kantonu’nda, Nûrî Dêrsimî Bilim ve Özgür Düşünce Akademisi açıldı. Akademiye bağlı birçok şube oluştu.
* 4 Nisan 2013’te Qamişlo’da Mezopotamya Toplum Bilim, Hukuk ve Adalet Akademisi açıldı.
* 24 Şubat’ta Qamişlo’da Rojava Stratejik Araştırma Merkezi açıldı.
* Rojava’nın her ilinde Kültür ve Sanat Merkezi açıldı.
Kürtçe ve Arapça eğitim
Devrimin başlangıç kenti ve direnişin sembolü Kobanê örneği çok şey anlatıyor. BAAS döneminden dil eğitimi çalışmaları gizlice evlerde yapılıyordu. Rojava Devrimi ile 2012 yılında Kobanê’de kurulan Kürt Dil Kurumu’nda bir öğretmen ve 12 öğrenci ile başlayan anadilde eğitim çalışması, şimdilerde şehir merkezi ve köylerde yaklaşık 200 okulda, 2 bin görevli öğretmen ve on binlerce öğrenciyle devam ediyor.
Bazı okullarda eğitim Arapça verilirken, sadece bir ders Kürtçe veriliyor. Arap ve Kürtlerin birlikte yaşadıkları köylerdeki okullarda ise Kürt öğrenciler Kürtçe, Arap öğrenciler Arapça eğitim görürken aynı zamanda bütün öğrenciler hem Arapça hem de Kürtçe ders de alıyor. Okullarda sınıflarına göre de uygulanan eğitim müfredatı şu şekilde:
* 1 ve 3. sınıfların eğitim dili Kürtçe ya da Arapça; matematik, müzik, resim ve spor.
* 4 ve 5. sınıflar eğitim dili Kürtçe veya Arapça; bilim (zanyarî), toplum, matematik, resim, müzik ve spor.
* 6 ve lise öğrencileri eğitim dili Arapça veya Kürtçe; matematik, bilim (zanyarî), fizik, kimya, demokratik ulus, coğrafya, resim, müzik ve spor. İngilizce ve Fransızca da yabancı dil dersleri olarak okutuluyor.
Türkmence eğitim de veriliyor
Rojava’daki Türkmenler de neredeyse dillerini unutmuştu. Arapça artık günlük yaşam dilleriydi. Rojava Devrimi ile birlikte farklı halk ve inanç toplulukları da yeniden yaşama dönerek kendi dil, kültür, kimlik ve inancını yaşatabilecek bir düzey yakaladı. Bunlardan biri de Türkmenler. Geçtiğimiz yıl Girê Spî Demokratik Toplum Eğitim Komitesi, Rojava Devrimi’nin güçlendirilmesine dönük bir adım daha atarak Türkmen gençler için özel bir eğitim organize etti. İlk defa Türkmen dil, tarih ve kültürü üzerine devre açılmıştı. Girê Spî’de Türkmence eğitimin yanı sıra matematik, coğrafya, tarih, resim, müzik, dil ve beden eğitimi dersleri de görülüyor. Ayrıca Arap öğrenciler de Türkmence dili eğitimi alıyor.
Asimilasyon yerle yeksan

Kobanê Termik köyünde gönüllü öğretmen olarak görev yapan 22 yaşındaki Jiyan Osman, anadilin önemini, Rojava Devrimi’nin Kürt dili üzerinde yarattığı etkiyi ve eğitim anlayışını ANF’ye anlattı.
21 Şubat Anadil Günü ilanı üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen halen Ortadoğu’da yasaklar, baskılar ve yok olmakla yüz yüze kalan diller var. Bunlardan biri de Kürt dili. Her halk dilini, kültürünü, kimliğini koruyabildiği kadar var olabilir. Dil, bir halkın varlık göstergesi ve kültür, kimlik, kendine olan inancın geliştirilme aracıdır. Her toplum varlığını diliyle ifade eder.
Kürtler üzerinde aynı zamanda kültürel soykırım politikaları uygulandı. Bunun ilk kalesi de dildir. Onun için dilde başladılar. Sömürgeci okulları ve eğitim sistemin en ücra yerere kadar getirdiler. Dilimizi, kültürümüzü yasakladılar. Sömürgeciye, zihniyetine hizmet eden bir eğitim cenderesiyle varlığımıza kastettiler. Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin Kürtler üzerinde uyguladıkları politikalara bakın, hepsi aynıdır. Kültürel soykırım ve asimilasyon politikaları esastır. Kürdistan toplumu büyük oranda asimile olmuş; Kürt dili, kimliği ve kültürü yok olmak ile yüz yüze kalmıştır. Dolayısıyla anadilin öğrenilmesi ve anadilde eğitim Kürt toplumu için önemi çok çok önemlidir. Fakat gelişen Rojava Devrimi mevcut durumu yerle bir etmiştir.
BAAS rejimi eve hapsetmişti
BAAS rejimi Kürtler üzerinde Türk devletinin aksine daha sistematik bir baskı ve asimilasyon politikası uyguladı. Kürtler evlerinde Kürtçe konuşuyordu. Fakat devlet kuruluşlarında ve okullarda Kürtçe konuşmak, dil kurumları açmak, ana dilinle siyaset, eğitim, edebiyat vb. yapmak yasaktı. Kürtçe bir kitap çıkarmak bile yasaktı. Örneğin 90 ve 2000’li yıllarda Kürt aydınlarının çoğunluğu kendi dilleriyle okuyamadıkları, yazamadıkları bir yerde yaşamak istemediler. Bu nedenle bir kısmı Güney Kürdistan’a gitti. Bu durum toplumda aslında bir travma yaratıyordu. Okullarda verilen eğitimle Kürt çocukları zamanla kendi dilinden uzaklaştırılıyordu.
BAAS rejimi döneminde Rojava’da Kürt dili çalışması yürütüldü ama bütün çalışmalar gizlice ve evlerdeydi.
BAAS, Kürtçeyi resmi olarak kabul etmedi. Sadece Kürtleri değil, Süryanileri, Ermenileri, Türkmenleri vb. halkları azınlık olarak dahi görmedi. Yok saydı. Arapları ve Arapçayı hep üstün kıldı.
Şimdi yeniden tarih sahnesinde
Bugün Rojava Kürdistan’ında demokratik özerklik bünyesinde çok dilli bir eğitim sistemi mevcut. Yok sayılan, ötekileştirilen tüm halk ve inançlar Rojava Devrimi ile yeniden tarih sahnesinde çok güçlü bir şekilde kendi dilleri, kimlikleri ve kültürleri ile kendilerini temsil edebilme imkanına kavuştu. Örneğin bugün Rojava’da 3 resmi dil var. Kürtçe, Arapça ve Süryanice bu her 3 dilde demokratik özerk yönetimin resmi dilleri.
Eğitim sistemimiz de bu anlayış ve esasa dayanıyor. Demokratik özerklik ve demokratik-ulus anlayışına dayanıyor. Zaten Rojava Devrimi’nin başarısının en büyük sırrı da bu. Bütün kimliklerine yeniden hayat vermesidir. Rojava Devrimi sadece Kürt dili ve kültürünün değil, diğer dil ve kültürlerin de kendisini yeniden var etmesini sağladı. Böylesi bir etkide bulundu. Rojava Devrimi bugün halkların özgürlük ve demokrasi umudu olarak gelişmeye devam ediyor.
Giderek büyüyor, kalitesi artıyor
Sistemimiz yenidir, eksiklikleri var. Fakat gittikçe eğitim kalitesini daha da yükseltmeye çalışıyoruz. Rojava Devrimi başladığında anadil çalışmalarımızın temeli zayıftı. Ama dilimizi geliştirmek, siyaset, sanat, kültür, bilim vb. her alanda kullanılabilecek standartlara kavuşturmak için yoğun çalışmalar yürüttük ve hala yürütüyoruz. Bu doğrultuda adım adım ilerleyecek planlamalarımız var. Uzun ve kısa vadeli hedeflerimiz var. İlk aşamada anadil çalışmalarını yürütecek, Kürtçeyi halka öğretecek çok sayıda kadro yetiştirildi. Bugün bu kadroların sayısı ihtiyacı karşılamakta yine de yetersizdir. Eğitim verecek öğretmenlere ihtiyaç var, yetiştirilmesi zaman alıyor. Örneğin ben gönüllü olarak bu görevi üstlendim.
Eğitim komitesine bağlı dil kurumları var. Eğitim komitesi ile yürütülen tartışmalar ardından okullardaki eğitim sistemi yanında tüm topluma Kürtçe dilini öğretecek dil eğitimleri başlatılmasını önerdik. Bu talep kabul gördü. Gerçekten bugün kadını, genci, yaşlısıyla 100 binlerce insanımız Kürtçe dil eğitimi almak istiyor.
Bu temelde dil kurumumuzun çalışmaları da hem kendi çalışma alanını geliştirme hem de toplumun eğitim ihtiyacını karşılamak için her geçen gün büyüyor. Rojava Devrimi ile birlikte demokratik özerk yönetim bünyesinde oluşturulan Demokratik Toplum Eğitim Komitesi de anadilde çok dilli ve kültürlü eğitim sistemini geliştirerek Rojava’daki eğitim sisteminin mihenk taşı olmayı sürdürüyor.
‘Kürdistan’a ceza ve kapatma
Diyarbakır’da bir grup Kürt işveren tarafından 4 Nisan 2014 yılında kuruluşu ilan edilen Kürdistan Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (KÜRDSİAD) adında ve tüzüğünde “Kürdistan” kullanıldığı için Diyarbakır Valiliği’nin yaptığı suç duyurusu üzerine derneğin geçici yönetim kurulu başkanı Abdulbaki Karadeniz hakkında açılan davada karar çıktı. Diyarbakır 14 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, dernek tüzüğünde “Kürdistan” kelimesi kullandığı gerekçesiyle Karadeniz’in, “Dernekler Kanununa muhalefet ettiği” iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi istendi. Davanın karar duruşmasına, DTK soruşturmasında tutuklu olan Karadeniz, SEGBİS ile davaya katılırken, avukatı hazır bulundu. Mahkeme, Abdülbaki Karadeniz’i derneğini tüzüğünde “Kürdistan” kelimesini kullanarak, “Dernekler kanununa muhalefet” suçundan 10 ay hapis ve 820 TL adli para cezasına çarptırdı. Karadeniz’e verdiği cezasının ertelenmesine karar veren mahkeme, Kürdistan Sanayici ve İşadamları Derneği’nin feshedilmesine hükmetti.
KUZEY KÜRDİSTAN
Kürt dili için kara yıldı
AKP hükümetinin son 1.5 yıldır sürdürdüğü politikaları Kürt dili için “kara bir yıl” olarak değerlendiren Amed’deki 5 örgüt, “Devlet 1990’ların bile gerisine gitti, yüzyıllık inkar ve asimilasyon politikaları şiddetlenerek devam ettiğinin göstergesidir” dedi.
5 meslek ve insan hakları örgütü, 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla Amed Barosu Adli Yardım Binasında basın toplantısı düzenledi. Amed Barosu, İHD, Tabip Odası, MAZLUM-DER şubeleri ile TİVH Temsilciliği yöneticilerinin katıldığı toplantıda, basın metninin Türkçesini Baro Başkanı Ahmet Özmen, Kürtçesini ise İHD Yöneticisi Avukat Hasan Yalçın okudu. Türkiye’de anadilde eğitim hakkı ve Kürtçenin kamu hizmetlerinde kullanımının verilen siyasi ve hukuki mücadeleler sonucunda kabul edildiğini anımsatan Özmen, “Kürtçenin kamusal alanda kullanımı, önceki hükümetler ve 15 yıllık AKP hükümeti döneminde gerekli anayasal ve yasal güvencelere kavuşturulmamıştır. Geride bıraktığımız 2016 yılı, bu konuda özellikle kara bir yıl olarak tarihe geçmiştir” diye vurguladı.
Kürt dili üzerindeki baskılara değinen Özmen, bu çerçevede Aydın’da 5 lise öğrencisinin Kürtçe şarkı söylediği için gözaltına alındığı, Kürtçe eğitim veren ve 250 öğrencisi olan Ferzad Kemanger Okulu kapatılarak öğrencilerin anadilinde eğitim hakkından mahrum bırakıldığını, kayyum atanan belediyelere bağlı kreşlerinin kapatıldığını, bu kreşlerde uygulanan anadil temelli çok dilli evrensel bir eğitim modelinin yerine Türkçe tek dilli bir müfredat dayatıldığına dikkat çekti.
Kürtçe düşmanlığı azdı
Kürtçe tiyatro yapan Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nun çalışanları işten çıkarıldığını, KHK’lerle Kürtçe yayın yapan radyo, televizyon, gazete, dergi, dernek ve haber ajanslarının tamamının kapatıldığını hatırlatan Özmen, Kürtçe yayın yapan basın kurumlarının onlarca çalışanın gözaltına alındığını ve birçoğunun tutuklandığını dile getirdi. Birçok Kürt yazarın, çalıştıkları kamu kurumlarında Kürtçe yazdığı için KHK ile ihraç edildiğini, birçoğunun tutuklandığını da sözlerine ekleyen Özmen, şöyle devam etti: “Tüm bu gelişmeler, maalesef devletin 1990’ların bile gerisine gittiğini, yüzyıllık inkar ve asimilasyon politikalarının şiddetlenerek devam ettiğinin göstergesidir. Hukuk ve insan hakları örgütleri olarak hükümeti, 21 Şubat Dünya Anadil Günü ruhuna uygun davranmaya ve Dil Hakları Evrensel Bildirgesi’ni resmen tanıyarak gereğini yerine getirmesini talep etmekteyiz.”
‘Dillere kilit vuran Anayasa’ya Hayır’
Avrupa Süryaniler Birliği, Demokratik Çerkes Kongresi Girişimi, Ermeni Kültür Derneği ile Hemşin Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği’nin de aralarında bulunduğu kurum ve kuruluşlar, kökleri bu topraklarda olan halkları yok sayan ve dillerine kilit vuran Anayasa değişikliğine ‘Hayır’ dediklerini belirtti.
Aralarında Avrupa Süryaniler Birliği (ESU), Demokratik Çerkes Kongresi Girişimi, Ermeni Kültür Derneği, Hemşin Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği’nin (HADİG) de bulunduğu çok sayıda kurum ve kuruluş, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şunlar belirtildi: “Bu topraklarda kendi renkleriyle ortak bir yaşamı örmeye çalışan; Laz, Gürcü, Hemşin, Pontos, Türk, Kürt, Arap, Rum, Ermeni, Boşnak, Tatar, Arap, Zaza, Türkmen, Azeri, Yahudi, Pomak, Roman, Çerkes, Süryani, Alevi, Êzîdî ve tüm halkları egemenler tekçi, yasakçı, inkarcı, ırkçı ideolojisi ve asimilasyon politikalarıyla yıllardır yok saydı ve saymaya devam ediyor. Dilimize kilit vurarak, tarihimizi yok ederek, kendi tarihlerini yazarak, kültürlerimizi yok sayarak, yaşam alanlarımızı rant için yağmalayarak, tek tipçi anlayışı dayatarak nefes almamızı engellemeye çalışan egemenler, bugün de kendilerine yakışan yöntemlerle akıllara durgunluk verecek bir Anayasa değişikliğini referanduma götürüyorlar. Bu Anayasa ile kökleri bu topraklarda olan biz halkları yok sayıyorlar….Anayasa teklifine ‘Hayır’ diyoruz.
Bu toprakların gerçek sahipleri olan biz halklar, çocuklarımıza kendi dilimizde gülebildiğimiz, kendi dilimizde ağıt yaktığımız, kendi dilimizde sevgi sözcükleri söylediğimiz, kendi dilimizde masallar okuduğumuz, ninniler dinlediğimiz, kendi dilimizde oyunlar oynadığımız, kendi dilimizde eğitim görebildiğimiz bir dünya bırakmak istiyoruz. Unutturulan, kaybolan, yok olan diller, kaybolan hayatlarımız, tarihimiz, geleceğimizdir. Anadilini bilmeyen yarım insandır. Bu yüzden diyoruz ki; kendi anadilimizde özgürce konuşacağız, kültürlerimizi yarınlara taşıyıp yaşatacağız. Asimilasyonlara, sözümüzle, kalemimizle, sanatımızla, yüreğimizle karşı duracağız ve anadillerimizle konuşabildiğimiz özgür bir yaşamı kuracağız.”
Welat’ın ardılları

Uzun yıllar yasaklanan Kürtçenin öğrenilmesinde okul görevi gören 1992’de yayın hayatına başlayan Welat gazetesi ve ardılları hep baskıların hedefi oldu. En son KHK ile kapatılan tek günlük Kürtçe gazete Azadiya Welat’ın editörleri, iktidarların tüm ağır baskılarına rağmen bu geleneği sürdürdüklerini dile getirdi.
Yasaklanan ve konuşanların ağır işkencelerden geçirildiği, katledildiği bir dönemde 22 Şubat 1992 tarihinde yayın hayatına başlayan Welat ve Welatê Me gazetelerinin ardılı olarak bilinen tek Kürtçe günlük gazete Azadiya Welat, yayın hayatının 10’uncu yılında, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 29 Ekim 2016’da kapatıldı.
15 Ağustos 2006’da “Roj ji welat hiltê” sloganıyla yayın hayatına başlayan Azadiya Welat, aynı zamanda Kürt gazeteciliği açısından bir okul işlevini görerek, çalışanlarına yıllarca devletin uyguladığı tüm ağır baskı ve saldırılarına rağmen, hakikat yolunda bir yayıncılığı izledi. Kapatılan gazetenin editörleri ile yaşananları konuştuk.
Gazete kapatılınca Kürtçe yayın yapan Rojeva Medya gazetesinde çalışmaya başlayan editör Zeynel Abidin Bulut, “Azadiya Welat’ın yaşadığı en ağır süreç AKP hükümeti dönemidir. Keyfi kararlarla kapatıldı” dedi. Apê Musalardan Rohat Aktaşlara kadar verdikleri sözleri tutarak bugün Rojeva Medya gazetesiyle bu geleneği sürdürdüklerinin altını çizen Bulut, şunları söyledi: “Gazete aynı performans, rol, misyon ve politika ile yayın hayatına devam ediyor. Apê Musalar, Rohat Aktaşlar ve nice arkadaşların yolunda hakikati yazmaya devam edeceğiz. Kalemleri yerde kalmayacak.”
Rojeva Medya gazetesinin Kirmanckî (Zazakî) sayfası editörü Emrah Kelekçier, “Ağır saldırılara karşı gazete farklı isimlerle varlığını sürdürmüştür. Gazeteler belki ilk yayın hayatına başladığında sadece Kurmancî lehçesiyle yayın yapıyordu. Ancak son yıllarda Kirmanckî sayfalarına da yer vererek, içeriği her geçen zenginleşiyor” diye konuştu. Welat gazetesiyle başlayan Kürtçe gazetecilik serüveni ve Azadiya Welat ile Rojeva Medya gazeteleriyle devam eden bu yayıncılık insanların hafızlarında Kürtçe okul ve akademiler gibi yer edindiğine dikkat çeken Kelekçier, “Özellikle bu gazeteler dil konusunda binlerce kişiyi yetiştirdi. İsimler çok değişmiş olabilir, ancak içerik ve çizgiyle bu yayın devam ediyor. Bu geleneğe laik olmaya çalışacağız” dedi.
AMED